1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

"Ekonomik canlılık için geçmişten ders alınmalı"

Küresel kriz, Almanya dahil birçok ülkede etkili oluyor. Deutsche Welle ekonomi editörü Rolf Wenkel, konjonktürel canlılığı sağlamak için ekonomi politikalarında yapılan hataları gözden geçirmeye çağırıyor.

default

Symbolbild Rezession Finanzkrise Weltwirtschaft Bauindustrie Depression Foto: dpa Grafik DW/Olof Pock 10.12.2008

Yanlış anlamaları önlemek için peşinen söyleyelim: Serbest rekabet hala ekonomi uygulamaları arasında en iyisi. Ancak rekabeti belli şartlara bağlamadığınız, sınırlar çizmediğiniz, bir çeki-düzen vermediğiniz sürece, adeta bir cangılı andıran bu ortamda “yırtıcı hayvanlar”ın üstünlük kazandığı da bir gerçek. Alman siyasi sisteminin önde gelen iki partisi – içinde bulunduğumuz dönemde Sosyal Demokrat Parti için belki pek belirgin olmasa da - uzun yıllardır sosyal piyasa ekonomisi denilen bu ekonomik modeli savunuyor.

İki deney başarısızlığa uğradı: Sosyalizm, insanın özünde iyi olduğuna inandı. Sosyalist sistem adına beş yıllık planlar hazırlayanlar, aradan 40 yıl geçtikten sonra, gerçeklerin planlarıyla ilgisi olmadığını, üstüne üstlük, insanların da sisteme tamamen sırtlarını döndüğünü hayretle fark ettiler.

Deutsche Welle ekonomi editörü Rolf Wenkel

Deutsche Welle ekonomi editörü Rolf Wenkel



Turbo-kapitalizmin iflası

Buna karşılık turbo kapitalizm diyebileceğimiz günümüz kapitalizmi, tek taraflı olarak işverenlere avantaj sağlıyor. Çalışanlardan ücret artışını unutmaları talep edilirken, kamunun ekonomik faaliyetlerden tamamen uzaklaşması ve özelleştirme öne çıkarılıyor. Bu sistemde, kar girişimcinin, zarar ise vergi mükellefleri ve geleceğimize, yani çocuklarımıza havale ediliyor. Bu haliyle bu kapitalizm de iflas etmiştir.

İstediğiniz kadar bir firmayı etkinlik ve üretkenlik ölçütlerini gözeterek idare edin; talep olmadığı, ürünlerini satabileceği tüketiciler olmadığı sürece bir şirketin hayatta kalması mümkün değildir. Aslında işin özü gayet basit: Tüketicinin daha fazla tüketebilmesi için daha fazla paraya ihtiyacı var.

Bugünlerde neo liberallere reçetelerinin başarısızlığa uğradığı eleştirisini getirdiğinizde, başarısızlığın asıl nedeninin, reçetelerin öngördüğü neo liberal politikaların kararlılıkla uygulanmadığında yattığı karşılığını alıyorsunuz. Bir başka deyişle, ücretlerin daha da düşürülmesi, daha az ücretle daha fazla çalışma süresi, şirketlere daha az vergi, çalışanın iş güvencesi haklarının ise gevşetilmesi talep ediliyor.

Belki de John Manyard Keynes’in görüşlerinin yeniden bir rönesansla gündeme gelmesinin zamanı geldi. Keynes’in öğretisi 1950-1974 arası dönemde gayet iyi işlemiş, kriz belirtilerinde devlet güçlü ve özgüvene sahip bir ekonomik aktör olarak devreye girmiş ve yalpalayan konjonktür açısından itici bir etkide bulunmuştu. Ekonomik canlılığı bu şekilde etkileyecek bir ekonomik faktöre özellikle 2009’da çok büyük ihtiyaç duyuluyor.

DW TÜRKÇE'Yİ TAKİP EDİN