1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Birmanya'da insan hakları ihlalleri artıyor

Uluslararası Af Örgütü, Birmanya’da insan haklarının her geçen gün daha da kötüleştiğini bildirdi. Uluslararası Af Örgütü’nün ülkeye yaptığı 17 günlük bir gezinin ardından izlenimlerini anlattı. Ulrike Römer'in haberi...

Ülkede yaklaşık 1500 siyasi tutuklunun yanı sıra muhalefet lideri Kyi de cezaevinde

Ülkede yaklaşık 1500 siyasi tutuklunun yanı sıra muhalefet lideri Kyi de cezaevinde

1988’deki askeri darbeden sonra yıllarca ülkeye girme izni alamayan insan hakları kuruluşu Uluslararası Af Örgütü, bu yıl ikinci kez bir gözlemci ekibiyle Birmanya’yı gezme olanağı buldu. Muhalefet lideri ve Nobel Barış Ödülü sahibi Aung San Suu Kyi’nin 30 Mayıs’ta gözaltına alınmasından bu yana düzinelerle insanın, şiddet kullanmadıkları halde siyasi faaliyette bulundukları gerekçesiyle tutuklandığı ve birçoğunun uzun hapis cezalarına çarptırıldığı bildirildi.

Heyetin gittiği dönemde de ülkede yaklaşık 1500 siyasi tutuklu bulunuyordu. Tutuklu bulunan muhalefet lideri Aung San Suu Kyi’yle planlanan ve yönetimin önce izin verdiği görüşme ise darbecilerin, "bunun uygun bir zaman olmadığı” gerekçesiyle iptal etmesi nedeniyle gerçekleşmedi.

Gezinin ardından Tayland’ın Bangkok kentinde bir değerlendirme yapan heyet üyesi Donna Guest, durumun ne kadar değiştiğini gördüklerini anlattı. Şubat ayında yaptıkları ilk ziyarette, Suu Kyi’nin serbest olduğunu ve görüşme olanağı bulabildiklerini, bunun da ülkede son on ay içinde siyasi koşulların ne kadar kötüleştiğinin kanıtı olduğunu savundu.

Verilen sözler yerine getirilmedi

Birmanya’da hükümet temsilcileri, siyasi tutuklular ve ulusal azınlık temsilcileriyle görüşen örgüt temsilcileri tüm siyasi tutukluların derhal ve koşulsuz serbest bırakılmasını talep etti ve uluslararası topluluğu da eleştirdi. Uluslararası Af Örgütü’ne göre, dünya, Birmanyalı generallerin verdiği sözleri yerine getirmesini çok uzun süre bekledi.

Aralık ayı ortasında Bangkok’ta yapılan uluslararası bir toplantıda Birmanya yönetimi ülkeyi demokrasiye götürecek bir yol haritasını ele almıştı. Dışişleri Bakanı Wing Aung’un, önümüzdeki yıl yeni bir anayasa taslağı hazırlayacak bir ulusal meclis toplanacağını duyurması, toplantıya katılanların umutlanmasına neden olmuştu.

Tutuklananların sayısı artıyor

Kendini bir çeşit arabulucu olarak gören Tayland hükümeti, Birmanya’nın ticari çıkarları nedeniyle uluslararası soyutlanmadan kurtulmaya çalışacağına inanıyor. Fakat gözlemciler, bunu fazla iyi niyetli bir değerlendirme olarak görüyor. Çünkü 1990 yılında yapılan seçimleri kazanan, fakat bu zaferleri askeri diktatörlük tarafından hiçbir zaman tanınmayan muhalefet liderlerinin bu sürece ne kadar dahil olacağı belirsiz.

Üstelik, Uluslararası Af Örgütü Asya Pasifik Bölgesi Müdür Yardımcısı Catherine Baber’ın da belirttiği gibi, Mayıs ayından beri tutuklanan muhalif sayısı giderek artıyor. Baber, bu tutukluların ya yargı önüne bile çıkarılmadığını, ya da hiçbir uluslararası standarda uymayan mahkemelerde yargılandıklarını da sözlerine ekledi.

"İkna edebilecek tek ülke Çin"

Ülkedeki muhalefet de Bangkok’daki toplantıyı pek olumlu değerlendirmiyor. Sürgünde yaşayan muhalif politikacı Xin Lin, rejimin zamana oynadığını ileri sürüyor. Lin, ”Birmanya’da herşey çöktü. Bu ekonomik koşullarda rejim bir yıl daha dayanamaz. Daha başka yaptırımları önlemek için bu toplantıya katılmaktan başka seçenekleri yoktu” diyor.

Xin Lin, Birmanya’yı reformlara ikna edebilecek tek ülkenin ise Çin oluşuna inanıyor. Uluslararası Af Örgütü de, ülkede ”korku ve güvensizlik ortamı” bulunduğunu belirtiyor ve Bangkok toplantısına katılan ülkeleri, insan haklarının iyileşmesini, reform sürecinin bir unsuru olarak görmeye çağırıyor.

Birmanya, Mayıs ayındaki tutuklamalardan beri büyük uluslararası baskı altında. Amerika Birleşik Devletleri ithalat ambargosu ilan etti, Avrupa Birliği de yaptırımlarını katılaştırdı. Birmanya’ya en büyük kredileri veren Japonya ise, mali yardımlarını dondurdu. Asya ülkeleri bile, içişlerine karışmamaktan ibaret geleneksel çizgilerini terk etmişe benziyor.

DW TÜRKÇE'Yİ TAKİP EDİN