1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

AVRUPA

Edebiyatçılar Kürt açılımını değerlendirdi

Romanlarında Kürt sorununa eğilen yazarlar Oya Baydar ile Ayşe Kulin, demokratik açılım konusunda görüşlerini paylaştı.

default

Oya Baydar

Kürt sorunu Türkiye'de siyasi bakımdan çetin tartışmalar yaratıyor. Ancak bu siyasi gelişmeler konuyu etraflıca gündeme taşısa da, aslında edebiyatçılar bu soruna uzun süredir eserlerinde yer veriyor. Bu nedenle belki de Kürt sorununun, edebiyata siyasetten daha önce girdiğini de söylemek mümkün. Örneğin yazar Oya Baydar, 2008 yılında yayımlanan “Kayıp Söz” adlı romanında, kaybettiği sözü arayan yazar Ömer Eren’in Güneydoğu’ya yolculuğunu anlatıyor. Yazar bu romanda Güneydoğu’daki çatışma ortamının yarattığı yıkıma da dikkat çekiyor.

"Kayıp Söz" adlı romanı Almanca'ya da çevrilen Baydar’ın Türkiye’deki demokratik açılıma ilişkin görüşleri ise şöyle:

“Bu süreç belki istenilen noktaya varamayacak. Çünkü bana sorarsanız, istenilen nokta şudur: Kürtlerin de, bütün Türk olmayan kişilerin de, bireylerin de, halkların da Türkiye'de eşit haklara kavuşması. Bu son derece önemli. Benim ne hakkım varsa, onların da o hakları olmalı. Bugün için bu yok. Açılımın en önemli tarafı bu. Bunun için de dil var tabii, şu var bu var. Bu savaşın durması, bu ölümlerin artık bitmesi. Açılımın sonuna kadar vardırılmayacağını düşünüyorum, bir sürü engel var önünde. Ama hiç değilse Türkiye’de artık bunu rahatça konuşmaya başladık. O rahat konuşma bazı şeylerin yollarını da açacaktır. Hemen olmayacaktır, belki hatta daha kötü ve acı günler de geçireceğiz arada. Ama sonunda sanıyorum ki her adım, her söz, her konuşma işte o kaybettiğimiz sözlerin bulunmasını sağlayacak.”

'Bir Gün' Kürtler'den daha fazla tepki aldı

Ayse Kulin

Ayşe Kulin

Kürt sorununa eserlerinde yer veren bir diğer yazar da Ayşe Kulin. Kulin'in 2005 yılında yayımlanan “Bir Gün” adlı romanı, gazeteci Nevra'nın hapisteki Kürt siyasetçi Zeliha ile söyleşisi etrafında şekilleniyor. Bir Gün”, İsviçreli yayınevi Unionsverlag'ın Türk edebiyatından önemli eserleri seçerek oluşturduğu “Türk Kitaplığı” projesi çerçevesinde Almanca'ya çevrilen 20 kitaptan biri. “Bir Gün”ün yayımlandığı dönemde beklediği kadar ses getirmediğini belirten Kulin, Türkler'den tepki beklerken, Kürtler’in kendisine bu roman yüzünden daha fazla tepki gösterdiğini söylüyor. Kulin, "bir edebiyatçıya Kürt sorunun çözümünde rol düşüyor mu?" sorusuna ise şöyle yanıt veriyor:

“Öyle düşündüğüm için yazdım "Bir Gün"ü. Ben kendi açılımımı o kitabımla yaptım ve ses getireceğimi zannettim. Ama Türkiye hakikaten ilginç bir ülke, getirmedi ses. Ben o kitabın verdiği mesajı kimseye iletemedim. Türkler'in bana kızacağını biliyordum, çünkü Kürtlerin açısından da bakıyordum olaya, ama Türklerin açısından da bakıyordum. Çünkü ben neyi yazarsam yazayım tarafsız kalmaya çalışıyorum. Bana Kürtler daha çok kızdı Türkler'den ve bu beni çok düşündürdü. Kürtler'in gerçeklerle yüzleşmesinde ne kadar hatalı olduklarını da belki o kitabı yazdıktan sonra fark etmeye başladım.”

Kürtler'e düşen sorumluluk

Ayşe Kulin, Türkiye'nin açılım sürecinde ilk defa Kürt sorununu çözmek amacıyla elinde geleni yapmaya çalıştığını belirtiyor:

“Türkiye'de Kürtlerle birlikte açılım kesinlikle şart” diyen Kulin, barışa giden yolda Kürtlere düşen bir takım sorumluluklar olduğu görüşünde:

“Çok zor bir konu bu Kürtler'le Türkler'in meselesi. Çünkü Kürtler bir bölgede yaşamıyorlar artık, dağılmış durumdalar. Türkiye’nin her tarafındalar. Türkiye’nin her tarafında dağılmış olan Kürtler'in illa ayrı bir Kürdistan istediğinden de emin değilim. İstanbul’daki niye gitsin? Kendi aralarında da bir açılım yapmaları lazım. Çünkü bir yerde, kızlarını okutmuyorlar, töre cinayetlerine mani olamıyorlar, vergi vererek yaşamak istemiyorlar. Bir aşiret sisteminden kendilerini çıkaramıyorlar. Kendilerini özgür bırakabilirlerse bir gün belki daha iyi anlaşacağız…”


Haber: Başak Özay

Editör: Ahmet Günaltay