1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

"Biz de Amerikalıyız"

11 Eylül 2001’den bu yana ABD’de yaşayan Müslümanlar olumsuz bir imaja sahip. Topluma uyum sağlayan Müslümanlar, bu olumsuz imajı aşmak için gönüllü olarak yardım işlerinde çalışıyor.

Başörtülü bir kadın

”Amerikan Federal Soruşturma Bürosu FBI, Maliye Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve çeşitli güvenlik kurumlarıyla çok iyi ilişkilerimiz var.” Bu cümle, kısa adı ADAMS olan ”All Dulles Area Muslim Society” (Dulles Bölgesi Müslüman Toplumu) adlı kuruluşun internet sayfasında yer alıyor. Yaklaşık 5 bin Müslüman ailenin dinî merkezi olan ADAMS kendi ifadelerine göre Amerika Birleşik Devletleri’ndeki en büyük Müslüman cemaati oluşturuyor.

Rizvan Jaka sadece Müslümanların değil herkesin boş zamanlarını değerlendirmesi gerektiğini düşünüyor

Rizvan Jaka sadece Müslümanların değil herkesin boş zamanlarını değerlendirmesi gerektiğini düşünüyor

Merkezin basın sözcüsü Rizvan Jaka, ”İnsanların bizim kim olduğumuzu öğrenmesini, aşırılığı ve terörizmi reddettiğimizi bilmelerini istiyoruz” diyor. Bu nedenle de, merkezin internet sayfasında, kadınların eşit haklara sahip olduğu, diğer dinlerle işbirliğine ve gönüllü yardım çalışmalarına önem verildiği vurgulanıyor.

Bunların yazılmasının önemli bir nedeni var. Amerika Birleşik Devletleri’nin başkenti Washington’ın batısında yer alan merkez, 11 Eylül 2001’den bu yana şimşekleri üstüne çekiyor. Terör saldırılarının düzenlendiği günün akşamında, eski caminin kapısı kırıldı, o dönemde yeni yapılmakta olan binanın bulunduğu arazideki inşaat tabelaları ateşe verildi. Jaka, buna karşılık, çevredeki diğer dinî cemaatlerin hemen dayanışma gösterdiklerini, gerektiğinde nöbet tuttuklarını, eğer Müslüman kadınlar kendilerini güvende hissetmezlerse, onlara sokakta eşlik etmeyi önerdiklerini anlatıyor.

Vandalizm ve Müslümanlara yönelik şiddet

Kısa adı ADAMS olarak kuruluş, dinî ve kültürel bir merkez

Kısa adı ADAMS olarak kuruluş, dinî ve kültürel bir merkez

Jaka gibi ADAMS Merkezi Yönetim Kurulu üyesi olan Robert Marro, New York’ta İkiz Kulelerin yerinde, şimdi Ground Zero olarak adlandırılan bölgenin yakınlarında İslamî bir merkezin kurulmasına ilişkin tartışmaların siyasi bir boyutu olduğu kanâatinde. ”Bu şekilde kolaylıkla oy topluyorlar” diyen Marro, Florida Eyaleti’nde bir papaz tarafından Kur’an-ı Kerim’in yakılmasını da kamuoyunun dikkatini çekmek için gerçekleştirilen bir eylem olarak görüyor. Bu konuda yaratılan sansasyonda medyanın da pek suçsuz olmadığını düşünüyor.

Buna rağmen yine de iyimser olan Marro, Katolikler, İtalyanlar veya İrlandalılar geçtiğimiz yüzyılda nasıl topluma uyum sağladıysa, Amerikalı Müslümanların da yakında topluma uyum sağlayacağına inanıyor. İlk Katolik başkan olan John F. Kennedy seçildiğinde de tartışma yaşandığını hatırlatan Marro, Kennedy’nin Papa'ya mı, Amerika Birleşik Devletleri’ne mi sadakat göstereceğinin sorgulandığını belirtiyor.

Amerika Birleşik Devletleri’nde başkanın Katolik mi, Müslüman mı olduğu önemini yitirene kadar epey bir zaman bir geçeceği çok açık.

Samire Hüseyin

Samire Hüseyin, uğradığı ayrımcılığa rağmen sosyal çalışmalarda bulunuyor

Samire Hüseyin otomobilinin önünde fotoğraf çektirmeyi kesinlikle istemiyor. Filistin doğumlu Hüseyin, Amerika Birleşik Devletleri’nin başkenti Washington'un kuzeyindeki Maryland Eyaleti'nin Gaithersburg kentinde yaşıyor. Hüseyin, Birinci Körfez Savaşı’ndan beri kötü tecrübeler edindiğini anlatıyor: ”İlk başta otomobillerimize zarar verdiler, tekerleklerini kestiler. Evlerimizin kapılarına zarar verdiler, üzerimize çöp ve ölü kuşlar attılar, çiçeklerimizi yoldular.” Hüseyin, çocuklarının okulda her gün dayak yediğini, okula giderken takip edildiklerini belirtiyor. 11 Eylül 2001’deki terör saldırılarının ardından, yaşadığı sorunlar artıyor. Sosyal işler danışmanı olarak çalışan Hüseyin, iş yerinde de ayrımcılığa uğramaya başlıyor.

Kamu yararına çalışmak

Samire Hüseyin, bu duruma toplumsal çalışmalarını yoğunlaştırarak karşılık veriyor. Okul aile birliğinde, okulda ve yaşadığı yerde aktif görevler alıyor. Okulda öğrencilere neden başörtüsü taktığını anlatıyor. Hüseyin, en büyük silahının eğitim olduğunu söylüyor: ”İnsanları bilgilendirmek istiyorum, en iyisi buna çocuklardan başlamak.” Eğer çocuklar onların kültürünü ve dinini anlarsa, ailelerin de bakışının değişebileceğini dile getiriyor. Samire Hüseyin, yaptığı çalışmaların karşılığını da aldığını belirtiyor. 2002 yılında hoşgörüsüzlüğe karşı yaptığı çalışmalar nedeniyle yaşadığı yerin belediyesi tarafından ödüllendiriliyor. Belediye binasındaki bir toplantı salonunun girişindeki bronz heykele adı yazılıyor.

Tufeyl Ahmet de, Amerikalı Müslümanlara topluma uyum sağlamaları için sosyal alanda daha yoğun çalışmaları çağrısında bulunuyor. ”Hintli ve Pakistanlıların büyük evlerde yaşadığı ve yoksullarla hiç ilgilenmedikleri düşünülüyor” diyor. Hindistan’da doğan Ahmet, önce Pakistan’a, 1973 yılında da Amerika Birleşik Devletleri’ne göç ediyor. 11 Eylül 2001’den sonra daha aktif çalışmaya karar veriyor, önce tartışma forumları düzenliyor, ardından kamu yararına çalışmalar yapıyor.

Ülkenin diğer yerlerine göre durum daha iyi

ADAMS Merkezi'nde badminton da oynanıyor

Çarşamba günleri badminton oynanıyor, cuma günleri ise namaz kılınıyor

Montgomery County’de Müslümanlar 2001 yılından beri gıda maddeleri topluyor. Ahmet de, bir süpermarketin önünde durup, insanlardan bağış toplamaktan çekinmiyor. Her yıl toplanan gıda maddeleri yaklaşık bir tona ulaşıyor. Hatta inek kurban ederek, etini yoksullara dağıtıyorlar. Ahmet, ”bu çevrede azınlıklar, artık çoğunluk toplumunu oluşturmasına rağmen, kamu yararına çalışmaların hep beyazlar tarafında yapıldığı dikkatinizi çekti mi” diye soruyor. Buna rağmen, Ahmet çalışmalarına devam ediyor.

Velid Hafız, Montgomery County’de Müslümanların ayrımcılığa pek uğramadıklarını dile getiriyor. Suriye kökenli Hafız, 20 yıl Almanya’da yaşadıktan sonra yaklaşık 10 yıl önce Amerika Birleşik Devletleri’ne göç ediyor. Hafız, ”Montgomery County Moslem Foundation” (Montgomery County Müslüman Vakfı) adlı kamu yararına kurulan Müslüman bir kuruluşun üyesi. Kuruluşun çalışmalarına aktif olarak 300 ila 400 üye katılıyor. Hafız, ”bu civarda insanlar daha bilgili, ama Teksas ve Batı Virginia’ya gittiğinizde, insanlar Suriye’nin veya Ürdün’ün nerede olduğunu, 11 Eylül’den kimin sorumlu olduğunu bilmiyorlar” diyor.

Guled Kasım, 1985 yılında 10 yaşındayken Somali’den Montgomery County’e geliyor. Kasım, kısa bir süre önce Müslüman vakfın, başkanlığına seçildi. Amerikan ordusunda görev yapan Kasım, ”kendinizi Müslüman olarak mı yoksa Amerikalı olarak mı görüyorsunuz” sorusuna şöyle yanıt veriyor: ”Bir Hrıstiyan’a hiç bir zaman için böyle bir soru sormazdınız. Ben hem Müslüman hem de Amerikalıyım.” Ve ekliyor: ”Benim kuşağımın şunu dile getirmekte hiç bir sorunu yok. ‘Ben hem Amerikalıyım, hem Müslümanım veya hem Müslümanım hem Amerikalıyım. Sırası hiç fark etmiyor.”

© Deutsche Welle Türkçe

Hazırlayan: Christina Bergmann / Çeviri: Jülide Danışman

Editör: Ahmet Günaltay

DW TÜRKÇE'Yİ TAKİP EDİN