1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

Ekonomi dünyasının gözü Brexit’te

23 Eylül 2016

Britanya’nın AB’den ayrılışının tam olarak ne zaman ve ne şekilde gerçekleşeceğine dair henüz net bir yol haritası çizilmemesi, tarafların yanı sıra dünya ekonomisindeki başka aktörleri de endişelendiriyor.

https://p.dw.com/p/1K7RX
London Demo gegen Brexit
Fotoğraf: picture-alliance/dpa/A. Rain

Britanya Avrupa Birliği'yle yola devam etmeme kararı aldığından bu yana Londra merkezli bankalardan Wall Street'e, Japon araç üreticilerinden küçük ölçekli İngiliz işletmelerine kadar birçok yatırımcı, İngiliz hükümetinden Brexit'in kendileri için ne ifade edeceğine dair net ifadeler duymayı bekliyor.

Britanya cephesinden ise şu ana kadar gelen en net açıklama Başbakan Theresa May'in ayrılık bildiriminin yıl sonunda önce yapılmayacağı ve Britanya'nın kötü bir anlaşmaya 'evet' demeyeceği yönündeki ifadesi oldu. Wall Street'in önemli isimleri ile Citigroup ve Amazon gibi büyük Amerikan firmalarının yöneticileriyle New York'ta biraraya gelen May, ‘'Birleşik Krallık için en uygun olan uzlaşma gerçekleşecektir, bu uzlaşma aynı zamanda ticaret açısından da en doğru olanı'' diye konuştu. May ayrılığın kesin olarak gerçekleşeceğini, ayrılık sürecine ilişkin hazırlıkların da birkaç ay alabileceğini sözlerine ekledi. Başbakan ayrıca Brexit'in Britanya'nın dünyaya sırtını dönmesi anlamına gelmediğini vurguladı.

Amerikalı ekonomist Muhammed El Erian'a göre Britanya'nın üyelikten ayrılış sürecinde temkinli bir uzlaşma tarzını benimsemesi ve ani güncellemelerden kaçınması, piyasaları kısa vadede rahatlatıyor. Reuters'a konuşan El Erian, ‘'Yokuş aşağı düzensiz değişkenliklerin önünü almak için hükümetin mevcut AB ticaret düzenlemelerine güvenilir bir alternatif bulması ve büyümede meydana gelebilecek olası yetersizlikleri telafi etmek için alternatif politikalar izlemesi gerekecek'' dedi.

Schulz: Önünde bol seçenekli bir menü yok

Öte yandan Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz tam üyelik dışında kalan her türlü düzenlemenin bazı anlaşmalardan yoksunluk anlamına geldiğini vurgulayarak, ‘'Birlikten ayrılık kararı alan Britanya'nın önünde de bol seçenekli anlaşmalardan oluşan bir menü olmayacağını'' söyledi.

Schulz, Avrupa Parlamentosu'nda temel özgürlüklerin birbirinden ayrılamayacağı yönünde yaygın bir görüş olduğunu savundu. Bu görüşe göre, insanların serbet dolaşım hakkı olmadan ticari mallar, sermaye ve hizmetlerin de serbest dolaşımının söz konusu olamayacağını söyleyen Schulz, ‘'Kamyonlar ve Hedge Fonları sınırları özgürce aşabildiği halde vatandaşların böyle bir özgürlüğünün bulunmadığı bir Avrupa hayal etmeyi reddediyorum'' diye konuştu.

Schulz, Britanya'nın 50. maddeye bağlı kalarak bir an önce bildirimde bulunmasını beklediklerini yineledi. Birlikten ayrılma sürecini düzenleyen Lizbon Anlaşması'nın söz konusu maddesi, bildirimin yapılmasından itibaren üyelikten ayrılma kararı alan devletler ile Birlik arasında iki yıllık bir müzakere süreci öngörüyor.

© Deutsche Welle Türkçe

Reuters / dpa , SÖ/HT