1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

ALMANYA

Berlin ayrımcılık eleştirilerini inceliyor

Alman hükümeti, Avrupa Irkçılık ve Hoşgörüsüzlükle Mücadele Komisyonu'nun geçen yıl açıklanan raporunda yer alan eleştirileri incelemeye aldı. Raporda, ayrımcılığın etkin şekilde engellenemediği belirtiliyordu.

default

Almanya'da yaşayan göçmenlerin çoğunluğunu Türkler oluşturuyor

Kısa adı ECRI olan Avrupa Irkçılık ve Hoşgörüsüzlükle Mücadele Komisyonu’nun Almanya denetleme raporu, Almanya’da ırkçılık ve ayrımcılıkla mücadele konusundaki eksikliklere dikkat çekiyor.

Avrupa Konseyi’ne bağlı olarak çalışan komisyonun geçen yıl mayıs ayında Strasbourg’da açıklanan raporunda "Almanya’da yaşayan Türkler günlük hayatta ayrımcılığa uğrayan gruplar arasında bulunuyor" görüşüne yer verilmişti.

Raporda, göçmen kökenlilerin özellikle eğitim alanında, çalışma hayatında, ev arama sırasında ayrımcılıkla karşılaştığı ifade ediliyor. Vatandaşlığa geçiş ve aile birleşimine ilişkin düzenlemeler eleştiriliyor. Raporda, Alman hükümetine tavsiyelerde de bulunuluyor.

"Rapor yaraya parmak basıyor"

Avrupa Irkçılık ve Hoşgörüsüzlükle Mücadele Komisyonu ve Berlin merkezli Alman İnsan Hakları Enstitüsü tarafından Berlin'de düzenlenen yuvarlak masa toplantısında, rapor çerçevesinde Alman hükümetinin ırkçılık ve ayrımcılıkla mücadele için yaptığı çalışmalar tartışıldı.

Hükümet ve sivil toplum örgütü temsilcilerini katıldığı toplantıda konuşan Alman hükümetinin İnsan Hakları ve İnsanî Yardım Sorumlusu Markus Löning, açık bir yaraya parmak basan raporu hükümetin ciddiye aldığını belirtti.

Markus Löning - neuer Menschenrechtsbeauftragter

Alman hükümetinin İnsan Hakları ve İnsani Yardım Sorumlusu Markus Löning

Genç göçmenlerin oluşturduğu potansiyelin Almanya’da yeterince kullanılmadığına işaret eden Hür Demokrat Partili (FDP) Löning, Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğine ilişkin tartışmaların Türk kökenli göçmenlerle ilişkileri etkilediğini söyledi.

Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğine ilişkilerin tartışmaların zor bir konu olduğunu belirten Löhning, "Bu bence iç politika ile alâkalı. Bu tartışmalar toplumumuzda Türk kökenli göçmenlere yönelik tutumda da kendini gösteriyor. Türkiye’ye ilişkin yürüttüğümüz tartışmalarda, bu boyut bence pek dikkate alınmıyor, yani bu tartışmanın şeklinin Almanya’da birlikte yaşamı nasıl etkilediği" şeklinde konuştu.

Günlük hayatta ayrımcılık

Raporda, Almanya’da yaşayan Müslümanların, Türklerin, siyahîlerin ve Romanların günlük hayatta ayrımcılığa uğrayan gruplar olduğu vurgulanıyor. Avrupa Irkçılık ve Hoşgörüsüzlükle Mücadele Komisyonu Üyesi Gudrun Holgersen, Türk kökenli bir gencin iş başvurusunun, sadece ismine bakılarak kabul edilmemesini bu ayrımcılığa örnek olarak gösteriyor.

Ayrımcılığın ortadan kaldırılması için toplumun göçmenlere bakışının değiştirilmesi gerektiğini belirten Holgersen, Deutsche Welle’ye yaptığı açıklamada, sözlerini şöyle sürdürdü: ”Elbette özellikle de işverenlerin ve okullarda görevli öğretmenlerin bu gruplara yönelik tutumlarında daha bilinçli olarak, hangi kökene sahip olursa olsun herkesi eşit olarak kabul etmeleri gerekiyor.”

Alman hükümetine tavsiyeler

Bu çerçevede, Avrupa Irkçılık ve Hoşgörüsüzlükle Mücadele Komisyonu, ırkçılık ve ayrımcılığı engellemek için işverenlere yönelik kampanyalar ve öğretmenlere yönelik meslek içi eğitim kursları düzenlenmesi gibi tavsiyelerde bulundu.

Almanya İçişleri Bakanlığı Göç, Mülteciler ve Avrupa İçi Uyum Dairesi Başkanı Michael Tetzlaff, komisyonun tavsiyelerinin dikkate alındığını, ancak hayata geçirmenin o kadar kolay olmadığını belirtti.

Bu tavsiyelerin siyasi hedef ve çıkarlarla uyum sağlamasının gerektiğini söyleyen Tetzlaff, "Ayrıca bazı konularda eyalet hükümetlerinin de onayı gerekiyor. Hâlâ tavsiyelerin incelenmesi aşamasındayız. Bu tavsiyelerin hayata geçirilmesi için dört yıl süre bulunuyor. Dört yıl sonra ECRI bizden ilgili raporu alacak” dedi.

Tetzlaff, geçen bir yıl içinde halkın bilinçlendirilmesi için Alman hükümetine bağlı Ayrımcılık Mücadele Dairesi tarafından bir afiş kampanyası düzenlendiğini hatırlattı. Komisyonun uyum politikası çerçevesinde vatandaşlığa geçiş, aile birleşimi gibi düzenlemelerin dikkatle izlenmesi yönündeki tavsiyesi hakkında ise Tetzlaff şunları söyledi:

”Elbette aldığımız önlemlerin etkili olup olmadığını her zaman inceliyoruz. Aile birleşimi öncesinde Almanca bildiğini kanıtlama zorunluluğu konusunda ise değerlendirme yapmaya başladık. Federal Hükümet içinde tartışıldıktan sonra hangi sonuca ulaşılacağını göreceğiz.”

© Deutsche Welle Türkçe

Jülide Danışman / Berlin

Editör: Murat Çelikkafa

DW TÜRKÇE'Yİ TAKİP EDİN