1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

ALMANYA

Ebeveynler, çocuklarının başarısında kilit role sahip

Bu yıl 16'ıncı kez düzenlediği Göçmen Forumu'nda ortaya konan araştırma sonuçları ailenin eğitim seviyesi ile çocuklarının başarılarının yakından ilişkili olduğunu gösteriyor. Ancak bunun aksi örnekler var.

default

PISA Araştırması’nın 2009 yılı değerlendirme raporuna göre, öğrencilerin eğitim ve başarı düzeyi açısından Almanya bir önceki araştırmaya göre ilerleme sağladı. Araştırmaya göre, Almanya'da yaşayan göçmen çocukların eğitim durumunda da ilerleme kaydedildi.

Otto Benecke Vakfı'nın bu yıl 16'ıncı kez düzenlediği Göçmen Forumu'nun ana konusu da çocukların okuldaki başarısı ve Alman toplumuna uyumu konusunda ailenin oynadığı rol oldu. Otto Benecke Vakfı'nın Başkanı Dr. Lothar Theodor Lemper, düzenelenen 16'ıncı Göçmen Forumu'nun amacını şöyle özetledi:

''Çocukların topluma uyum sağlama ve okuldaki başarıları konusunda ebevynlerinin kökenleriyle belki bir ilişkisi olabileceği, bizce çok değinilmeyen bir konuydu. O nedenle araştırmacıların bu konuyu sonuçlarıyla beraber tartışacakları bir platform oluşturmak istedik. Yani, gençlerin içinde bulunduğu sosyal topluluk olan ailelerinin, eğitim düzeyine, eğitim konusunda aldıkları kararlara ve öğrencilerin başarı kabiliyetlerine nasıl etki gösterdiğini ortaya koymak istedik.''

''Türk aileleri eğitime büyük önem veriyor''

Forum'da konuşma yapan Bochum Üniversitesi Psikoloji Fakültesi'nden Dr. Birgit Leyendecker, yaptığı 10 yıllık bir araştırmanın sonuçlarını aktardı. Leyendecker, ister göçmen kökenli ister göçmen kökenli olmasın, çocukların okuldaki başarısının anne ve babanın eğitim düzeyi ile yakından ilişkili olduğunu vurguladı. Birkaç gün önce açıklanan son PISA araştırmasının da bunu tekrar kanıtladığını belirten Leyendecker, bu durumun Almanya'daki Türk kökenli ailelerde farklı olduğuna işaret etti:

''Eğer tek tek örneklere bakarsak genelde elde edilenden daha farklı sonuçlar da görmek mümkün. Örneğin Almanya'da anne ve babası ortaokul mezunu ya da hiçbir eğitimi olmayan bir aileden gelen Alman çocuklarının, üniversiteye gitmeyi başardıklarını görmek çok nadir görülen bir durum. Ama göçmen kökenli çocuklara bakarsak, ebeveylerinin ilkokul diploması olmasına rağmen ya da hiçbir resmi okul diploması olmamasına rağmen, üniversiteye gittiklerini görüyoruz. O zaman akıllarda genellemeye ters düşen şu oluşuyor. Bu çocuklar ebeveynlerinden somut bir destek görmeden nasıl bu başarıyı elde edebiliyorlar? Kim bu çocukları, nasıl teşvik ediyor?''

Dr. Leyendecker, bu durumun sırrını da keşfetmiş. Eğitim düzeyi ne kadar düşük olursa olsun, hem Türkiye'deki hem de Almanya'daki Türk kökenli ailelerin, çocuklarının eğitimine büyük önem verdiklerini belirtiyor.

Ailenin topluma uyum konusundaki rolü

Leyendecker, son dönemde Almanya'da sık sık tartışılan topluma uyum konusunda da ailenin iki büyük rolü olduğunu düşünüyor:

''Ailenin bu iki görevinden biri, çocuğun öncelikle aileye uyumunu iyi bir şekilde sağlamak. Yani çocukların kökenini bilerek yetişmesinden sorumlu. Bunu da çocuğun anadilini iyi öğrenmesine çalışarak, ailesinin geldiği ülkenin kültürünü öğrenip bu kültüre değer vermesi sağlanarak başarılabilir. Bununla beraber ailenin, çocuğunun dışarıya uyumu konusunda da sorumlulukları var. Aile, çocuğunun dışarıya açılmasına imkan ve cesaret vermekle yükümlüdür. Yani aile, öncelikle çocuğun sağlam bir temele sahip olmasını sağlamak, daha sonra da bu sağlam temele dayanarak çocuğun çevreye uyum sağlamaya, Almanca'yı iyi öğrenmeye, Alman külktürünü tanımaya ve kendisine sunulan bütün olanakları süzgeçten geçirerek kullanmaya teşvik etmelidir.''

Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti'nin Uyum Bakanlığı'na bağlı Lünen şehrindeki iki uyum organizasyonunun yöneticiliğini yapan Dr. Aysun Aydemir, Leyendecker'i destekliyor:

''Ailenin kesinlikle uyuma katkısının küçümsenmeyecek derece de var olduğunu biliyoruz zaten, hep öyleydi. Ailelerimizin Almancası yetersiz olsa bile 'bugün ne yaptınız, hangi konuları işlediniz ya da öğretmenleriniz ne anlattı' deyip annelerin babaların sorması bile genelde yetiyor. Çünkü ilk kuşaktan yola çıkacak olursak bizim annemiz babamız da bilmiyordu Almanca'yı. Ama en azından yanımıza oturup, 'dersinizi yaptınız mı' ya da 'nasıl bakalım, düzenli mi' bunlara en azından özen gösteriyorlardı. Ve bize destek olduklarını bu şekilde anlatıyorlardı.''

Toplantıda, Almanya'ya en çok göç eden Türk ve Rus kökenli ailelerin çocuklarının başarı ve topluma uyumunu karşılaştıran bir araştımanın sonuçlarını sunan Münih'teki Alman Gençlik Enstitüsü'nden Dr. Christian Alt da hem anadiline hem de Almanca'ya hakim olan gençlerin, diğer alanlarda da çok başarılı olduklarını gözlediklerini belirtti.

© Deutsche Welle Türkçe


Haber: Başak Demir


Editör: Hülya Köylü