1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Doğu Akdeniz'de sular ısınıyor

Gazze'ye yardım gemisine düzenlenen saldırı sonrası kopma noktasına gelen Türk-İsrail ilişkilerinde gerginlik her geçen gün artıyor. Uzmanlara göre, uluslararası camia yaşanan gerginliğe seyirci kalmayacak.

default

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türk savaş gemilerinin ileride Gazze’ye yardım götürecek Türk gemilerine eşlik edeceğini açıklaması Doğu Akdeniz’de suların ısınmasına neden oldu. Türk-İsrail savaş gemileri karşı karşıya gelir mi, gelirse ne olur? Ankara haklı olduğu konuda haksız duruma mı düşüyor? Emekli Korgeneral Armağan Kuloğlu ile konunun askerî boyutunu,  İsrail ile ilişkilerin normalleşmesi sürecine Dışişleri Bakanı olarak bizzat tanıklık etmiş, 1993 yılı Kasım’ında bu ülkeye tarihi bir ziyaret yapmış eski dışişleri bakanlarından Hikmet Çetin ile diplomatik boyutunu ve Sabancı Üniversitesi profesörlerinden siyaset bilimci Ersin Kalaycıoğlu ile olayın hukukî boyutunu konuştuk.

“Türkiye’nin bir saldırgan olarak takdim edilmesi riski var”

Prof. Ersin Kalaycıoğlu’na göre Türkiye,  Doğu Akdeniz’e savaş gemilerini göndererek “dünya gözünde İsrail karasularını ihlal eden ve İsrail ile savaşa yeltenen bir saldırgan ülke olarak takdim edilmesi tehlikesi ile" karşı karşıya kalabilir; bu nedenle Mavi Marmara’da 9 Türk vatandaşının öldürüldüğü ve Palmer raporunda da kabul edilen cinayet saptaması üzerine gitmesi ve bunun dışındaki girişimlerden Ankara’nın vazgeçmesi gerek.

Türkei Ministerpräsident Recep Tayyip Erdogan in Ankara

Recep Tayyip Erdoğan

Kalaycıoğlu şöyle konuşuyor: “Donanmayla Gazze'ye gideceksiniz, nasıl gideceksiniz, abluka bölgesinden geçeceksiniz,  İsrail abluka bölgesinde yani 20 milde veya dışındaki alanda bize birşey yapmayabilir ama karasuları var. Bizim Palmer raporuna yansıyan Dışişleri Bakanlığımızın temel savı Gazze'nin İsrail tarafından işgal altında olan ve onun kontrolü altında olan bir bölge olduğu, yani hukuken kabul ettiğiniz bir bölgeye gideceksiniz o zaman İsrail karasularını ihlal etmiş olmayacak mısınız? Türkiye'nin dünyada İsrail ile savaşa yeltenmekte olan bir saldırgan olarak takdim edilmesi riskini taşıyacağız. İsrail'in burada yapmış olduğu insanlık dışı davranışı hukuken cezalandırmak gibi bir yol varken birçok riskleri olan çatışmayı içeren bir yola nasıl gireceğiz ben bunun mantıklı olduğu düşüncesinde değilim. Şu anda raporun da kabul ettiği tazminat ve özür talebi, İsrail yanlış yapmıştır, katliamdır bunun kabul edilemezliğini hukuken de tespit ettirmek, bunun hukuken sonuçlarını istemek gerekir.”

Prof. Kalaycıoğlu’nun dikkat çektiği bir diğer önemli nokta ise konunun siyasi boyutu. Kalaycıoğlu, “Siyasi açıdan bakarsanız Gazze bölgesinin iki devlet ile sınırı var. Birisi İsrail diğeri Mısır. Sadece İsrail abluka uygulamıyor. Camp David anlaşmasına göre birinci derecede muhatap Mısır. Toprak sorunu, Arap halklarını ilgilendiren sorun Mısır birşey yapmazken, biz Mısır’ı ekarte etmeye mi çalışıyoruz onun yerine mi geçeceğiz, hangi temel siyasi veya hukuki gerekçeye oturuyoruz Mısır’ın kabul etmediği bir sorunu biz sorun olarak görüyoruz” diye konuşuyor.

"ABD ve NATO bir gerginliğe izin vermez"

Emekli Tümgeneral Armağan Kuloğlu ise “Doğu Akdeniz'de gerginliğin tırmanması ve bir savaş ihtimalini yakın görmek benim açımdan biraz zor” diyor ve “Türkiye ile Yunanistan arasında yaşanan gerginlikleri hatırlatarak uluslararası camianın Türkiye ile İsrail arasında benzer bir gerginliğe izin vermeyeceğini söylüyor. Kuloğlu, “Bugüne kadar Türkiye ile Yunanistan arasında bir takım gerginlikler oldu ama her ikisi de NATO ülkesi ve Batı blokunda yer aldığı için hem NATO hem de ABD itidal tavsiyesinde bulundu, diplomatik girişimlerle gerginlikler önlendi. Bu nedenle İsrail de her nekadar bir NATO ülkesi olmasa da genelde Batı ittifakı içinde yer alan bir durumda ve ABD’nin desteğine sahip. Bu kapsamda ben bir gerginilk ortamının üst seviyeye çıkacağını düşünmüyorum” diye konuşuyor.

Kuloğlu’na göre, Doğu Akdeniz’de gerginliği tırmandıracak bir diğer önemli konu Kıbrıs’ın sularında ve civarında petrol arama çalışmalarında bir ABD şirketi, İsrail, Güney Kore ve Kıbrıs Rum Kesimi şirketlerinin müşterek bir anlaşmaya varıp petrol aramaya başlayacak olması. “Bu durum Doğu Akdeniz'de İsrail ile olan gerginlikten daha fazla bir gerginlik yaratacak.  Bu nedenle uluslararası gücün devreye gireceğini, NATO ve ABD başta olmak üzere bu gerginliği yumuşatmak için bir takım girişimlerde bulunacağını değerlendiriyorum” diyor Kuloğlu. Türkiye-İsrail ilişkileri Kuloğlu’na göre, zaman içerisinde tam olarak bir özür anlamına gelmese de İsrail’in bunun yerine geçebilecek bir teşebbüsü ile bugünkünden daha az gergin bir durumda devam edecek.

The Mavi Marmara ship, aboard which Israel's deadly raid on a Gaza-bound flotilla took place on May 31, 2010, leaves the Haifa port, northern Israel, on its way to Turkey, Thursday, Aug. 5, 2010. Israeli commandos trying to prevent pro-Palestinian activists from breaking its blockade of Gaza killed eight Turks and one Turkish-American during the raid on one of the flotilla's six vessels. Israel has said the soldiers acted in self defense after being attacked as they boarded the Mavi Marmara, owned by an Islamic charity. (AP Photo/Ariel Schalit)

Mavi Marmara gemisi

Gerginlik kimsenin çıkarına değil”

Dışişleri Eski Bakanı Hikmet Çetin ise “Tabii ki İsrail'in Gazze'de yaptıkları tasvip edilemez, bir insanlık dramı ama Türkiye 2009'dan başlayarak Gazze konusunu kendi dış politika hedefi haline getirdi. Bence büyük yanlışlık orada yapıldı” diye konuşuyor.  Davos'ta başlayan süreçte Türkiye'nin çözümü son derece güç, tarafı çok yönlü olan Gazze konusunda taraf olduğunu iddia eden Çetin, “Bu bana göre bilerek ve isteyerek de yapıldı, ilişkileri giderek gerginleştirmenin bir anlamı yok. Bu ne Türkiye'nin ne de İsrail’in çıkarına. Tabii ki Mavi Marmara'da 9 Türk vatandaşının hunharca öldürülmesi kabul edilemez ama Mavi Marmara gönderilmeyebilirdi, o noktaya gelmezdi. İsrail de o konuyu yanlış yönetti. Öldürülmeden çözülebilirdi ama tüm bunlara rağmen konuyu germek yerine diyaloğun devreye girmesi lazımdı. İki tarafın da yararına değil. Bölge bu kadar karmaşıkken iki demokratik ülkenin, aralarında tarih boyunca sorun olmayan iki ülkenin bir şekilde diplomasi yolunu açarak bu sorunu çözmesi gerekiyor” diye konuşuyor

ABD’de seçim yılı olduğunu hatırlatan Çetin, Musevi lobisinin desteğinin kaybı ile Ermeni olayları konusunda Türkiye’nin zor bir döneme girdiğini belirtirken Başbakan Erdoğan’ın pazartesi günü başlayacak Mısır, Tunus ve Libya ziyaretine ilişkin olarak, “Mısır'da meydanlarda yine İsrail’i hedef alan konuşmalar yapılırsa durum daha da gergin hâlâ gelir. Dış politikada şu önemlidir, ideolojik amaçlar, iç politika amaçları ile dış politika yürütülmez önemli olan ülkenin yararıdır. Türkiye’nin yararına bakıldığında İsrail ile de başkaları ile de bu tip gerginliklerin yararı yoktur" dedi.

© Deutsche Welle Türkçe

Sibel Yeşilmen/Ankara

Editör: Ahmet Günaltay

Önerdiğimiz linkler

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız

DW TÜRKÇE'Yİ TAKİP EDİN