1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

AVRUPA

Belçika'da dil çekişmeleri

1 Temmuz’da Avrupa Birliği Dönem Başkanlığı’nı İspanya’dan devralacak olan Belçika, 13 Haziran’da yapılan genel seçimlerin üzerinden yaklaşık iki hafta geçmiş olmasına rağmen yeni hükümetine henüz kavuşamadı.

default

Son yıllarda Flamanlarla Valonlar arasındaki görüş ayrılıklarının sivrilmesiyle gündeme gelen Belçika'da, iki grup arasındaki tartışmanın vardığı boyutun ciddiyetini, ülkede seçimler öncesinde yaşanan hükümet krizi gözler önüne sermişti. Flaman liberaller daha fazla tavizde bulunamayacaklarını açıklayarak hükümetten çekilmişti. Esasında, bu ayrılığın perde arkasında, Flamanların giderek artan sayıda Valon'un Brüksel'in Flamanlara ait bölgesine yerleşmesinden duyduğu rahatsızlık yer alıyor.

Ayrılıkçılığı savunan Yeni Flaman İttifakı seçimlerde 150 sandalyenin 27’sini kazanmayı başarmıştı.

Ayrılıkçılığı savunan Yeni Flaman İttifakı seçimlerde 150 sandalyenin 27’sini kazanmayı başarmıştı.

Öte yandan, Brüksel'in Flamanlara ait üç bölgesinde ise Fransızca konuşan belediye başkanları yaklaşık üç yıldır bölgesel hükümet tarafından tanınmıyor. Haklarının ihlal edilmesinden endişe ettiğini söyleyen bir Flaman şöyle konuşuyor: “Burası Flamanların uğruna mücadele ettiği Flaman toprağı. Frankafonların burada söz hakkı yok, hatta hiçbir işi yok.”

Demokratik Frankafon Federalistler Birliği Başkanı Olivier Maingain ise bunun millyetçi bir uygulama olduğunu belirtiyor: “Bu, ‘New York Times’ gibi büyük bir gazetenin barışçı faşizm olarak nitelediği bir milliyetçiliktir.”

Ekonomik nedenler

Her ne kadar sorunun kaynağı dil çekişmesi gibi görünse de, Flamanlarla Valonları bölünmenin eşiğine sürükleyen tartışmanın odağında ekonomik çıkar çatışmaları yer alıyor. Yaklaşık altı milyon dolayındaki Flaman, vergi ve mali yardımlar yoluyla ülkenin güneyinde yaşayan ve daha yoksul durumdaki dört milyon Valon'u desteklemek istemiyor. Bu nedenle Flamanlar yıllardır, ekonomik özerkliğe kavuşmak için mücadele ediyor. Ancak bu talep, işsizliğin pençesindeki Valonlar tarafından redddiliyor. Valonlar, sosyal kesintilerini ödeyemeyecek duruma gelmekten endişe ediyor.

Ayrılıkçılığı savunan Yeni Flaman İttifakı lideri Bart de Wever

Ayrılıkçılığı savunan Yeni Flaman İttifakı lideri Bart de Wever

Bölünme tartışmalarının yoğunlaştığı bir dönemde yapılan genel seçimlerden, ayrılıkçılığı savunan Yeni Flaman İttifakı birinci parti olarak çıkmıştı. Partinin lideri Bart de Wever, 150 sandalyenin 27’sini kazanmayı başardı. De Wever, Fransızca konuşan sosyalist Valonlarla koalisyon görüşmelerini sürdürüyor. De Wever, seçimlerden önceki açıklamalarında, dış yatırımcılara ve gazetecilere güven vermeye çalışmış ve şöyle konuşmuştu: “Sizi temin ederim ki, biz devrim istemiyoruz, biz demokratik süreci izlemek istiyoruz, uzlaşma istiyoruz, bunun için de adım adım yol alacağız. Siyasi istikrarsızlık uzun sürmeyecek, bir devrim söz konusu değil.”

AB ve NATO Kurumları

Flamanlarla Valonlar arasındaki tartışma aslında yeni değil. “Belçika’nın bir devlet olarak geleceği var mı?” sorusu da çoktandır gündemde. Peki, Belçika’daki gelişmeler Belçika dışında yaşayanları ne kadar ilgilendiriyor? Brüksel’de görev yapan Danimarkalı gazeteci Mette Fugl, şöyle konuşuyor: “Şayet Belçika Avrupa Birliği ve NATO kurumlarına ev sahipliği etmeseydi, bu ülke ile bu kadar da ilgilenmezdik.”

© Deutsche Welle Türkçe

Christoph Hasselbach / Çeviri: Başak Özay

Editör: Ahmet Günaltay