1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Bush konuşması Rusya'da ilgiyle izlendi

ABD Başkanı George Bush’un Ulusa Sesleniş konuşması, Rusya’da da ilgiyle izlendi. Bush’un 54 dakikalık konuşmasında ne Rusya’yı ne de Kremlin lideri Putin’i bir defa dahi anmamış olması, Ruslar tarafından olumlu olarak yorumlanmadı...

ABD George Bush, Ulusa Sesleniş konuşmasında ne Rusya’ya ne de Vladimir Putin’e değindi. Rusya’nın etkin ekonomi gazetesi Kommersant, Bush’un bu yaklaşımının da Moskova ve Washington arasındaki yeni ilişkiyi ortaya koyduğunu vurguluyor. Ortaklık, yerini giderek artan bir rekabete bırakıyor.

Gerçekten de eski Sovyetler Birliği ve bir süredir Rusya’nın doğal etki alanları olarak görülen bölgelerde giderek daha fazla oranda ABD’nin etkisi hissediliyor. Kırgızistan, Özbekistan ve Tacikistan’a yerleştirilen Amerikan askeri birlikleri, Moskova tarafından dikkatle izleniyor. Anlaşılan, sözkonusu birlikler, Afganistan’da terörle mücadele süreci tamamlansa dahi mevzilerini terk etmeyecek.

Moldavya ve Gürcistan

Ruslar, Washington’un Moldavya ve Gürcistan’daki etkinliğini de kuşkuyla izliyor. Ruslar genel manzarayı, Bağımsız Devletler Topluluğu üyesi ülkelerde bir bir zemin kaybettikleri yönünde değerlendiriyor. Rusya’da yapılan parlamento seçimlerine ve seçimler öncesi petrol milyarderi işadamı Hodorkovski’ye yönelik operasyon da ABD tarafından eleştiriliyor.

Moskovalı yetkililere göre, eleştiriler yersiz. Buna karşılık Rusya, Irak’ın yeniden yapılandırılması nedeniyle ortaya çıkan pastadan hiç bir şekilde payını alamamaktan rahatsız. Kommersant gazetesi, Rusya’nın değil pastadan pay almak, ”pasta kuyruğu”nun yakınına bile yaklaşmasına izin verilmediğini yazıyor.

Rusya – İran ilişkileri

Washington’un Moskova’ya yönelik eleştirel bakışında Rusya - İran ilişkilerinin boyutu da rol oynuyor. Molla rejimine sağlanan hava savunma füzeleri ve nükleer geliştirme programı, Amerika’nın özenle üzerinde durduğu noktalardan birkaçı.

İki ülke birbirine kuşkulu

11 Eylül 2001’de ABD‘de yaşanan şiddet eylemlerinin ardından Bush’u ilk arayan lider Vladimir Putin’di. Anlaşılan bu manevi desteğin ortaya çıkardığı kredi erimiş durumda. Her iki başkent de artık birbirine kuşkuyla bakıyor. Bunda kuşkusuz Rusya’da iç politikanın ileriye değil de geçmişe uzanır gibi gelişmesinin etkisi var.

Ancak Washington da Rusya’ya ”yukardan bakmayı” bir kenara bırakmalı, Moskova’ya eşit düzeyde bir partner olarak yaklaşmalı. Amerikalılar bunu yapmadığı sürece Kremlin’de olsun, Duma’da olsun, Batı yanlılarından çok Amerika’yla kuşkuyla yaklaşan siyasetçilerin daha çok sesi çıkacaktır.