1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Brüksel'de genişleme hazırlığı

AB'nin tarihindeki en büyük genişlemesine iki hafta kaldı. 1 Mayıs’ta 10 yeni üyenin daha katılımına hazırlanan AB’nin merkezi Brüksel’de hummalı çalışmalar devam ediyor. AB, genişlemeyle birlikte 450 milyon nüfuslu büyük bir birlik olacak, yüzölçümü de yüzde 23 oranında artacak.

Birliğin merkezi Brüksel'de yeni üyeler için binalar yenileniyor...

Birliğin merkezi Brüksel'de yeni üyeler için binalar yenileniyor...

On yeni üyeyi karşılama hazırlıklarının son hızla sürdüğü Birlik merkezi Brüksel’de hummalı inşaat faaliyetleri tamamlanmak üzere. Konsey’in gösterişli zirve buluşmaları için yeni binalar yapılıyor. Brüksel’de herşey daha büyük ve daha modern olacak.

Eski ve yeni üyeler, genişlemenin tarihi öneminin ilk planda rakamlarla ölçülemeyeceği görüşünde birleşiyorlar. Önemli olan, Birlik’in, II. Dünya Savaşı‘ndan sonra Avrupa’da ortaya çıkan doğu - batı bölünmüşlüğünü nihayet geride bırakacak olması.

Bu yoldaki ilk adım, 1989 yılında iki Almanya’nın birleşmesi ve doğu blokunda yer alan Almanya Demokratik Cumhuriyeti’nin doğrudan AB üyesi olmasıyla atılmıştı. Soğuk Savaş yıllarında Batı’nın kullandığı ”Demir Perde” kavramı artık Avrupa’nın iç sınırı olacak. Savaştan sonra AB’nin en uzun dış sınırında yer alan Almanya bundan böyle Birlik Avrupası’nın merkezi olacak.

Rakamlarla Avrupa Birliği

Genişlemenin tarihi boyutları rakamlara başvurmadan da ortaya görkemli bir manzara çıkarıyor. Ama 25’ler Avrupası’nı rakamlara döktüğümüzde de göz kamaştırıcı bir tabloyla karşılaşıyoruz. 1 Mayıs’ta Birlik Avrupası’nın nüfusu 380 milyondan 455 milyona çıkacak. %20 lik nüfus artışına karşılık AB’nin yüzölçümü %23 oranında genişleyerek 4 milyon kilometrekareye çıkacak. Yeni üyeler ekonomik bakımdan iyi durdumda olmamakla birlikte toplam gayrısafi hasılaya %5’lik katkıda bulunacaklar.

Ancak istatistikler, olumlu rakamları bile gölgede bırakabilecek zaafları da gözler önüne seriyor. Yüzde 20’lik ek nüfusun Avrupa’nın milli gelirini sadece %5 oranında arttıracak olması, fert başına milli gelirin düşmesi anlamına geliyor. 1 Mayıs’tan itibaren fert başına düşen ortalama katma değer 2002 düzeyinin %90’ına inecek. Eski ve yeni üyeler arasındaki gelişmişlik ve refah düzeyi kıyaslaması da oldukça çarpıcı. Şimdiki Birliğin fert başına geliri en yüksek bölgesi en fakir bölgeden beş katı zengin.

Genişlemeden sonra bu oran bire dokuz olacak. Yunanistan ve İspanya’daki üç bölge Birlik milli gelir ortalamasının %53’ü ile 213 bölgenin en fakirleri sayılıyor. Aynı gelir ortalamasıyla Çek Cumhuriyeti’nde yer alan bir bölge ise yeni üyelerdeki 41 bölge arasında geliri en yüksek olanı.

İşsizlik sorunu

İşsizlik açısından da ortaya olumsuz bir tablo çıkacak. İşsizlik oranı %8’den %9’a çıkacak. Polonya %19’la işsizlik rekortmeni. Eski üyeler de daha uzun süre istihdam piyasalarını yeni ortaklarına açmayacaklar. Ama sipariş ve üretim tesislerinin yeni üyelere yönelmesi sözkonusu. Ortalama işgücü maliyeti eski üyelerde 22 euro'yu geçerken, Letonya'da 2 euro 40 cent’i ancak buluyor.

Genişlemeden sonra AB’nin en önemli ödevi hayat standardının uyumlaştırılması olacak. Bu atılım muazzam maddi kaynak gerektiriyor. Genişlemeden sonra pastadan daha fazla pay kkapma mücadelesinin kızışması bekleniyor. Ama bütün sorunlar 1 mayıs’ta yaşanacak olan tarihi başarıya gölge düşüremeyecek.