1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Bombanın yalnızca adı masumdu

6 Ağustos 1945 tarihinde Hiroşima’ya atılan atom bombası, „Little Boy“ yani küçük çocuk adını taşıyordu. Bomba 10 saniye içinde 2 kilometrekarelik bir alanı kül etti, onbinleri öldürdü.

Bombadan sonra kent böyle görünüyordu

Bombadan sonra kent böyle görünüyordu

Klaus Luhmer, 1937 yılında mensubu olduğu Cizvit tarikatı tarafından misyoner olarak Japonya’ya gönderilmişti. Başlangıçta Tokyo’da yaşayan Luhmer, Kasım 1945‘de başkentin bombalanmasının ardından beraberindeki 14 Alman Cizvit ile birlikte Hiroşima’daki Cizvit yurduna sığınmıştı. Luhmer, 6 Ağustos 1945 sabahını şöyle anımsıyor:

„Saat 8:19‘da bir B29 bombardıman uçağının gürültüsünü duydum. Uçak kentin merkezi üzerinden uçtuktan sonra gökyüzünde birdenbire göz kamaştırıcı, güneşten bile daha aydınlık bir yarım küre oluştu.„


Parlak yarım küre

Parlak yarım kürenin ne olduğunu bilemeyen Karl Luhmer, tahrip bombası atıldığını tahmin ederek, bodruma kaçtığını anlatıyor:

„Göz kamaştırıcı aydınlığı gördüğümde, dışarıdaydı. Derhal bodruma koştum, bodrum katına indiğimde sıcak bir dalga geldi üstüme, ve basınç. Tüm bina titriyor, sarsılıyordu. Çatıdaki kiremitler aşağı aşağıya düşüyordu, tüm camlar kırılmıştı. Evin çevresini cam kırıkları sarmıştı.“

„Kapkara yağmur yağdı“

Olanlara bir anlam veremeyen Karl Luhmer, yakındaki bir tepeye çıkıp, Hiroşima'nın 4 km mesafedeki merkezine baktığında, tüm kentin yandığını, bulutsuz bir gün olmasına rağmen kapkara bir yağmur yağdığını görüyor:

„Önce doğru Cizvitlerevi’ne geri döndüm. Saldırının ilk kurbanları getirilmişti. Yaralılar fabrikada çalışan kızlardı. Yazın kısa etek giyiyorlardı. Kolları da açıktı. Ve giysiyle örtülmeyen kolları ve bacakları yanık doluydu. Peder Arube yaralılara yatak hazırladı, yemek salonuna ameliyat masası kurdu ve yaralıları tedavi etmeye başladı. Binanın her köşesinde, şapelde, kütüphanede, koridorlarda yaralılar yatıyordu.“

“Ölüleri yaktık“

Karl Luhmer, diğer bazı cizvitlerle birlikte kente gittiklerini ve orada enkaz altında kalanları kurtardıklarını, yaralarını sardıklarını anlatıyor. Luhmer, üç gün boyunca hiç ara vermeden yaralılara baktıklarını, ölüleri yaktıklarını hatırlıyor:

„Hemen yanımızda bir ev vardı. Ev sahibi bombanın patladığı noktaya 300 metre mesafede bir fabrikası vardı. Ağır yaralı olarak fabrikadan çıkmış, evine ulaşmayı başarmıştı. Ancak yakınları Çarşamba günü bize gelerek öldüğünü ve cesedi ne yapacaklarını bilmediklerini söyleyerek yardım istediler. Ne yapabildik? O zamanlar Hiroşima’da yakacak malzeme karneye bağlıydı. Yetişkin başına verilen saman ve odunu cesetlerin yakılmasında kullandık.“


Bomba beni değiştirmedi

Luhmer, Hiroşima’ya atılan atom bombasının kendisini değiştirmediğini vurguluyor. Her zaman savaşa karşı olduğunu, atom bombasının diğer bombalardan farkının, aşırı tahrip gücü olduğunu söylüyor. 89 yaşındaki Cizvit Karl Luhmer, 6 Ağustos 1945 günü yaşadıklarının ve tanık olduklarının, bugün atom bombası atılmaksızın da yinelendiğini belirtiyor:

„Savaş! Bu nedense hep unutuluyor. Bir savaş. Örneğin şu anda Irak’ta yaşananlar, orada gün be gün sokaklarda savaşı görebilirsiniz. Savaş..“