1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Beyaz Saray'ın korkusunun nedeni

ABD hükümetinin, gerektiği takdirde "başkanlık seçimlerini erteleme senaryosu"nu görüştüğü yönündeki haberler, büyük yankı uyandırdı. 2 Kasım’daki seçimlerden hemen önce büyük bir saldırının düzenlenmesi halinde seçimlerin ertelenebileceği ve bu nedenle ABD İç Güvenlik Bakanlığı’nın hukuki düzenlemelerin ne yönde olması gerektiği hakkında çalışmalar yaptığı bildiriliyor. İspanya’daki parlamento seçimlerinden hemen önce Madrid’de düzenlenen saldırılar, henüz belleklerde çok taze. Ancak ortada somut bir terör tehditi yokken, aşırı milliyetçi Bush hükümetinin şimdi, seçim tarihi gibi Amerikan demokrasisinin köklü geleneklerinden biri üzerinde oynamayı düşünmesi,

başkent Washington’da şaşkınlık yaratıyor. Arthur Landwehr’in yorumu:

"Hükümetin planlarını iki farklı açıdan incelemek gerek. Önce planların kendi içinde çelişkili olup olmadığına bakmak, daha sonra da ardında ne gibi bir amacın yeraldığına göz atmak gerekiyor. Amerikan hükümeti görünüşe göre, vatandaşlarının olası bir terör saldırısından sonra sandık başında sağduyulu bir karar veremeyeceğine inanıyor. Yoksa Beyaz Saray, terör saldırısının faturasının kendisine çıkarılacağından mı korkuyor? Bu pek olasılık dışı değil, ancak böyle bir korku seçimleri ertelemek için geçerli bir neden olamaz. İşsiz sayısı, borsa değerleri, savaşın seyri veya adayların dini inançları nasıl seçmenlerin kararını etkileyebiliyorsa, aynı şekilde terör saldırıları da oy pusulasına vurulacak damgada etkili olacaktır. Böyle bir olayın siyasi irade konusunda rol oynayıp oynamayacağı yönünde karar, hükümete değil, her seçmenin kendine kalmıştır.

Seçimleri ertelemenin tek kabul edilebilir gerekçesi, bir saldırının seçmenlerin sandık başına gitmesini engellemesidir. Ancak böyle bir durumda bile, seçimlerin ileri bir tarihe atılması pratikte ve hukuki olarak neredeyse imkansız görünüyor, çünkü bu adımın atılabilmesinin önünde, anayasaya ek madde konulmasından, her eyalette parlamentonun onayına kadar çeşitli engeller bulunuyor.

Bu noktada ikinci soruya geliyoruz: eğer seçimlerin ertelenmesi pratikte neredeyse imkansız gibiyse, Bush hükümeti neden açıkça böyle bir ihtimal üzerinde kafa yoruyor? Bu son gelişme, belli aralıklarla yapılan terör uyarısı ve çoğunlukla tatil günlerinde yükseltilen alarm düzeyi ile birarada değerlendirildiği zaman gayet mantıklı bir tablo çiziyor. Hatırlanacağı gibi, terör saldırısı olabileceği yönünde resmi ağızlardan yapılan uyarıların hiçbiri, halka da açıklanan somut verilere dayanmıyor. Aslında, birkaç günlüğüne güvenlik önlemlerini arttıran yetkililer dışında da, bu uyarıları artık pek kimse umursamıyor.

Ancak yine de, ABD’nin üzerinde tehdit bulutları dolaşıyormuşcasına bir atmosfer oluşuyor. Ve İç Güvenlik Bakanı Tom Ridge ile Adalet Bakanı John Ashcroft’un düzenli aralıklar ile dile getirdikleri uyarılar ile, 11 Eylül 2001’den bu yana Amerikalılar’ın beyinlerine işleyen bu atmosfer, sürekli canlı tutuluyor. Pekala bu kimin işine yarıyor? Ne güvenlik kurumları, ne de vatandaşlar bu sürekli tehdit atmosferinin bir yararını görüyor. Ama Başkan George W. Bush, ‘terör ile mücadele eden başkan’ imajı ile seçimlere kadar puan toplamayı hedefliyor. ‘Ülkesini zor ve tehditler ile dolu bir dönemden geçiren Başkan’ görüntüsü vermeye çalışırken, insanların ufukta herhangi bir tehdit bulutu görememesi, Bush’un hiç kuşkusuz işine gelmeyecektir.

‘Terörizm ile seçim sonuçları etkilenebilir’ iddialarının yöneltileceği ilk adres, Bush hükümeti olmalıdır. Ancak terör uyarılarının halkta yarattığı etki giderek azalıyor ve, Irak ile ilgili aldatmaca ve başarısızlıklar, uluslararası terör ile mücadelede sağlanan başarıları gölgede bırakıyor. Bush’un ‘terör ile mücadele eden başkan’ imajını 2 Kasım’daki seçimlere kadar canlı tutup, puan toplaması pek kolay olmayacak gibi gözüküyor."