1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

EKONOMİ

Dünyayı krizden çıkaracak ülkeler

Davos’ta yapılan Dünya Ekonomik Forumu toplantısına katılan birçok uzman, Hindistan ve Çin gibi kalkınmanın eşiğindeki ülkelerin, dünyanın krizden çıkmasını sağlayacak güçler olduğu görüşünde.

default

Azim Premji ismini hiç duydunuz mu? Öyle görünüyor ki Davos’taki en tecrübeli ekonomi gazetecileri dahi bu ismi daha önce duymamış. Azim Premji, Hindistan’ın ikinci büyük bilgi teknolojileri firması Wipro’nun kurucusu ve başkanı. Firmanın 100 bin elemanı var. Yıllık cirosu da 2 milyar eurodan fazla.

Ancak ekonomi muhabirlerinin Premji gibi isimleri ezberlemeleri şart olacak. Çünkü Hindistan, Brezilya ve Malezya gibi ülkeler sürekli önem kazanıyor. Özellikle de ekonomik krizden sonra. Nedenini Premji'nin ağzından öğreniyoruz:

“Kalkınmanın eşiğindeki ülkelerde 14 yaşın altındaki nüfus 14 yaşın üzerindekilerden fazla. Bu durum, bu ülkelerin ekonomisi ve doğal olarak toplumun tamamı için büyük bir şans oluşturuyor.“

Bu yılki forumun organizatörlerinden olan Premji, Davos’un açılışındaki basın konferansına da katıldı. Hintli işadamının yanında oturan Deutsche Bank Yönetim Kurulu Başkanı Joseph Ackermann, kalkınmanın eşiğindeki ülkeleri hafife almadığını açıkça belirtti:

“Dünyaya yapacakları katkı konusunda çok iyimserim. Kalkınmanın eşiğindeki ülkelerde güçlü bir büyüme kaydedileceğine inanıyorum ve bu, sanayi ülkelerindeki bizlere de yardımcı olacak.“

IMF'nin büyüme tahminleri

Uluslararası Para Fonu (IMF) da dünya ekonomisini krizden kalkınmanın eşiğindeki ülkelerin çıkaracağı görüşünde. Fon, bu ve önümüzdeki yıllarda, Çin'in yüzde 11, Hindistan'ın ise yüzde 8 oranında büyüyeceğini tahmin ediyor. Almanya için 2010 yılı büyüme tahmini ise yüzde 2’nin altında.

Daha önceki krizlerde kalkınmanın eşiğindeki ülkelerin ekonomisi büyük sıkıntı çekmişti. Şimdi durum farklı. Bunun çeşitli nedenleri var. İlki, Hindistan ve Malezya gibi ülkelerde, bankacılık sektörünün ABD ya da İngiltere’de olduğu gibi büyük bir öneme sahip olmaması. Ayrıca bu ülkelerin hükümetleri artık krize daha dayanıklı olduklarının da bilincindeler.

Kalkınmanın eşiğindeki ülkeler daha önce Batı’ya ihraç ettikleri ucuz mallarla ayakta durabiliyorlardı. Şimdi ise, iç talep de artıyor. Chicago Üniversitesi’nden maliye profesörü Raghuram Rajan, buna Hindistan’ı örnek gösteriyor:

"Hindistan, güçlü bir ekonomik büyümenin arifesinde. Krizde biraz zorlandı, ama iç talep sayesinde büyüme hızını arttırdı. Otomobil ve emlak piyasası açılıyor. Devlet programlarıyla desteklendiğinden bu yana kırsal bölgeler de talep artışında rol oynamaya başladı.“

Parlak bir gelecek şansı

Peki, tüm bunlar, kalkınmanın eşiğindeki ülkeleri parlak bir geleceğin beklediği anlamına gelir mi? Muhtemelen öyle, ancak bazı temel sorunların çözülmesi şartıyla. Rajan, Hindistan'ın en büyük sorununun işsizlik olduğunu kaydediyor:

"İstihdam yaratabilmek için, Hindistan’ın altyapısını yeniden oluşturması lazım. Ayrıca tarımdaki istihdamın sanayi ve hizmetler sektörlerindeki istihdama dönüştürülmesi gerekiyor.“

© Deutsche Welle Türkçe


Manfred Götzke / Çeviri: Başak Sezen

Editör: Ahmet Günaltay