1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

BM kararları yaptırımdan uzak

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin Gazze Şeridi ile ilgili aldığı kararı ele alan Deutsche Welle editörü Peter Philipp, yorumunda, kararın neden mevcut durumda etkili olamayacağını yorumluyor.

Deutsche Welle editörü Peter Philipp

Deutsche Welle editörü Peter Philipp

İsrail ve Hamas'a hemen uygulamaya konmak üzere ateşkes çağırısında bulunuldu. Buna göre İsrail'in bir an önce askerlerini geri çekmesi ve Gazze Şeridi sınırını yeniden açması; Hamas'ın ise Gazze Şeridi'ne silah göndermeye son vermesi gerekiyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin konuyla ilgili ortak bir karara varabilmesi yaklaşık iki hafta sürdü. İsrail'in büyük destekçisi ABD, kararı temel olarak desteklese de, Mısır'da yapılacak görüşmelerin sonucunu beklemek istiyor.


Ortadoğu için alışıldık bir durum

Güvenlik Konseyi'nde görüşmeler sırasında yaşanan sorunlardan biri; Libya tarafından temsil edilen Arapların esas olarak bağlayıcı, ABD'nin başı çektiği diğer ülkelerin ise daha genel bir karar talebinde olmalarıydı. Geçtiğimiz günlerde Gazze Şeridi'nde yaşanan uluslararası kamuoyunda şiddetli tepkilere yol açan olayların ardından, Washington için bile tarafsızlığını bozmanın ve açıkça konuşmanın zamanı geldi - en azından Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin açıkça konuşmasına izin vermenin.

Bunun yaratacağı etki ne şekilde olacak? Buna en iyi yanıtı bölgedeki gelişmeler oluşturuyor. İsrail ve Hamas, hiçbir şey olmamış gibi saldırılara devam ediyorlar. Bu Ortadoğu için ne yazık ki alışıldık bir durum. Burada yaşanan hemen her şiddet eylemi için Birleşmiş Milletler’in aldığı bir karar var. Fakat bu kararlar bir taraf hedefine ulaşana ki, bu genellikle İsrail oluyor ya da iki taraf da savaşmaktan bitap düşene kadar uygulanmıyor.

Ortadoğu'daki gerginlikleri çözme amaçlı alınan, ancak uygulamada etkisiz kalan Birleşmiş Milletler kararları, dünya çapındaki benzer organizasyonların ve uluslararası toplumun konuyla ilgili ne kadar aciz olduğunu gözler önüne seriyor. Hali hazırda Avrupa Birliği ve Arap Topluluğu gibi daha küçük çaptaki toplulukların yeterli etkiye sahip olmamasının gerginliğini taşırken, Birleşmiş Milletler'in de aynı kadere boyun eğdiğini görmek üzücü.


Bağlayıcılık sorunu

Gelelim bağlayıcı karar konusuna. Bağlayıcılık sadece karara uyulmaması halinde yaptırım amaçlı olmalıdır. Ancak bu durumda böyle bir olay söz konusu değil. Hamas gibi gruplar İsrail'le yaşanan gerginliğin nimetlerinden yararlanıyorlar. Hamas'ın bağlı olduğu bir devlet yok ve geçtiğimiz iki yıl, organizasyona karşı uygulanan tüm yaptırımlardan başkalarının zarar gördüğünü ortaya koydu. Örneğin bugünlerde yaşanan gerginlikten zarar görenler Gazze Şeridi'ndeki sivil halk oldu. İsrail'e karşı şimdiye kadar hiç sert yaptırımlar uygulanmadı, o nedenle de konuyla ilgili hiçbir gerginlik duymuyor olmaları da gayet doğal.

İsrail'in resmi temsilcileri, İsrail halkının kendilerinin Hamas'la aynı kefeye konulmalarını kesinlikle kabul etmediklerini, çok daha "saygın bir seviye"ye sahip olduklarını ileri sürmeye devam ediyorlar. Peki sivillerin yaşadığı noktalara yapılan bombalı saldırılarla bu "saygın seviye" arasında ne gibi bir bağlantı bulunmakta? Veya BM Yardım Konvoyu, Uluslararası Kızılhaç Örgütü ve diğer yardım kuruluşlarına yapılan saldırılarla bu seviye arasındaki bağlantı nedir? İsrail sıklıkla uluslararası hukukla çelişen uygulamalarda bulunuyor. Bu konuda Birleşmiş Milletler'in yaptırımdan uzak kararlarının herhangi bir değişiklik yaratması zor görünüyor.





DW TÜRKÇE'Yİ TAKİP EDİN