1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

YAŞAM

‘Bern Mucizesi‘ kapalı gişe

Bugünlerde Almanya’daki sinema salonlarının önünde oluşan uzun kuyruklar dikkatlerden kaçmıyor. Alman yapımı ”Das Wunder von Bern – Bern Mucizesi” üç haftadır kapalı gidişe oynuyor...

Filmi son bir haftada 1 milyon kişi izledi

Filmi son bir haftada 1 milyon kişi izledi

Almanya’nın 1954 Dünya Futbol Şampiyonası’ndaki sürpriz zaferini işleyen filmi izlemek için, her kuşaktan 300 bine yakın seyirci sinema salonlarına akın etti. Genç kuşak, bir efsane haline gelen ve Almanya’nın 3-2’lik üstünlüğü ile sonuçlanan Bern’deki müthiş final maçıyla ilgili sahneleri görmek için filme gidiyor. Yaşlı kuşak için ise film, bir bakıma gençlik hatırlarının yeniden canlanmasına vesile oluyor. Çünkü Bern Mucizesi, aynı zamanda Almanya’nın savaş sonrası yıllarını da büyüteç altına alıyor.

1950’lilerin başında Almanya... II. Dünya Savaşı’nın yol açtığı tahribatın izleri yavaş yavaş siliniyor, açlık ve yoksulluk yerini giderek artan bir refaha bırakıyor. Ancak madalyonun diğer yüzüne bakıldığında, savaşın insanların manevi dünyasında açtığı yaralar hala taze. İlk bakışta, 1954 Dünya Kupası’nı anlatan yarı belgesel bir film izlenimi veren Bern Mucizesi, aslında pekçok Alman için adeta bir travma haline gelen bir konuyu ön plana çıkarıyor: Alman savaş esirlerinin dramı...

Dönüş ve yalnızlık

10 yıllık savaş esaretinden sonra özgürlüğüne kavuşan bir aile babası, Almanya’ya geri döner. Ancak aradan geçen yıllar bazı değişimleri de beraberinde getirmiştir. Bir anda büyük bir yalnızlığın içinde bulur kendini. Ülkesine ve ailesine yabancılaşmıştır artık...

II. Dünya Savaşı‘nda esir düşenlerin çoğu ülkelerine geri dönemediler. Bugün 60 yaşında olan Malene Schifferdecker, Bern Mucizesi’ndeki bu dramatik çelişkiyi izlerken, savaşta esir düşen ve bir daha geri dönmeyen babasını düşüp, gözyaşlarına hakim olamadığını söylüyor:

” Hala gözlerim doluyor... O yıllarda, evlerine geri dönen savaş esirlerini görünce herkes umutlanırdı. Tabi biz de beklerdik, her defasında yeni bir umutla bakardık esaretten kurtulup dönenlerin yüzlerine. Gözlerim hep babamı arardı kalabalığın içinde... Ama bu umutlarımız hep hüsranla sonuçlandı. Bugüne kadar ne yazık ki kimse gelmedi....”

Beklenen mucize

Savaş sonrası Almanyası’nda işte böylesine özlem ve acılarla kavrulan yürekleri yeniden heyecan ve coşkuyla çarpmasını sağlayacak, insanları hayata bağlayacak ve toplumun birbiriyle kenetlenmesini sağlayacak bir mucize bekleniyordu adeta.

Takvim yaprakları, 4 Temmuz 1954’ü gösterdiğinde beklenen mucize gerçekleşti. Futbolda o dönemin yenilmez armadası olan Macar milli takımıyla İsviçre’deki Dünya Şampiyonası finalinde karşılaşan Alman milli futbol takımı, süpriz bir şekilde rakibini 3-2 yenip kupaya uzandı. Alman futbol tarihine ”Bern Mucizesi” olarak geçen bu olay, filme de esin kaynağı olmuş.

Oğlu iki yaşındayken cepheye çağrılan ve 10 yıllık esaretten sonra döndüğünde ailesiyle yabancılaşan adam, 12 yaşındaki oğluyla yakınlaşabilmek için, onun en büyük rüyasını gerçekleştirmeye karar verir. Bern’deki Almanya-Macaristan final maçına gidip yeşil sahadaki mucizeye tanık olurlar. Filmde yaşanan coşku, Almanya’da o gün belki daha da büyüktü.