1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

ALMANYA

Bir cinayetin anatomisi

32 yaşındaki Mısırlı göçmen Merve Şerbini’nin bir Alman mahkemesinde, hakimin ve diğer görevlilerinin gözleri önünde ırkçı bir Alman tarafından 18 bıçak darbesiyle öldürülmesi, İslam karşıtlığı tartışması başlattı.

default

Cinayete kadar uzanan olaylar zincirinin ilk halkası 2008 yılı Ağustosunda, bir çocuk parkında yaşandı.

Dresden kentinde üç yaşında bir erkek çocuğu annesi olan ve karnında üç aylık bir bebek taşıyan eczacı Merve El Şerbini, çocuk parkında, oraya yeğeniyle birlikte gelen 28 yaşındaki Rusya göçmeni Alman Alex W.’den salıncakta oğlu için yer istedi.

Eczacı Merve El Şerbini, bıçak darbeleriyle can verdiğinde 3 aylık hamileydi

Eczacı Merve El Şerbini, bıçak darbeleriyle can verdiğinde 3 aylık hamileydi

Başörtülü El Şerbini’nin bu talebi hakaretlerle karşılık buldu. Alex W. genç kadını ‘İslamcı, şıllık, terörist’ gibi kelimelerle taciz etti.

Geliyorum diyen cinayet

El Şerbini 28 yaşındaki Alman’ı bunun üzerine hakaret suçlamasıyla mahkemeye verdi. Mahkeme Rusya’da doğup büyüyen ve 2003 yılında Almanya’ya yerleşen sanığı 2008 sonunda 780 Euro para cezasına çarptırdı, ancak başsavcılık cezayı hafif bularak kararı temyize gönderdi. Bu dava sırasında da Alex W.’nin ırkçı söylemlerde bulunduğu belirtildi.

El Şerbini’nin ölümüyle sonuçlanan bıçaklı saldırı ise Dresden’de 1 Temmuzda görülen davanın temyiz duruşmasında meydana geldi.

Rusya göçmeni 28 yaşındaki Alman sanık, Merve El Şerbini’nin üzerine yürüyerek kadını en az 18 bıçak darbesiyle öldürdü.

Polis Merve’nin eşini vurdu

Olay sırasında Merve’nin eşi de ağır yaralandı. 32 yaşındaki eş, öfkeli Almanı etkisiz hale getirmek ve eşini korumak için müdahale etti, ancak o sırada yan salondaki başka bir duruşmada bulunan bir polis memuru arbedeyi fark edince, saldırının sorumlusunun Merve’nin eşi olduğunu zannederek genç adamı bacağından vurdu.

Kahire’deki Alman Büyükelçiliği önünde protesto gösterileri düzenlenirken, Alman mallarını boykot çağrıları yapıldı

Kahire’deki Alman Büyükelçiliği önünde protesto gösterileri düzenlenirken, Alman mallarını boykot çağrıları yapıldı

Merve olay yerinde can verirken ağır yaralanan eşi ise hala hastanede tedavi görüyor. Tüm bu olaylar mahkeme salonunun ortasında ve El Şerbini çiftinin üç yaşındaki oğullarının gözleri önünde gerçekleşti.

Olay ilk gününde Alman basınında; “Davalı görgü tanığını öldürdü” başlığıyla yer aldı. İkinci günse haberlere olayın ırkçı ve yabancı düşmanı boyutu da eklendi.

Dresden Başsavcısı Christian Avenarius saldırganı ‘fanatik bir yabancı düşmanı’ olarak nitelendirdi ve münferit bir saldırı olduğu düşüncesinde olduklarını vurguladı.

Alman “Bild” gazetesi haberi, “Yabancı düşmanı mutlu aileyi parçaladı” başlığıyla verdi. Ancak hiçbir mecra, saldırganın çocuk parkında “İslamcı terörist” diye haykırmasından yola çıkarak olayın olası İslam karşıtı boyutuna değinmedi.

Almanya’daki Müslüman kuruluşlarıysa bu eksikliği bariz bir şekilde fark ettiler. Müslümanlar Merkez Konseyi, 5 Temmuzda internet sitesi üzerinden bir açıklama yayımladı. Açıklamada cinayet, “İslam karşıtı bir eylem” olarak nitelendirildi.

Müslüman örgütler: Dehşet içindeyiz

Almanya’nın en büyük dört Müslüman kuruluşunu çatısı altında toplayan Köln merkezli Almanya Müslümanlar Koordinasyon Konseyi de 7 Temmuz’da yayımladığı açıklamada “Merve için sessiz yürüyüşler düzenlenmesi” çağrısında bulundu.

Alman Federal Hükümet Sözcü Yardımcısı Thomas Steg, olaya sessiz kalmadıklarını söyledi

Alman Federal Hükümet Sözcü Yardımcısı Thomas Steg, olaya sessiz kalmadıklarını söyledi

Açıklamada “Merve’nin ölümü hepimizi korku ve dehşete düşürdü. Siyasiler ülkemizdeki İslam fobisini artık ciddiye almak zorunda” denildi. Konsey, Merve’nin aynı zamanda kamuoyundaki başörtüsü tartışmaları ve basında yer alan İslam’a karşı kışkırtma ve iftiraların da kurbanı olduğuna dikkat çekti.

Müslüman örgütlerine ilk destekse Almanya Yahudiler Merkez Konseyi’nden geldi. Yahudiler Konseyi Genel Sekreteri Stephan Kramer olaydan büyük endişe duyduklarını belirterek, “Şimdiye kadar Almanya’daki İslam düşmanlığını gerçekdışı bir tartışma olarak önemsemeyenler, bu korkunç olay sonrasında yalancı çıktıklarını görmektedir” dedi.


Federal hükümetin tepkisi

Merve El Şerbini memleketi İskenderiye’de Pazartesi günü bini aşkın kişinin katıldığı törenle toprağa verildi

Merve El Şerbini memleketi İskenderiye’de Pazartesi günü bini aşkın kişinin katıldığı törenle toprağa verildi

Merve El Şerbini memleketi İskenderiye’de Pazartesi günü bini aşkın kişinin katıldığı törenle toprağa verildi. Mısır’da ise öfke dinmedi. Salı günü Kahire’deki Alman Büyükelçiliği önünde protesto gösterileri düzenlenirken, Alman mallarını boykot çağrıları yapıldı, hatta misilleme tehditleri yağdırıldı. Bunun üzerine Alman Federal Hükümet Sözcü Yardımcısı Thomas Steg, Çarşamba günü bir açıklama yaparak ortamı yatıştırmaya çalıştı:

“Federal hükümet tepki vermiştir. Federal Hükümetin Göç ve Uyumdan Sorumlu Devlet Bakanı Maria Böhmer, kurbanın eşine federal hükümetimizin taziyelerini iletti, başsağlığı diledi. Bu tiksindirici ve korkunç olayı kınadığımızı ifade etti. Federal hükümet olaya sessiz kalmamıştır.”

Başbakan Angela Merkel de G8 Zirvesi paralelinde konuyu Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek’le görüştü ve olaydan duyduğu üzüntüyü dile getirdi. Saksonya Eyaleti Başbakanı Stanislaw Tillich de Mısır’ın Berlin büyükelçisi ile Merve’nin yaralı eşini hastanede ziyaret etti.

Peki, Müslümanların güvenini yeniden kazanmak için verilen bu onca çabaya rağmen Almanya’da İslam karşıtı bir anlayışın var olduğu ya da Müslümanlara karşı çekinceli bir yaklaşım sergilendiği iddiası yerinde mi? Allensbach Enstitüsü’nün 2006 yılına ait araştırmasına göre, Almanların yaklaşık yüzde 83’ü “İslam” sözcüğünü duyduklarında akıllarına “fanatizm ve radikalizm” geliyor. Peki, El Şerbini cinayetine müdahale eden polis memurunun ilk etapta Merve’nin eşini saldırgan sanması ve ateş etmesi tamamen tesadüf mü?


“İslam karşıtlarına devlet desteği yok”

DW Arapça yayınlar bölümü çalışanlarından Falah Sharara Almanya’da İslamofobi ya da İslam karşıtı düşüncenin yaygın olduğu iddialarına katılmıyor:

“Almanya'da devlet tarafından desteklenen İslam karşıtı bir anlayış eğiliminin var olduğu görüşünde değilim, şimdiye kadar bu tür bir tecrübe edinmedim. Ancak bazı kitle iletişim araçlarında özelikle Müslümanların genel töhmet altında bırakılma çabasına şahit oldum, bu var! Tabi bunun aksine, Müslüman haklarını savunanlar da yok değil. Bunun için her iki tarafı da dikkate almalıyız. Öylesi de var, böylesi de!”

Rachel Gessat / Çeviri: Meltem Karagöz

Editör: Ayhan Şimşek