1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Deprem korkusu büyüyor

Van'da meydana gelen depremler, Türkiye'nin depremlere ne derece hazırlıklı olduğu sorusunu bir kez daha gündeme getirdi. Türk ve Alman uzmanlar konuyu DW'ye değerlendirdi.

default

Van'da meydana gelen 5.6 büyüklüğündeki depremin artçı bir sarsıntı olduğu konusunda uzmanlar hemfikir. Jeofizik Yüksek Mühendisi Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan, Van’da meydana gelen son sarsıntıların 23 Ekim’deki büyük depremin takipçileri olduğunu belirtti. "7.2’lik deprem olmasaydı, 5.5’lik ve 5.6’lık depremler de olmazdı" diyen Ercan, bu depremlerin "irkitilmiş depremler" yani, ana depremin yol açtığı, aynı kırık ya da farklı kırıklar üzerinde meydana gelen depremler olduğunu söyledi.

Övgün Ahmet Ercan

Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan

23 Ekim’de 600'den fazla kişinin canına mal olan depremden bu yana bölge artçılarla sallanmaya devam ediyor. Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan, bölgede tehlikenin sürdüğü uyarısında da bulundu. Ercan, "Özellikle Erciş kırığının bulunduğu kesimde, Muradiye Irmağı’nın hemen Van’a döküldüğü yerde ve baraj kısmında bir gerginlik birikimi var. Burada bir depremcik oğullaşması var; bir de güneyinde, hemen Van Körfezi’nin girişinde yine bir gerginlik birikimi var. Buralarda gelecek günlerde artçı depremlerini ya da irkitik depremlerini oluşturacaktır" şeklinde konuştu.

İstanbul'a dikkat!

Almanya’nın Postdam kentinde bulunan, Alman Jeolojik Araştırmalar Merkezi uzmanları da Van’da meydana gelen büyük depremin Arap ve Avrasya platolarının hareketleri sonucu meydana geldiğini ifade ediyor. Uzmanlar, her iki platonun birbirine senede 2 ila 2,5 cm. yaklaştığını, bu jeolojik olayın da depremleri tetiklediğini belirtiyor. Merkezin uzmanlarından Prof. Dr. Frederik Tilmann, yalnızca Doğu Anadolu’nun değil, İstanbul’un da deprem tehlikesi ile karşı karşıya olduğunu hatırlattı. Kocaeli ve Düzce depremlerine dikkat çeken Tilmann, "Aynı fay hattının batısında İstanbul da bulunuyor. Bu fayda, daha önceki depremler ve son yüzyıllardaki plato hareketleri nedeniyle büyük bir gerginlik oluştuğunu biliyoruz. Bu gerginliğin günün birinde çözülmesi gerekiyor. Bu olduğunda da çok büyük sarsıntı açığa çıkacaktır. Ancak bu gerilimin, çok büyük bir tek sarsıntı ile mi yoksa büyüklükleri daha az, ama yine de şiddetli birkaç sarsıntı ile mi açığa çıkacağını bilmiyoruz. Her koşulda yapılması gereken, en kötü senaryoya hazırlıklı olmaktır" dedi.

"Kentsel dönüşüm projeleri başlatılmalı"

Türkiye'de meydana gelen her büyük sarsıntıdan sonra binaların depreme dayanıklılığı konusunda büyük bir tartışma yaşanıyor. Jeofizik mühendisi Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan'a göre, olası depremlere hazırlıklı olmak için Türkiye’nin önündeki tek seçenek kentsel dönüşüm projeleri başlatmak ve başta İstanbul olmak üzere deprem riski bulunan kentleri adeta birer şantiyeye çevirmek. Depremin Türkiye için bir fırsat olabileceğini de belirten Ercan, “Türkiye’de eski yapılar ve depreme dayanıksız yapılar mahalle ölçeğinde ayıklanarak yeniden bir kentleşme sürecine girersek, hem pırıl pırıl geniş alanları, geniş yolları olan, ulaşım imkânları çok iyi olan kentlere kavuşacağız, hem de deprem olayını bertaraf etmiş olacağız. Ayrıca Türkiye’de 10,5 milyon kişi de iş bulmuş olacak" değerlendirmesinde bulundu.

Frederik Tilmann Deutsches GeoForschungsZentrum GFZ

Prof. Dr. Frederik Tilmann

"Erken uyarı sistemleri kurulabilir"

Öte yandan teknoloji de artık depremlere karşı daha hazırlıklı olmaya imkân tanıyor. Örneğin Alman Jeolojik Araştırmalar Merkezi uzmanları, depremin ilk sinyallerini vermeye başladığı an devreye girecek bir erken uyarı sistemi üzerinde çalışıyor. Böyle bir sistemin İstanbul’a kurulmasının faydalı olabileceğini dile getiren Prof. Dr. Frederik Tilmann, bu tür sistemlerden büyük beklentiler içinde olmamak gerektiğinin de şu sözlerle altını çizdi: “Erken uyarı sisteminin depremden çok çok kısa bir süre önce 15 ila 20 saniye önce devreye gireceğini hesaba katmak gerekiyor. Bu herkesin tahliye edilmesi için yeterli bir zamandan değil ama köprülerin kapatılması, elektrik santrallerinin durdurulması, riskli faaliyetlerin durdurulması için yeterli bir zamandır.”

© Deutsche Welle Türkçe

Haber: Başak Özay

Editör: Hülya Köylü

Önerdiğimiz linkler

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız

DW TÜRKÇE'Yİ TAKİP EDİN