1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

YAŞAM

Batı'da Alzheimer yaygınlaşıyor

Yaşlılık deyince ilk akla gelen hastalıklardan biri olan Alzheimer, Almanya’da giderek daha yaygın bir şekilde görülüyor. Uzmanların ”kitlesel hastalık" olarak tanımladığı, uzun ve masraflı bir tedavi sürecini gerektiren Alzheimer hastalığı DW’den Daphne Antachapoulos araştırdı...

Batı toplumlarında her beş kişiden biri Alzheimer

Batı toplumlarında her beş kişiden biri Alzheimer

İlk kez 1907 yılında Alman Nörolog Alois Alzheimer tarafından tanımlanan bu beyin hastalığı, yaşlılık öncesi bunamaların yüzde 75'ini oluşturuyor. Koşullardan bağımsız olarak, kadınlarda erkeklerden daha fazla görüldüğü saptanan hastalığın en tipik belirtileri bellek rahatsızlıklarıyla ortaya çıkıyor. Bazı insanlar isimlerini unutuyor, bazıları ise evlerinin yolunu...

Genelde güler yüzlü ve sevecen olarak bilinen kişiler ise birdenbire agresif ve somurtkan bir kimliğe bürünüyor. Çeşitli şekillerde ortaya çıkabilen Alzheimer hastalığının etkileri de yine kişiden kişiye farklılık gösteriyor. Beyindeki hücrelerin normalden daha hızlı bir şekilde ölmesi, bu hafıza ve davranış bozukluklarının temel nedeninin oluşturuyor.

Halk arasında erken bunama olarak da adlandırılan bu hastalık, 60'lı yaşlarda kendisini hissettiriyor. Batı toplumlarında yapılan araştırmalar, 85 yaş ve üstü her 5 kişiden birinin Alzheimer hastası olduğunu gösteriyor. Ancak gerek belirtileri gerekse beyinde yol açtığı hasarlar nedeniyle Alzheimer, diğer bunama sorunlarından farklı özellikler gösteriyor.

Erken teşhis

İlk belirtilerinin tesbit edildiği zamana bağlı olarak ilerde hastalığın yoğunluğu yüzde 25 ile yüzde 50 oranında azalabiliyor. Alman Alzheimer Derneği Başkanı Heike von Lützau-Hohlbein, erken teşhis ve tedavinin, her hastalıkta olduğu gibi Alzheimer’de de çok önemli olduğunu belirtiyor ancak bunun zorluklarına da dikkat çekiyor:

"Tabii ki hastalığın her çeşidinden korkarız. Ama Alzheimer ya da bunama söz konusu olduğunda, bu rahatsızlığın ilk kez ne zaman ortaya çıktığını belirlemek çok güç oluyor. Bildiğimiz tek şey, yaşlı insanların yüksek risk grubu içinde yer aldığı. Örneğin kalp krizi geçirmekten de hepimiz korkarız. Ama deyim yerindeyse ‘kafadan rahatsız olmak’ inanın bana, üç misli daha zor bir durum ve böyle bir hastalığa yakalanmaktan hepimiz daha çok korkuyoruz.”

Kitlesel hastalık

Alzheimer hastalarını üçte biri evlerinde tedavi görüyor. Almanya’da bu hastalığa yakalananların sayısı bugün bir milyonu aşmış durumda. Uzmanlar, bunu bir "kitlesel hastalık” olarak tanımlıyor, ancak hasta ve hasta yakınları durumu kabul etmekte zorlanıyor. Heike von Lützau-Hohlbein, özellikle agresif hareketler sergileyen Alzheimer hastalarının, toplumdan dışlandığını belirtiyor.

"Ailelerin yaşadığı en büyük sorun, akraba, dost ve komşuların kendilerinden bir anda uzaklaşması. Çünkü Alzheimer hastalarının kahırlarını çekmek hakikaten çok zor. Buna herkes tahammül edemez. Hasta açtısından baktığımızda da bu sorunla baş etmek onları psikolojik olarak hayli yıpratıyor.”

Tedavisi pahalı

Alzheimer hastalığının kesin tedavisi bugün için mümkün olmasa erken tanı ya da hastalığın daha yavaş ilerlemesi için bazı ilaçlar mevcut. Ancak sağlık sigortası, 2000 Euro’dan başlayan bu pahalı ilaçlar için yapılan masrafların en fazla 30’unu karşılıyor. Sigorta şirketleri için 20 milyar Euro’luk bir maliyet anlamına gelen bu tabloda yine en büyük görev, hasta yakınlarına düşüyor. Çünkü aile bireyleri tarafından gösterilecek şefkat ve sabır, Alzheimer hastalarının acılarını hafifletebilecek yegane unsur.

  • Tarih 08.01.2004
  • Hazırlayan Daphne Antachapoulos
  • Yazdır Bu sayfayı yazdır
  • Kısa link http://p.dw.com/p/Aans
  • Tarih 08.01.2004
  • Hazırlayan Daphne Antachapoulos
  • Yazdır Bu sayfayı yazdır
  • Kısa link http://p.dw.com/p/Aans