1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

SPOR

Bayern Münih krizde

Alman birinci futbol liginde bitime 9 hafta kala Borussia Dortmund liderliğini perçinlerken, yıldızlar topluluğu Bayern Münih’in değil şampiyon olması, Şampiyonlar Ligi’ne katılması bile artık mucizelere kaldı.

Robben'in çabaları da maçın kaderini çevirmeye yetmedi

Robben'in çabaları da maçın kaderini çevirmeye yetmedi

Bayer Leverkusen ve Hannover takımları üst sıralara iyiden iyiye yerleşti. Kümede kalma mücadelesiyse ligin sonu yaklaştıkça daha da kızışıyor. Bundesliga’da 25’inci haftanın özetini kısaca bu şekilde yaptıktan sonra geçiyoruz şimdi ayrıntılara…

Bir haftada tam üç mağlubiyet birden… Bu, şampiyonluk rekortmeni Bayern Münih için pek de olağan bir durum değil. Zira en son tam 10 yıl önce arka arkaya üç resmî maçtan mağlubiyetle ayrılan Bavyera ekibi, bu negatif rekorunu geride kalan bir haftada egale etmeyi becerdi!

Bayern’in çöküşü

Geçen hafta lig maçında lider Borussia Dortmund’a farklı mağlup olan, hafta içinde de Federasyon Kupası’nda Schalke’ye yenilerek elenen Bayern, çıkış maçı olarak gördüğü Hannover deplasmanında da hüsrana uğradı. Maçın henüz 16’ıncı dakikasında Abdellaoue’nin golüyle geriye düşen Louis van Gaal’in talebeleri, ikinci yarının hemen başında Rausch’un golüne de engel olamayınca durum 2:0 Bayern’in aleyhine oldu. Ümitler tükenmek üzereyken, 55’inci dakikada sahneye çıkan Hollandalı yıldız Robben, kendisinden pek de alışık olmadığımız şekilde kafayla attığı golle takımına hayat öpücüğü verdi. Bu golden sonra Bayern, “Hiç değilse 1 puan“ parolasıyla rakip kaleye yüklenirken, orta sahada Robben’in kaptırdığı top, tüm ümitleri bitiren sahnenin başlangıcı oldu. Kendi yarı sahasında kaptığı topu yaklaşık 30 metre süren Hannoverli Pinto, rakip kaleci Kraft’ın hayli önde olduğunu görünce 22 metreden düzgün bir vuruş yaptı. Kraft, üzerine gelmesine rağmen topu tutamadı ve kaleye doğru tokatladı. Genç kaleci son bir hamle daha yaptıysa da topun çizgiyi geçmesine engel olamadı ve maç, evsahibi ekibin 3:1’lik üstünlüğüyle sona erdi. Bitime 17 dakika kala Bayernli savunma oyuncusu Breno’nun sinirlerine hâkim olamayarak, kendisine sert giren rakibine dirsek atması sonucu gördüğü kırmızı kart ise kanayan yaraya tuz biber ekti.


Bayern'in yıldızları Robben ve Breno, Hannover'in üç golüne karşılık veremediler

Bayern'in yıldızları Robben ve Breno, Hannover'in üç golüne karşılık veremediler



Van Gaal topun ağzında


Maçtan sonra Bayern teknik direktörü Louis van Gaal’in ağzını âdeta bıçak açmazken, Hollandalı teknik adam sadece “İstifayı düşünmüyorum, geleceğimle ilgili kararı yönetim kurulu verir“ demekle yetindi. Bayern Münih Yönetim Kurulu Başkanı Karl-Heinz Rummenigge’in kameralar önünde yaptığı ilk açıklama, “Van Gaal’in sonu geldi“ yorumlarının yapılmasına neden oldu. Rummenigge, “Bu, abartıya kaçmaksızın kesinlikle ‘felaket‘ olarak nitelendirilebilecek bir haftaydı“ dedi.

Ancak daha sonra biraz daha sakinleşen Rummenigge, aceleci kararlar almanın doğru olmadığına vurgu yaptı: “Bizler, bu piyasada birkaç gündür çalışan acemiler değiliz. Uzun yıllara dayanan tecrübelerim bana, bu tür maçlardan sonra duygusal kararlar almak yerine olayları önce hazmetmemiz gerektiğini öğretti.“

Geçen sezon lig ve kupada duble yapan, ayrıca Şampiyonlar Ligi’nde de finale yükselme başarısını gösteren Bayern Münih, bu başarılara fazla güvenmiş ve kadroya önemli sayılabilecek bir takviye yapmamıştı. Bunun ne kadar hatalı olduğu haftalar ilerledikçe ortaya çıktı. Müzmin sakat yıldızları Robben ve Ribery’e bel bağlamakta ısrar edince kupada havlu atan, ligde de şampiyonluk bir yana Şampiyonlar Ligi’ne katılması bile tehlikede olan Bayern Münih’in sarılabileceği yegâne can simidi, bu sezon Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu kaldı. Ancak Bavyera ekibinin geçen yıl olduğu gibi bu yıl da şansının yaver gitmesi çok da kolay olmasa gerek.

42 puanda kalan Bayern, 5’inci sıraya geriledi. Hannover ise bu galibiyetle puanını 47’ye yükselterek, 3’üncü sıradaki yerini sağlama aldı. Teknik direktör Mirko Slomka’nın keyfi de doğal olarak hayli yerindeydi:

“Bugün çok özel bir gün. Çünkü son derece önemli olan bu maçı kazanmak suretiyle Bayern’in 5 puan önüne geçtik. Normalde Bayern Münih’e karşı oynadığınızda ‘3 puan alabilirsek ne âlâ ama bir puana da razıyız‘ havasında olursunuz. Fakat puan cetvelinde böyle bir durum daha önce hiç yaşanmamıştı.“


Dortmund rekor yolunda

Lider Borussia Dortmund, haftanın açılış maçında ağırladığı Köln’ü tek golle geçerken, en az yarım düzine yüzde yüzlük gol pozisyonundan da yararlanamadı. Nuri Şahin’in bir şutu üst direkte patlarken, Dortmund’un girdiği diğer net pozisyonları Köln’ün file bekçisi Rensing kurtardı. Rensing’in çaresiz kaldığı sadece tek bir vuruş vardı: İlk yarının bitmesine 1 dakika kala Lewandowski’nin attığı gol, maçın skorunu belirledi. 61 puana ulaşan sarı-siyahlılar, böylece en yakın rakibinin 12 puan önünde, açık ara liderliğini sürdürdü. 29 puanda kalan Köln ise 11’inci sıradaki yerini korurken, şimdilik ateş çemberinin uzağında kalmayı başardı.

Dortmund'a üç puanı kazandıran tek golü Robert Lewandowski kaydetti

Dortmund'a üç puanı kazandıran tek golü Robert Lewandowski kaydetti

Adım adım şampiyonluğa yaklaşan genç Dortmund ekibinin genç hocası Jürgen Klopp, maçtan sonra yaptığı açıklamada, Köln’ün kalecisi Rensing’i yere göğe sığdıramadı:

“Rensing muhteşem kurtarışlar yaptı. Onu geçmek gerçekten de çok zor oldu. Oyunun geneline baktığımızda ise takımım aslında o kadar da yanlış işler yapmadı.“

Bundesliga’yı yakından takip edenler hatırlayacaklardır: Rensing, Bayern Münih’te ünlü kaleci Kahn’ın veliahtı olarak geçen sezon kaleyi devralmış, ancak Louis van Gaal tarafından yetersiz bulunarak takımdan gönderilmişti. İşte o beğenilmeyen Rensing, ligin devre arasında transfer olduğu Köln’de harika maçlar çıkarırken, Bayern’de önce kaleyi devralan Butt ve ardından onun yerine geçen Kraft’ın bir türlü istenileni verememesi, Rensing’in gönderilmesinin ne kadar yanlış olduğunu gözler önüne serdi.


Ballacksız Bayer takipte

Yerini sağlama alan bir diğer ekip de lig ikincisi Leverkusen’di. Güçlü kadrosuna rağmen düşme tehlikesinden bir türlü kurtulamayan Wolfsburg karşısında 3 puanı 3 golle alan Bayer Leverkusen, 49 puana yükseldi. Tuncay’ın 90 dakika boyunca yedek kulübesinde oturduğu Wolfsburg takımındaysa küme düşme korkusu iyiden iyiye arttı. 26 puanla 15’inci sıraya gerileyen Wolfsburg’un 17’inci sıradaki takımla arasında sadece 1 puan fark kaldı.

21’inci dakikada takımının ilk golünü atan ve maçın erken kopmasında büyük katkısı olan Leverkusen’in genç orta saha oyuncu Lars Bender, tıpkı Dortmund’daki ikiz kardeşi Sven gibi çok başarılı bir sezon geçiriyor. Henüz 22 yaşında olan Lars Bender, her geçen hafta yükselen performansında hocası Jupp Heynckes’in payının büyük olduğunun bilincinde:

“Hocamın bana duyduğu güvenden dolayı ona müteşekkirim. Attığım golle onun güvenini boşa çıkartmadığım için de çok mutluyum. Ama bundan daha da önemlisi bugün kazanıp sahadan 3 puanla ayrılmamız oldu.“


St. Pauli dağıldı

Nürnbergli Christian Eigler St. Pauli filelerini tam dört havalandırdı

Nürnbergli Christian Eigler St. Pauli filelerini tam dört havalandırdı

Nürnberg’in çıkışı sürüyor. İç sahada net galibiyetler alan, deplasmanlardan da puanla dönmeyi başaran Nürnberg, St. Pauli’yi 5:0 mağlup etti. Maçın, hatta haftanın oyuncusu ise tam 4 kez rakip fileleri havalandıran Christian Eigler oldu. Nürnberg’in asıl santrforu olan Julian Schieber’in menisküs ameliyatı sonrası en az bir ay sahalardan uzak kalacak olması nedeniyle forma giyen Nürnberg’in “nöbetçi golcüsü“ Eigler, çok iyi bir yedek olduğunu dosta düşmana gösterdi.

“Üç-dört kez kale önünde boş kaldım. Bir forvet olarak bu pozisyonları değerlendirmek zorundasınız. Ben de öyle yaptım. Ama takım arkadaşlarım da bana bu elverişli pozisyonları hazırladıkları için her türlü övgüyü hakediyorlar.“

Eigler’in övgüsünü hakedenlerin başında Nürnberg’in ofansif oyun kurgusundaki dinamosu Mehmet Ekici geliyordu. Takımının attığı 5 golden 2’sinin asistini yapan Ekici, etkili ve mücadeleci futboluyla, galibiyetin baş mimarları arasındaydı. Nürnberg’in bir diğer Türk kökenli yıldızlı İlkay Gündoğan ise yaklaşık bir aylık sakatlığın ardından St. Pauli maçının son yarım saatinde oyuna dâhil oldu ve ligin ikinci devresindeki ilk maçını oynadı. Puanını 39 yükselten Nürnberg, 6’ıncı sıraya tırmanırken, Hamburg kentinin iki takımından biri olan St. Pauli ise son haftalardaki puan kayıplarıyla hızla tehlike bölgesine doğru yol almaya devam ediyor. 28 puanda kalan ve 13’üncü sıraya gerileyen St. Pauli’nin, düşme hattıyla arasındaki fark 3 puana indi.

Umut Stuttgart’ın ekmeği

Ligin dibini yakından ilgilendiren bir diğer karşılaşmadaysa Stuttgart, Schalke’yi tek golle geçerek altın değerinde bir galibiyet aldı. Bruno Labbadia’nın dümene geçmesiyle ligin ikinci yarısında toparlanma emareleri gösteren Stuttgart, geçen hafta Frankfurt karşısında deplasmanda aldığı 3 puanın ardından bu hafta şansının da yardımıyla yine galip gelmeyi başardı. Stuttgart’a galibiyeti getiren golü, 15’inci dakikada penaltıdan Kuzmanoviç kaydetti. Penaltı pozisyonunun şanssız aktörü ise hem penaltıya sebebiyet veren hem de kırmızı kart gören Schalke'nin genç stoperi Benedikt Höwedes'ti:

“Penaltıdan önce bariz bir şekilde bana faul yapıldı. Ceza sahası içinde yere düştüm ve o sırada rakip oyuncunun çektiği şut da elime çarptı. Ama elin bilinçli olarak topa gitmesi diye bir durum kesinlikle söz konusu değil ve pozisyonunun da penaltı olarak değerlendirilmemesi gerekiyordu.“


Schalke kalecisi Manuel Neuer, Stuttgart'ın tek golüne engel olamadı

Schalke kalecisi Manuel Neuer, Stuttgart'ın tek golüne engel olamadı


Stuttgart, bu galibiyetle puanını 25’e yükselterek 16'ıncı sıraya çıktı ve kümede kalma adına umutlarını gelecek haftalara taşıdı. Schalke içinse kelimenin tam anlamıyla “iki yüzlü bir takım“ tanımlaması yapmak yerinde olur. Şampiyonlar Ligi’nde son 16 takım arasına kalan ve Valencia deplasmanında elde ettiği 1:1’lik beraberlikle çeyrek final için avantaj sağlayan, ayrıca Almanya Federasyon Kupası’nda Bayern’i saf dışı bırakarak finale yükselen Schalke, Bundesliga’da ise vasat bir takım görüntüsünü bir türlü aşamıyor. Raul, Huntelaar, Farfan ve Neuer gibi yıldızlara sahip olan Schalke, 30 puanla 10’uncu sırada yer almaya devam ediyor. Bu arada haftanın en ilginç görüntülerinden biri de Schalke’nin teknik direktörü Felix Magath‘ın gözündeki rahatsızlık nedeniyle karşılaşmayı güneş gözlüğüyle izlemesiydi. Schalkeli taraftarlar, Facebook’ta açtığı sayfayla kısa sürede 150 binden fazla hayran kazanan Magath’a yönelik “Artık seni beğenmiyoruz“ pankartı açarak, istikrarsız gidişe tepki gösterdiler.


Gladbach pes etmiyor


Ligin dibine demir atan ve kurtulması artık mucizelere kalan Mönchengladbach, Hoffenheim’ı 2:0 mağlup ederek, puanını 22’ye yükseltti ve az da olsa kümede kalma umutlarını sürdürdü. İstikrarsız sonuçlar almaya devam eden Hoffenheim ise 33 puanla 9’uncu sıradaki yerini korudu. Mönchengladbach teknik direktörü Lucien Favre, maçla ilgili kısa ve net bir değerlendirme yapmakla yetindi. Favre, “İkinci yarıda bir nebze daha iyiydik ve bu nedenle de bence haklı bir galibiyet aldık“ dedi.

Diptekilerin mücadelesi

Haftanın en sıkıcı karşılaşması ise son haftaların iki formsuz ekibi Frankfurt ile Kaiserslautern’in mücadelesiydi. İlk yarıda fırtına gibi esen her iki takımın santrforları Gekas ve Lakiç, haftalardır süren gol oruçlarını bu hafta da bozamadılar. Frankfurt, 28 puanla 12’inci sıraya yükselirken, Kaiserslautern aldığı 1 puana rağmen bir basamak gerileyerek haftayı 25 puanla 17’inci sırada tamamladı.


Bremen yaşıyormuş!

Bundesliga’da 25’inci hafta perdesi, pazar günü oynanan iki karşılaşmayla sona erdi. Günün ilk maçında, ligin sürpriz ekiplerinden Freiburg ile güçlü kadrosuna rağmen bir türlü istenilen performansı yakalayamayan ve kendini düşme potasında bulan Werder Bremen karşı karşıya geldi. Bremen'in, genç forveti Wagner’le 1:0 öne geçtiği maçta Cisse’nin penaltı golüyle Freiburg beraberliği sağladı. Bremenli taraftarlar “Eyvah, kâbus geri mi dönüyor? Bu maçı da mı elimizden kaçıracağız?“ diye kara kara düşünürken sahneye 76’ıncı dakikada Perulu acar forvet Claudio Pizarro çıktı ve Bremen’i rahatlatan golü attı. Freiburg beraberlik için bastırırken maçın son saniyelerinde topu kapan Marin, tek başına geliştirdiği kontra atakta skoru belirleyen golü attı ve Werder Bremen, 3 puanı 3 golle alarak evine mutlu bir şekilde döndü. Puanını 28’e yükselten kuzey ekibi, 14’üncü sıraya tırmanırken az da olsa nefes almayı başardı. 37 puanlı Freiburg ise 8’inci sıraya gerileyerek, Avrupa hayallerine büyük ölçüde vedalaştı. Werder Bremen teknik direktörü Thomas Schaaf galibiyete rağmen temkinli olmaya özen gösterdi. Schaaf, "Üç puan almamız çok önemliydi. Bu maçta gösterdiğimiz performansla ileriye doğru bir adım attığımızı söyleyebilirim. Gerçi henüz herşey düzelmedi ama iyi yolda olduğumuz da bir gerçek" diye konuştu.


Bremenli Marin, tek başına geliştirdiği kontra atakta skoru belirleyen golü attı

Bremenli Marin, tek başına geliştirdiği kontra atakta skoru belirleyen golü attı



Deplasman fatihi Mainz

Haftanın kapanış maçıysa, aynı zamanda en gollü ve en zevkli karşılaşmaydı. Çizgiyi geçmeyen gayri nizami bir gol, kendi kalesine gol atan futbolcu, verilmeyen penaltı ve iki kez öne geçmesine rağmen rakibinin kontra atakları karşısında çaresiz kalan bir evsahibi… İşte Hamburg-Mainz maçından yaşananların kısa özeti! UEFA Avrupa Ligi hedefini yakalamak için sahaya mutlak galibiyet parolasıyla çıkan Hamburg, ilk yarıda sol kanat oyuncusu Marcel Jansen’in vole vuruşuyla öne geçti. Ancak Jansen’in vuruşunda topun, kale çizgisinin 5 santim önüne düşmesine rağmen hakem Babak Rafati gol kararı verdi. İkinci yarıya hızlı başlayan Hamburg, rakip kaleye yüklendiği sırada kontraya yakalandı. 56’ıncı dakikada Schürrle ile beraberliği yakalayan Mainz’ın sevinci kısa sürdü, çünkü ev sahibi ekip sadece 3 dakika sonra Petriç’in golüyle yeniden öne geçti. Bu kez de Hamburg’un gol sevinci kursağında kaldı, zira sadece 105 saniye sonra Kaçar, kendi kalesine attığı golle Mainz’a beraberliği getirdi. Yine galibiyet için yüklenen Hamburg, tabiri caizse ava giderken avlandı. Hızlı oyuncularıyla kontra ataklara çıkan Mainz, son 8 dakikada Schürrle ve Heller’in ayağından iki gol daha buldu ve zorlu Hamburg deplasmanından 3 puanla dönmesini bildi. 37 puanda kalan ve 7’inci sıraya gerileyen Hamburg, Avrupa hedefinden iyiden iyiye uzaklaşırken, puanını 43’e yükselten ve 4’üncü sıraya tırmanan Mainz, puan cetvelinde bulunduğu konuma tesadüfen ulaşmadığını bir kez daha ispatlamış oldu. Hamburg'un milli solbeki Dennis Aogo, iki kez öne geçmelerine rağmen bu maçı kaybetmelerini, fazla arzulu olmalarına bağladı. Aogo, "1:0 öne geçtiğimiz bir maçta çok daha akıllıca oynamalıydık. Belki gereğinden fazla bir galibiyet arzusuna kapıldık ve yine gereğinden fazla riske girdik. Bunun faturasını da acı bir şekilde ödedik. Oysa böyle bir maçı kaybetmemeliydik" dedi.

Bundesliga heyecanı, cuma günü Köln ve Hannover arasında TSİ 21:30’da oynanacak 26’ıncı haftanın açılış maçıyla devam edecek. Cumartesi günü ise yine birbirinden çetin müsabakalar var: TSİ 16:30’da Bayern Münih-Hamburg, Schalke-Frankfurt, Wolfsburg-Nürnberg, Hoffenheim-Dortmund ve Kaiserslautern-Freiburg müsabakaları oynanacak. Cumartesi günün son maçıysa TSİ 18:30’da başlayacak olan Bremen-Mönchengladbach mücadelesi. Bundesliga’da 26’ıncı hafta, pazar günü TSİ 16:30‘daki Mainz-Leverkusen ve 18:30’daki St. Pauli-Stuttgart maçlarıyla tamamlanacak.

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Murat Çelikkafa

Editör: Nihat Halıcı