1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

EKONOMİ

Ekonomik krize borç reçetesi

Alman devletinin borcu çığ gibi büyüyor. Federal devlet, eyaletler ve belediyelerin borç toplamı 1,7 trilyon euroyu aştı. Ancak kamu borçlanmasının durgunluğa çare olabileceğini savunan uzmanlar da var.

default

Kamuoyu, devletin aşırı miktarda borçlanmasını büyük bir tehlike olarak görür. Oysa devletin borç altına girmesinin önemli bir fonksiyonu olabileceğini söyleyenler de var.

Hans Böckler Vakfı makro ekonomi ve konjonktür araştırmaları bölümü başkanı Gustav Horn da kamu borçlanmasının ekonomi politikaları açısından yararlı olabileceği savını şöyle gerekçelendiriyor:

‘Gerçekten borçlanma işe yarayabilir. Örneğin durgunluk varsa, özel yatırımlar ve tüketim harcamaları düşüyorsa devlet duruma borçlanarak müdahale edip özel sektör ve tüketicinin yerine yatırım yapar, tüketim harcamalarını arttırır ve ekonomik gelişmeyi yeniden rayına oturtur. Böylece özel yatırım ve tüketim harcamalarının artması için sinyal vermiş olur. Borçlanmak suretiyle ekonominin kötülemesi ve işsizliğin artması önlenmiş olur.’

Kriz dönemlerinde borçlanmanın bütün dünyada ekonomi politikası açısından yararlı bir operasyon addedildiğini ifade eden ekonomist Horn bu hipotezin yaygınlık derecesinin devletten devlete farklılık gösterdiğini de sözlerine ekliyor.

‘Durgunluk borçlanmayla aşılabilir’

İktisat tarihçisi Werner Abelshauser de kamu borçlanmasının konjonktür uyarıcısı olabileceği görüşüne katılıyor. Abelshauser öncelikle altyapı ve araştırma yatırımlarının devlet tarafından krediyle finanse edilmesi gerektiğini savunuyor. Ancak Abelshauser, devletin örneğin eğitim gibi alanlarda ve geleceğe yönelik yatırımlar için borçlanabileceğini belirtiyor.

Devlet bu görevi yerine getirebilmek için tahvil karşılığında kredi alıyor. Sabit faizli borç senetleri en sağlam yatırım aracı kabul edildiğinden, yatırımcıya huzur içinde servet edinme fırsatı yaratmış oluyor.

Bugünün borçlarının ceremesini gelecek nesillerin çekeceği şeklindeki teze iktisatçılar katılmıyorlar.

Alman iktisat tarihçisi Werner Abelshauser, sloganlaştırılan bu savın doğru olmadığını çünkü her neslin, yarattığı milli gelirle yaşadığını ve milli gelirin de gelecek dönemlere aktarılamayacağını hatırlatıyor.

Ekonomi uzmanı Gustav Horn da kamu borçlarının gelecek nesillerin başına mutlaka dert açması gerekmediği görüşünde. Horn, ‘Borç taksitleri ve faizler tabii ki gelecek nesiller tarafından da karşılanacaktır. Ama karşılığında devletin borç senetleri de miras şeklinde intikal edecektir. Borçla birlikte servet de miras kalır. Bundan da gelecek nesiller kâr eder’, diyor.

Borç değil, ek borçlanma azalıyor

Aslında devletin borçlanma alanının dar tutulması ve kredilerin, maliyetini çıkaracak uzun vadeli yatırımlara harcanması gerekiyor. Alman anayasası sadece makro ekonomik dengelerin bozulma tehlikesi karşısında olağanüstü borçlanmaya gidilebileceğine hükmediyor.

Alman Ekonomik Araştırmalar Enstitüsü uzmanlarından Winfried Fuest bütün iktidarların ilgili anayasa maddesini esnek tuttuğunu ve her ekonomik dengesizlikte politikacıların aklına bu maddenin geldiğini söylüyor. Fuest, ‘Tam istihdam, dengeli ticaret bilançosu ve fiyat istikrarının buluştuğu tam dengeli dönemler hiç olmadı. Politikacılar da bunu hep daha fazla borçlanma ruhsatı olarak kullandılar’, diyor.

Borç freninin gevşetilmesinin kamu maliyesinin finans piyasası aracı olma özelliğini zayıflattığını belirten ekonomi uzmanı bütün partilerin borçları azaltmayı vaat ettiğini ama bununla sadece ek borç miktarının düşürülmesini kastettiğinin seçmenin gözünden kaçtığını ifade ediyor:

‘Bir önceki hükümeti borçlanma sınırını aştığı gerekçesiyle anayasa mahkemesine şikayet eden hükümet de aslında aynı şeyi yapıyor. Almanya’nın borç stoku her yasama döneminde biraz daha arttı. Ama Almanya borçlarını hiçbir zaman azaltmadı. Siyasetçiler borçları azaltmaktan söz ederken sadece borçların artış hızını düşürmeyi kastediyorlar.’

© Deutsche Welle Türkçe

Klaus Ulrich / Çeviren: Ahmet Günaltay

Editör: Ayhan Şimşek