1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

AVRUPA

Bulgaristan'da Putin-Medvedev modeli

Bulgaristan’da devlet başkanlığı seçimlerini iktidarın adayı Rosen Plevneliev kazandı. İktidarın tek elde toplanması kaygılara yol açıyor. DW’den Alexander Andreev’in yorum-analizi...

Bulgarlar, Avrupa Birliği yanlısı olan ve liberal görüşleriyle bilinen Rosen Plevneliev'i devlet başkanı seçti.

Bulgarlar, Avrupa Birliği yanlısı olan ve liberal görüşleriyle bilinen Rosen Plevneliev'i devlet başkanı seçti.

Boyko Borisov

Boyko Borisov

Bulgaristan’da Pazar günü yapılan devlet başkanlığı seçimlerinin ikinci turunu iktidardaki merkez sağ Avrupa Gelişimi İçin Vatandaşlar Partisi'nin (GERB) adayı Rosen Plevneliev kazandı. Plevneliev, ikinci turdaki rakibi sosyalistlerin adayı Ivailo Kalfin karşısında oyların yüzde 52,5’ini alarak devlet başkanlığına seçildi.

Plevneliev’in zaferi ve aynı gün yapılan yerel seçimlerde alınan sonuçlar, Başbakan Boyko Borisov’un halk tarafından onaylandığını gösteriyor. Plevneliev ile müstakbel devlet başkan yardımcısı Margarita Popova, bundan kısa bir süre öncesine kadar Borisov’un kabinesine yer alıyordu.

Putin-Medvedev modeline benziyor

Russland Wahlen Matroschka Dmitri Medwedew und Wladimir Putin

Bulgarlar, Avrupa Birliği yanlısı, liberal bir devlet başkanı seçti. Rosen Plevneliev’in seçilmesi, Bulgaristan’da iktidarın artık tek bir elde, Başbakan Boyko Borisov’un liderliğindeki Avrupa Gelişimi İçin Vatandaşlar Partisi'nde toplandığı anlamına geliyor. Bunun yanı sıra seçim sonuçları, Başbakan Borisov'un izlediği siyaset ile halkın geniş ölçüde desteğini aldığını ortaya koyuyor.

Zaten devlet başkanlığı seçimlerinde, kabinede iki yıl bölgesel kalkınma bakanlığı görevinde bulunan ve kısa süre öncesine kadar pek tanınmayan Plevneliev yerine, ülkede çok popüler olan Başbakan Borisov odak noktası olmuştu. Rusya'daki ‘Putin-Medvedev Modeli'nin Bulgaristan'a aktarıldığından söz ediliyor. Rusya ile Bulgaristan arasındaki en büyük fark ise Sofya'daki başbakanın, devlet başkanına göre siyasi açıdan daha güçlü olması.

Bu durum seçim kampanyasında da kendini gösterdi: Plevneliev, somut konular yerine genel konuları ele almak zorunda kaldı. Altyapının hızlı bir şekilde oluşturulması, Rusya'ya olan enerji bağımlılığının azaltılması ve Batı yanlısı bir siyaset izlenmesi, Plevneliev'in ele aldığı konuların başında geldi.

Ajanlık yapmış diplomatlar

Plevneliev, yetki alanına giren tartışmalı bir konuda ise tavrını net bir şekilde ortaya koydu. Komünist rejim döneminde Bulgar istihbaratı için çalışmış olan ve hâlâ yüksek diplomatik görevlerde yer alan kişilere, görevlerini bırakmaları çağrısında bulundu. Plevneliev, bu çağrısı ile en güçlü rakibi, sosyalistlerin adayı İvailo Kalfin'i köşeye sıkıştırmış oldu. Zira Kalfin, dışişleri bakanı olarak görev yaptığı dönemde ajanlık yapmış diplomatları koruyan bir politikacıydı.

Ancak Plevneliev, Bulgaristan'ın ekonomik ve siyasi durumu açısından kayda değer bir söz veremedi; vermek de istemedi. Komşu Yunanistan'a veya Avrupa Birliği üyesi diğer Güneydoğu Avrupa devletlerine kıyasla Bulgaristan malî açıdan istikrarlı ancak Bulgarlar Avrupa Birliği'nin en fakir halkı. Sağlık ve eğitim sistemi tam bir felaket. Nüfusun yaş dağılımı göz önünde bulundurulduğunda, emeklilik sigortasının çökmesinden kaygı duyuluyor. Ülkedeki Roman azınlığa yönelik nefret giderek büyüyor. Bu açıdan bakıldığında, seçimlerden alınan sonuç ve dolaylı olarak hükümetin izlediği siyasetin onaylanmış olmasını anlamak pek kolay değil.

Ancak bu sonuç, Başbakan Boyko Borisov'un halk tarafından sevilmesi ile açıklanabilir. Borisov, ölçülü bir popülizm yapıyor, medyayı kendisi ve partisi için iyi kullanıyor. Avrupa Gelişimi İçin Vatandaşlar Partisi, tipik bir tek adam partisi. Ülkenin her yerinde iyi örgütlenmiş olmasına rağmen partinin net bir siyasi çizgisi bulunmuyor; kadro niteliği açısından da parti oldukça zayıf.

Seçimlerde hile iddiaları

Bunun yanı sıra, partinin devlet başkanlığı seçimlerinde istediği sonuca ulaşabilmek için aktif bir şekilde, hatta bazen yasaları ihlal ederek çalıştığı tahmin ediliyor. Bazı söylentilere göre oyları satın almak için 50 milyon euroya kadar ödeme yapıldığı belirtiliyor. Bulgar muhaliflerin yanı sıra Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) gözlemcileri, Avrupa Parlamentosu'ndaki Sosyalistler ve Yeşiller de, seçimlerde yapılan baskı ve hileler ile bazı düzensizliklerden söz ediyor. Buna karşın, Avrupa Halk Partisi ve özellikle de Almanya'nın Bavyera Eyaleti'nde örgütlü olan Hrıstiyan Sosyal Birlik partisi, Bulgaristan Başbakanı Borisov ve kardeş Avrupa Gelişimi İçin Vatandaşlar Partisi'ni destekliyor. Bu da şaşılacak bir durum değil, zira Avrupa Birliği'nin yaşadığı bu zor günlerde, Avrupa Parlamentosu'ndaki Avrupa Gelişimi İçin Vatandaşlar Partisi milletvekilleri ile Sofya'daki yeni devlet başkanı bir yardım eli olarak görülüyor.

© Deutsche Welle Türkçe

Yorum: Alexander Andreev / Çeviri: Jülide Danışman

Editör: Ercan Coşkun