1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

YAŞAM

Berlinale'de Türk yapımı filmlere ilgi

Altın Ayı heyecanının arttığı 60. Uluslararası Berlin Film Festivali’nde Türk yapımı filmler beğeni topluyor. Olumlu not alan Türk yönetmenler de Berlinale’de gördükler ilgiden memnun. DW’den Aydın Üstünel’in haberi:

default

Türk yönetmen Reha Erdem Berlinale'de dikkat çeken isimlerden

“Feyza, Fügen ve Makbule’ye…” Berlinale’nin Forum bölümünde gösterilen Tayfun Pirselimoğlu filmi “Pus”, bu ibareyle başlıyor. Yönetmen filmi, daha önceki çalışmalarına da büyük destek veren ablalarına ithaf etmiş. “Onların hala haberi yok, çünkü filmi görmediler. Onlar da Berlin’e geleceklerdi. Berlin’de onlara sürpriz olsun istedim, fakat bir sorun çıktığı için gelemediler“ diyen yönetmen, “Artık İstanbul’da görecekler herhalde“ diye gülümsüyor.

“Pus“, korsan DVD paketleyen genç bir adamın, tesadüfen bir tabanca buluşunu, ve tabancanın yanında fotoğrafı bulunan kadının kocasıyla buluşmaya karar verişinin ardından gelişen olayları anlatıyor. Beton yığınlarının hakim olduğu filmde, sinemada görmeye alıştığımızdan çok daha farklı bir İstanbul sunuyor Pirselimoğlu bize. Şehrin periferisinde filmin çekildiği Altınşehir’de 25 yıl öncesine kadar sadece dokuz hane varmış. Bugün seçmen sayısı 100 binden fazla. Haneler gri ve kaçak.

Pirselimoğlu şunları anlatıyor: “Şehir büyüyor ve bir yandan da büyük binalarla da büyüyor. Ve o büyük binalar, buradan bakınca görülüyor, gökdelenler, çok zengin binalar ve o binalar bunların üstüne doğru geliyor. Bir gün o büyük evler bu küçük evleri yiyecek, yutacak ve yok edecek. İşte o tedirginliği yaşıyor insanlar, sürekli evden çıktıkları zaman karşılarında bir gün gelip onları yok edecek olan büyük canavarları görüyorlar. İstanbul’un bence son 20 senesinin en dramatik yüzlerinden bir tanesi de budur.“

Berlinale 2010 - Premiere Honey

"Bal" filminin yönetmeni Hasan Semih Kaplanoğlu

Artan işsizlik tepkileri değiştiriyor

Yönetmen, filminin geçtiği bölgede işsizlik oranının yüzde 75’lere vardığını belirtiyor ve tedirginliğin ağır bastığı bu çağın, insanların tepkilerini de değiştirdiğini vurguluyor. „Pus“ filmine genel bir huzursuzluk ve diyalogsuzluk hakim. Ne anne - oğul ilişkisinde ne de karı - koca ilişkisinde taraflar birbiriyle konuşuyor. Pirselimoğlu, insani davranış kodlarımızın tamamen değiştiğini belirtiyor ve “Bunun ne kadar farkındayız, çok emin değilim“ diyor.

Başrolünü Ruhi Sarı’nın üstlendiği ve hayatlar arasındaki iletişim kopukluğunu gösteren “Pus”, 14 Mayıs’ta Türkiye’de vizyona girecek, daha önce de İstanbul Film Festivali’nde gösterilecek.

Berlinale Tayfun Pirselimoğlu’na uğur getirmiş, zira 2007 yılında Forum bölümüne alınan „Rıza“ adlı filmi 2007-2008 yıllarında dünya festivallerinde en sık gösterilen Türk filmi olmuş.

İkidir direkten dönüyor

Festivale ikinci kez katılan diğer bir Türk yönetmen ise Reha Erdem. Geçen yıl „Hayat var“ ile Forum’a davet edilen yönetmen, bu yıl da „Kosmos“ ile Panorama’da. Erdem, Berlin’in çok değerli bir sinema ortamı olduğunu söylüyor ve festival direktörü Dieter Kosslick’in kendisine takıldığını, ‚hep ikidir direkten dönüyorsun’ dediğini belirterek, yarışma için „İnşallah üçüncüde tutturacağız“ şeklinde konuşuyor.

46. Antalya Film Festivali’nde de en iyi film ve en iyi yönetmen de dahil olmak üzere dört dalda Altın Portakal alan film, günün birinde Türkiye’nin kuzeydoğusundaki bir sınır kentine gelen, hem ermiş hem şifacı hem de hırsız olan „Kosmos“ adlı adamın hikayesini anlatıyor. Reha Erdem şifacılık konusuna şöyle bakıyor:

„Bugünkü tıbbı ele aldığımızda, insanın ruhuna ya da yani insanın o çok katlı zenginliğinden gelmiyor sonuçlara bugünkü tip. Kesip biçip iste, aynı benim beğenmediğim gerçekçi sinema gibi yani, bakıp ‚ne var?’ diye, biraz pornografik bir tıp var. Dolayısıyla insan ruhuna eşlik eden bir şifacılık dediğimiz, biraz böyle yalan dolan gelen şeyler, aslında bu filmde bir simge olarak geçiyor, sadece iyileşme, iyileşmeme değil, varolmanın da o geniş adlandırılamayan zenginliğine bir özlem diyeyim.“

Berlinale 2010 Bora Altas

Büyük beğeni toplayan "Bal" filminin küçük aktörü

Üst üste beşinci Berlinale filmi

Berlinale’nin müdavimlerinden bir isim, Türk asıllı Alman yönetmen Thomas Arslan ise daha önce hiç el atmadığı bir türü, polisiyeyi denemiş. „Bu benim yıllardır hayran olduğum bir tür. Polisiye romanlar da elimden düşmez. Sonunda bu alanda çalışmak istedim ve böylece film oluştu.“ diyor yönetmen.

„Im Schatten“ – yani „Gölgede“ isimli film, hapisten yeni çıkan bir adamın, açık kalan hesaplarını görmesini ve yeni bir hayata başlamak için tekrar büyük bir soygun planlamasını anlatıyor. Özellikle benzin istasyonu ya da otel gibi transit mekanlarda geçen film, Thomas Arslan’ın, Berlinale’ye kabul edilen üst üste beşinci filmi.

© Deutsche Welle Türkçe

Haber: Aydın Üstünel / Berlin

Editör: Ayhan Şimşek