1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

ALMANYA

Batı da tehlike altında

Almanya’da aşırı sağın sadece ülkenin doğusunda ağırlıkta olduğu düşünülmüştü. Ancak zamanla Almanya’nın batı ve doğusundaki aşırı sağ kaynaklı suçların oranı neredeyse aynı seviyeye ulaştı.

Göçmenler, sokaklarda hakarete uğruyor, tehdit ediliyor ve hatta bıçaklanıyor. Yahudi mezarlıklarına saldırılıyor, evlerinin duvarlarına gamalı haç ya da diğer Nazi sembolleri çiziliyor. Yaşananlar, Nürnberg civarında endişe yaratıyor.

Bugünlerde aşırı sağcılara karşı harekete geçen insanlar, yoğun bir baskı altına alınıyor. “Sağa karşı ittifak“ adlı bir hareketi yöneten Michael Helmbrecht de onlardan biri. Helmbrecht’in evi üç gün boyunca 200 aşırı sağcı tarafından kuşatılmış. Kuşatmadan günler sonra da evine ve arabasına hasar verilmiş. Şu anda evi polis koruması altında.

Helmbrecht, "Araba neredeyse tamamen tahrip edildi. Camlar parçalandı, lastikler delik deşik edildi. Eve de asit saldırısı yapıldı ve haftalarca genzimiz yandı. Bu çok vahim bir saldırıydı. Zira evimize giderken huzursuz oluyorduk" dedi.

Gazetecilere de baskı

Neonaziler, artık saklanmaya pek gerek duymuyor. Almanya’da suskun kalan bir çoğunluk adına hareket ettiklerine inanıyorlar. Bavyera eyaletindeki Gräfenberg’de üç yılda 50'den fazla yürüyüş düzenlediler. Gösterilerde sık sık şiddet olayları yaşandı.

Emniyet makamları ve Anayasayı Koruma Teşkilatı yetkilileri, Nürnberg civarında, özellikle şiddete eğilimli 300 aşırı sağcı olduğunu tahmin ediyor. Ancak tüm çabalara karşın, aşırı sağcıların suç teşkil eden eylemleri çok nadir olarak kanıtlanabiliyor.

Aşırı sağcılara eleştirel yaklaşan gazetecilerin de üstüne gidiliyor. "Nürnberger Nachrichten" adlı gazetede çalışan Herbert Fuehr, Neonazilerin işlediği suçlarla ilgili araştırmalar yapıyor. Gazeteci Fuehr, aşırı sağcıların sıkı takibinde...

Fuehr, "Olaylara karşı açık bir şekilde görüş bildirdiğimden bu yana, aşırı sağcı 'Freies Netz Süd' adlı internet sitesinde benden bahsediyorlar. Beni bir ’düşünsel kundakçı’ olarak nitelendirdiler ve hatta resmimi de yayınladılar. Oturduğum evi bulmasınlar diye uğraşıyorum" şeklinde konuştu.

'Kendimi üçüncü sınıf vatandaş hissediyorum'

Şimdiye dek Almanya’nın doğu kentlerinden uzak durmaya çalışan çoğu göçmen artık kendisini, batıda da güvende hissetmiyor. Nürnberg yakınlarındaki Weißenburg’da manavlık yapan Türk kökenli Murat, tehditler nedeniyle, kendini üçüncü sınıf bir insan olarak hissettiğini söylüyor: "Bir yabancı ya da Türk kökenli bir Alman olarak bunu yaşamak hiç hoş değil. Çünkü burada yaşıyorum, burada doğdum. Ben bir Weißenburgluyum. Bir kızım var. Burada yaşamak istiyorum ve kendimi iyi hissetmek istiyorum."

Yine Almanya'nın güneyindeki Regensburg kentinde ise Musevi bir kafe işletmecisi, kafeye düzenlenen şiddetli bir saldırı sonrası, 140 işletme sahibini bir araya getirdi. Hepsi, restoran ve kafelerinin kapısına şu yazıyı astı: “Burada ırkçılara hizmet verilmiyor.”

Aşırı sağcı Nasyonal Demokrat Parti’nin, ırkçı eylem ve saldırılarla bağlantısı olduğu gerekçesiyle kapatılması isteniyor. Alman yetkililer, parti ile şiddet olayları arasındaki bağlantıyı ortaya koyacak net kanıt arayışı içerisinde. Kanıtları bulamadıkları sürece, Nasyonal Demokrat Parti’nin yasaklanması da mümkün değil. Vatandaşlara kalan tek şey ise aşırı sağa karşı daha kararlı bir tutum sergilemek.

© Deutsche Welle Türkçe

Wolfgang Dick/Çeviri:Başak Sezen

Editör: Murat Çelikkafa

Önerdiğimiz linkler

DW TÜRKÇE'Yİ TAKİP EDİN