1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Devlet başkanlığından hücrede ölüme

Almanya Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier, cumartesi günü hücresinde ölü bulunan eski Yugoslavya Devlet Başkanı Slobodan Miloşeviç’i geçmişte kalan bir isim olarak nitelendiriyordu. Miloşeviç’i, birçok insan hakları ihlali, çok sayıda ölüm ve Yugoslavya’da savaşın patlak vermesinden sorumlu tutan Alman bakan, eski Yugoslavya Devlet Başkanı’nın attığı siyasi adımların yankılarının bugün de hissedildiğini belirtiyordu. Pekala kimdi Miloşeviç tam olarak?

Miloşeviç'in Büyük Sırbistan hayali gerçekleşmedi

Miloşeviç'in Büyük Sırbistan hayali gerçekleşmedi

Banka müdürü, parti genel başkanı, devlet başkanı ve uluslararası camianın çaldığı ilk kapı. Fakat daha sonra aniden son bulan kariyer ve Lahey’deki Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi’nce konduğu hücrede ölüm. Slobodan Miloşeviç’in hayatı tam anlamıyla zıtlıklar ve çelişkiler ile doluydu.

20 Ağustos 1941’de Sırbistan’ın Pozarevac kentinde doğan Miloşeviç’in annesi ve babası Karadağ göçmenleriydi. Papazlık ve din hocalığı yapan babası, Miloşeviç çocukken aileyi terketti, 1962’de de intihar etti. 10 yıl sonra ise anne Miloşeviç intihar edecekti.

Slobodan Miloşeviç 15 Ocak 1959’da Yugoslavya Komünist Birliği’ne üye oldu. Belgrad’da hukuk öğrenimi görürken de siyasi açıdan faaldi ve üniversitedeki ideoloji komisyonunun başkanlığını yaptı. Miloşeviç yüksek öğrenimden sonra da, devlet işletmelerinde çeşitli görevlerde bulundu.

1984 yılında siyasi kariyerinin ilk ciddi adımını atan Miloşeviç, dönem Yugoslavyasının başkenti Belgrad’daki parti örgütünün genel sekreterliğine geldi. Sırbistan Komünist Partisi’nin genel başkanlığına yükselmesi ise sadece iki yılını aldı. Slobodan Miloşeviç 1987’de de, Yugoslavya’yı oluşturan cumhuriyetlerden biri olan Sırbistan’ın devlet başkanıydı.

Miloşeviç, siyaset kariyerinde hızla ilerlerken, ateşli bir komünistten, oportünist ve popülist çizgide bir milliyetçiye dönüşüyordu. Yeni canlanmakta olan ve kısmen de onun tarafından tetiklenen Büyük Sırp Milliyetçiliği de, hedefine ulaşmak için bir araçtı. Miloşeviç’in ilk müdahelesi Kosovalı Arnavutlar’a yönelikti. 1990 Haziranında Sırp Anayasası’nda yapılan bir değişiklikle, Kosova’nın özerk statüsü kaldırıldı ve ardından da Kosova Yerel Parlamentosu lağvedildi.

Attığı sert adımlarla Yugoslavya’nın en tanınmış politikacıları arasına giren Miloşeviç, ülkedeki çok partili dönemin başlaması ile 1990 Temmuzunda Sırbistan Sosyalist Partisi’ni kurdu ve genel başkanlık koltuğuna oturdu. Sırbistan’da dört ay sonra yapılan devlet başkanlığı seçimlerinde ise Miloşeviç oyların yüzde 65’ten fazlasını alıyordu.

Miloşeviç, Slovenya, Hırvatistan ve ardından Bosna-Hersek’in bağımsızlık ilanlarına karşı ödün vermeyen bir tavır izledi ve

kısa bir süre sonra ülkedeki kriz, sıcak savaşa dönüştü. Yugoslavya Ordusu’nun Hırvatlara ve Boşnaklara karşı, Sırbistan’ın yanında yeralmasını sağlayan Miloşeviç, bu noktada önemli bir rol oynadı.

Miloşeviç, üzerindeki iç ve dış baskıların artmasına rağmen, 1992’deki devlet başkanlığı seçimlerinden de zaferle çıktı. Sırbistan-Karadağ’ı uluslararası yaptırımlardan kurtarmak için, o tarihe kadar askeri, ekonomik ve siyasi destek verdiği Bosnalı Sırplar ile arasına mesafe koyan politikacı, 1994 Ağustosunda Bosnalı Sırplar ile bağları resmen kopardı ve Yugoslavya’ya ekonomik yaptırımların yumuşamasını sağladı. Miloşeviç bu ve benzeri adımlar ile, halen uluslararası camianın muhattabı rolündeydi, hatta Bosna Savaşı’nı sona erdiren Dayton Barış Anlaşması’nda da Miloşeviç’in imzası vardı.

Sırp liderin izlediği politika, en fazla Kosova’yı vurdu. Yugoslav ordusu ve Miloşeviç’in özel polis birimleri, 1998 başından itibaren Kosova Kurtuluş Ordusu’na karşı açıkça savaşa girişti. Uluslararası camianın diplomatik girişimleri bir sonuç vermeyince, NATO Yugoslavya’ya hava saldırıları düzenledi.

Eski Yugoslavya için kurulan Uluslararası Ceza Mahkemesi de, 27 Mayıs 1999’da dönemin Devlet Başkanı Slobodan Miloşeviç’i savaş suçu sanığı ilan etti ve hakkında tutuklama emri çıkarttı.

Uluslararası yalnızlığa itilmiş olan Yugoslavya, 1999’dan itibaren ciddi ekonomik sorunlar ile karşı karşıya kaldı. Ayrıca Miloşeviç’in yakın çevresinden birçok politikacı aydınlatılamayan suikastlere kurban gittiler. Miloşeviç yine de koltuğunda kalmayı başardı. Ta ki 2000 Eylülünde yapılan devlet başkanlığı seçimlerine kadar. Miloşeviç, Sırbistan Demokratik Muhalefeti adıyla seçimlere katılan partiler ittifakının adayı Voyislav Koştunitsa’nın zaferini kabul etmek istemese de, Belgrad’daki dev protesto gösterilerinin ardından yenilgiyi kabullenmek zorunda kaldı ve böylece siyasi hayatının son dönemecine girmiş oldu. Slobodan Miloşeviç, 1 Nisan 2001’de Sırp polisi tarafından tutuklandı ve 28 Haziran 2001’i 29’una bağlayan gece Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi’ne teslim edildi. Miloşeviç, davası boyunca mahkemeyi yasadışı olarak tanımladı ve bu tavrından geçen Cumartesi hücresinde ölü bulunana kadar da vazgeçmedi.