1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Berlin-Washington ilişkileri ısıtılıyor

Irak savaşı nedeniyle Almanya-ABD arasında oluşan buzların, Schröder'in iki günlük resmi ziyaretiyle tamamen çözülmesi hedefleniyor. Gözlemciler, ziyarette tüm görüş ayrılıklarının giderilmesinin beklenmediğini ifade ediyor.

Schröder, Bush ile geçtiğimiz eylül ayında biraraya gelmişti

Schröder, Bush ile geçtiğimiz eylül ayında biraraya gelmişti

Almanya başbakanı Schröder’e Beyaz Saray’ın kapıları, köprülerin altından pek çok suların aktığı, son iki yılı aşkın zamandan sonra nihayet yeniden aralanıyor. Hatırlanacağı gibi Irak savaşına karşı kararlı bir muhalefet sergileyen Schröder, bu tutumu nedeniyle başkan Bush’un kara listesine, Washington-Berlin ilişkileri bir anlamda buz dönemine girmişti. Geçen Eylül ayındaki BM Genel Kurulu’nda iki liderin el sıkışmasıyla bir ölçüde çözülen buzlardan sonra Schröder’in yarın Washington’u ziyaretiyle bu gergin dönemin de son bulması bekleniyor. Ancak gözlemciler bu buluşmada da, farklı politik çizgileri ve farklı karakterleriyle iki liderin öyle ”can ciğer-kuzu sarması” olmasına pek ihtimal vermiyorlar.

Üç bölümlü ziyaret

Schröder’in Perşembe’den başlayacak iki günlük ziyareti aslında üç bölümden oluşuyor. Almanya başbakanı bugün önce Şikago’da Motorola tesislerini gezecek ve ardından Alman-Amerikan ekonomik ilişkilerinin gelişmesi amacıyla planlanan etkinlikte bir konuşma yapacak. Daha sonra Washington’a geçecek olan Schröder, Cuma günü Bush ile buluşmasının yanında bir ara Missisipi’nin Jackson kentine uçup, ”Dresden’den barok sanat eserleri” sergisinin açılışında hazır bulunacak.

Almanya başbakanı bu çok yönlü gezi programıyla Alman-Amerikan ilişkilerinin temelinde yatan çok yönlü katmanları da bir anlamda vurgulamak istiyor.

İlişkiler torpillendi

Berlin’deki hükümet çevrelerinden sızan bilgilerde, bu ziyaretin Amerikan başkanlık seçimlerinin ”sıcak kampanya” dönemine rastlamaması konusunda gösterilen özenin, Almanya başbakanının herhangi bir şekilde Amerikan iç politikasına alet olmama kaygısından kaynaklandığı bildiriliyor. Buna karşın daha şimdiden konuyu iç politik gündeme taşıyan demokratların olası başkan adayı John Kerry, başkan Bush’u, Almanya ile varolan geleneksel dostane ilişkileri torpillemiş olmakla suçluyor. Şimdi Bush da rakibinin bu atağına, Schröder’le yapacağı yarım saatlik görüşme ve ardından birlikte yenilecek yemekle karşılık veriyor.

Ancak ABD tarafının, Irak’taki kritik gergin ortamın varlığını sürdürmesi nedeniyle Almanya’ya karşı esnek bir diplomasi uygulaması bekleniyor. Washington şu anda BM örgütüyle Irak’taki egemenliğin kademeli biçimde devredilmesi pazarlıklarını sürdürürken, bir yandan da askeri giderlerini azaltmak için NATO’nun Irak’ta görev üstlenmesini sağlamaya çalışıyor.

Bahar havası

Bu nedenle de Beyaz Saray’dan kaynaklanan tüm açıklamalarda bahar havası estiriliyor. Amerikan medyası, İkili ilişkilerin mükemmelliğinden, Alman ordusunun Afganistan’daki varlığının taşıdığı öneme, Irak polis örgütünün oluşumuna Almanya’nın sağladığı katkıdan, Schröder’in Türkiye’nin AB üyeliği konusunda gösterdiği olumlu tavra kadar her fırsatı değerlendirip Almanya hakkında methiyeler düzdüğü dikkat çekiyor. Bu arada Schröder’in dün Irak’ın güvenliğine katkı amacıyla Almanya’nın bölgeye asker göndermesinin söz konusu olmadığını bir kez daha vurgulaması nedeniyle bu meselenin gündeme hiç getirilmeyeceği anlaşılıyor.

Askeri önlemler

Sıralanan tüm bu olumlu noktalardan sonra Beyaz Saray’daki ikili buluşmanın da son derece olumlu koşullarda seyretmesi beklense de, Bush ile Schröder arasındaki köklü anlaşmazlık konularının varlığını koruduğunu da hatırlamak gerekiyor. Bunların başında uluslararası sorunların çözümü yolunda izlenecek çabaların niteliği yer alıyor. ABD, gerginliklerin tırmanmasına askeri önlemlerle karşı çıkılması gerektiğini savunurken, Almanya öteden beri bu alanda diplomasinin imkanlarıyla yetinmenin doğru olacağı görüşünde.

Başkanlar arası üslup farkı

Bu arada Schröder’in, Beyaz Saray’daki ev sahibinin sonbahardaki başkanlık seçimi sonrası değişmesi ihtimalini de göze alarak davranması bekleniyor. Kaldı ki bundan sonraki başkanın John Kerry ya da John Edwards adını taşıması halinde de ABD’nin genel dış politik çizgisinde fazla bir değişiklik olmayacağını düşünenler de var. Amerikalı dış politika uzmanı Ted Carpenter, Washington’un ancak kendi çıkarı öyle gerektirdiğinde ”çok uluslu” çözümlere rağbet ettiği, aksi halde kendi başına buyruk davranmayı yeğlediğini belirtiyor. Carpenter bu nedenle konu dış politikaysa, partilerinin adı ne olursa olsun, Amerikan başkanları arasında sadece üslup farkının bulunduğunu savunuyor.

DW TÜRKÇE'Yİ TAKİP EDİN