1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

EKONOMİ

Ekonomi falcıları konuştu

İktisatçıların ve araştırma enstitülerinin 2011 yılıyla ilgili sayısız tahminleri kıyaslandığında, Almanya açısından ihtiyatlı ve iddialı tahminlerin çoğunlukta olduğu görülüyor.

default

Almanya’nın en büyük sigortacılık şirketi Allianz’ın baş iktisatçısı Michael Heise Financial Times Deutschland gazetesi tarafından 2010 yılının tahmin şampiyonu seçildi. Heise de sayılı uzman gibi krizin ardından yapılan tahminlerin aksine Almanya’nın 2010'da çok daha iyi bir ekonomik gelişme göstereceğini söylemişti. Heise krizi depresyon başlangıcı olarak değil, Amerikan yatırım bankası Lehman Brothers’in iflas etmesinin şokuyla donup kalma olarak tanımlamıştı. Ona göre kriz 2009 sonunda atlatılmıştı ve 2010 hızlı bir toparlanma yılı olacaktı. Ama geçmişte isabetli tahminde bulunmuş olmak, 2011 yılı sonunda da haklı çıkmayı garantilemek anlamına gelmiyor.

Michael Heise

Michael Heise

Uzun bir büyüme dönemine girildiğini söyleyecek kadar cesur olmadığını belirten Michael Heise, 'Bu iyimser tahminin kriz sırasında ağır bir resesyona sürükleneceğimizi söyleyenlerden gelmesini hayretle karşılıyorum. Sanki bir anda her şey değişmişçesine. Bence ihtiyatlı olunmalı' diyor.

Dış faktörlerdeki belirsizlik

Allianz baş iktisatçısının 2011 yılıyla ilgili ekonomik tahminleri de ihtiyatlı iyimserlik yansıtıyor. Almanya hükümeti büyüme hızının yüzde 1,8 olacağını tahmin ederken, işverenler konfederasyonu yüzde 2’lik büyümeyi gerçekçi buluyor. Michael Heise bu kez de onlardan iyimser ve Alman ekonomisinin bu yıl yüzde 2,6 oranında büyümesinin sürpriz olmayacağını söylüyor. Konjonktürdeki düzelme dinamiğinin zayıflamaya başlamasına rağmen canlanmayı teşvik edici faktörlerin halâ etkili olduğu görüşünde. Canlanmanın riskli bir dönemeçte olduğunu da gizlemiyor.

Heise'ye göre, frenleyici faktörlerin başında euro krizi ve krizin mali dengeleri zorlama riskinin ortadan kalkmamış olması geliyor. Uzman, Amerikan ve Çin paraları arasındaki kur gerginliğinin dolar devalüasyonuna yol açması kadar hammadde fiyatlarının bütün hesapları altüst etme ihtimalinin de göz önünde bulundurulmasını tavsiye ediyor.

Dolar ve hammadde fiyatları iktisat uzmanı Heise’yi euro krizi kadar endişelendirmiyor. Onu öncelikle Avrupa ülkelerinin finans piyasası karşısında tek ses olamamasını eleştiriyor ve euronun aslında son derece başarılı olduğunu şu örneklerle anlatıyor:

"1999 yılından bu yana ABD’de yedi milyon, Avrupa’da ise 13 milyonluk ek istihdam yaratıldı. Satın alma gücü korundu, enflasyon ortalaması yüzde 2’de kaldı. ABD’nin enflasyon oranı daha fazlaydı. Onbir yılda euronun dolar paritesi arttı. euronun küresel döviz rezervi içindeki payı yüzde 18’den yüzde 27’ye çıktı. Euro bölgesinin cari ödemeler dengesi de dengeli bir seyir gösterdi."

Siyasetin görevi

Allianz sigortacılığın baş iktisatçısı Michael Heise euronun öncelikle Almanya’ya yaradığını belirtiyor ve istikrarlı Alman Mark’ı yılda ortalama yüzde 2,6 oranında değer kaybederken, euroya geçişten sonra Almanya’daki ortalama enflasyon oranının yüzde 1,5’ta kaldığını hatırlatıyor. Ölçülü ücret politikası sayesinde Almanya’nın ihracat hacminin son onbir yılda yüzde 90 oranında genişlediğini de sözlerine ekliyor. Euronun istikrara kavuşturulmasının Almanya’nın çıkarına olduğunu belirten Heise, ortak para birimine güven duyulmasını sağlamada politikacılara önemli görevlerin düştüğünü vurguluyor. Michael Heise'nin kısa durum değerlendirmesi şöyle:

"Piyasalar, konjonktürün bütün euro ülkelerinde istikrara kavuşturulmasını ve devlet bütçelerinin dengelenmesinde ilerleme kaydedilmesini bekliyor. Açıkların küçülmeye başladığını görüyoruz. Ama aynı zamanda konjonktürün de canlanması gerekiyor. Bunu başardığımız zaman güvensizlik kısa zamanda ortadan kalkar. Ama ne yazık ki henüz o durumda değiliz."

© Deutsche Welle Türkçe

Rolf Wenkel / Çeviren: Ahmet Günaltay

Editör: Hülya Topcu

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız