1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

ALMANYA

Basın özgürlüğü tehlikede mi?

Almanya'da basın özgürlüğü anayasal güvence altında. Ancak uygulama farklı olabiliyor. Basın büroları gazetecilerin işini engelleyebiliyor veya gazeteciler ile siyasetçiler arasındaki sıkı ilişkiler sorun yaratabiliyor.

Gazetecilikte, "köpeğin insanı ısırması" bir başlık olabilir ama "insanın köpeği ısırması" manşet olur. Bu çerçeveden bakıldığında, gazetecilerin siyasetçilere karşı verdiği mücadele günlük hayatın bir parçasıyken, Almanya cumhurbaşkanının ülkenin en büyük gazetesi Bild'e karşı, kendi deyimiyle "savaş" açma tehdidi tepki topladı.

Cumhurbaşkanı Christian Wulff'un, aldığı kredi ile ilgili haberlerin yapılmasını engellediği iddialarına ilişkin eleştiriler artarken, bir yandan da Almanya’da basın özgürlüğü ve siyasilerin medyaya olası etkileri tartışılmaya başlandı. Benzer bir tartışma bundan yaklaşık on yıl önce gazeteci Jens König’in yaptığı bir röportaj sonrasında da yaşanmıştı.

Tartışma yeni değil

Olaf Scholz

Olaf Scholz

Berlin’de yayımlanan Die Tageszeitung’un meclis bürosunun yöneticisi 2003 yılında Sosyal Demokrat Parti’nin eski Genel Sekreteri Olaf Scholz ile bir röportaj yapmıştı. Partinin basın bürosu ise röportaj yayınlanmadan görmek istemişti. Ancak basın bürosunun röportajı büyük ölçüde değiştirmesi üzerine Die Tageszeitung sadece soruları basmış, Scholz’un verdiği yanıtlar ise üzeri karartılarak yayınlanmıştı. Çok sayıda gazete, olaya sayfalarında yer verirken, meslektaşlarını desteklemiş ve siyasilerin basın sözcüleri ile yaşanan zorluklara dikkat çekmişti.

Süddeutsche Zeitung editörü ve Netzwerk Recherche adlı araştırmacı-gazetecileri bir araya getiren derneğin kurucusu Hans Leyendecker, “eğer bütün medya kuruluşları siyasetçiler tarafından kontrol edilen röportajları yayınlamaktan vazgeçseydi, 2003 yılında başlatılan girişim uzun vadede başarıya ulaşabilirdi” diyor. Leyendecker, ancak Almanya’daki medya kuruluşları arasında böyle bir birliğin bulunmadığını da sözlerine ekliyor. Leyendecker, İngilizce konuşulan ülkelerde, söylenen sözler geçerli sayılırken, Almanya’da böyle bir kültürün olmadığını belirtiyor.

Die Tageszeitung'un politik haberler editörü Ulrike Winkelmann da, siyasetçilerin yazılanlar üzerinde egemenlik kurmaya çalıştığının altını çiziyor. Hatta bazen hilelere başvurduklarını savunan Winkelmann şunları anlatıyor: “Verdiği yanıtları tamamen değiştiren bir sendika yöneticisini hatırlıyorum. Onayın öğle üzeri gelmesi gerekiyordu, ancak onayı gönderdikleri zaman baskı saati gelmişti ve bizim de bant kayıtlarıyla alâkası olmayan, son derece sıkıcı söyleyişi yayınlamaktan başka seçeneğimiz kalmadı.”

Yetersiz şeffaflık

Basın bürolarının çoğu röportaj veya haberin öncesinde gazetecilere baskı uygulamaya çalışıyor. Berlin merkezli Alman Gazete Yayıncıları Birliği’den Hans-Joachim Fuhrmann, basın özgürlüğünün anayasa ile güvence altına alınmasına rağmen, siyasette bir aksilik yaşandığı zaman şeffaflığın da yok olabildiğini söylüyor. Eyalet Basın Yasası uyarınca, kamuya açık olarak yapılan toplantılardan gazeteciler dışlanamıyor. Ancak bazı gazeteciler herkesin önünde bilerek zor durumda bırakılabiliyor. 

Springer Yayınevi’ne bağlı liberal-muhafazakâr Hamburger Abendblatt gazetesinin meclis bürosu yöneticisi Karsten Kammholz, “zor ve kolay bakanların olduğuna” dikkat çekiyor. Kammholz, “ama bir yandan da Springer’e bağlı bir gazete için çalışan biri olarak sol eğilimli siyasetçiler arasında zorluk yaşadığım duygusuna da hiç kapılmadığını” dile getiriyor. Die Tageszeitung’dan Winkelmann ise Sosyal Demokrat Parti-Yeşiller koalisyonunun “gazetecileri aptalmış gibi göstermek” konusunda başı çektiğini ifade ederek sözlerini şöyle sürdürüyor: “Çoğu zaman yakınlık aradaki mesafeden daha büyük bir sorun yaratabiliyor. Yeşiller partisinden Jürgen Trittin bir mülakat verdiği zaman, daha fazla değişiklik yapıyor. Çünkü gazeteyi Yeşiller tabanının okuduğunu biliyor.”

Hans Leyendecker

Hans Leyendecker

Siyasi haberlerin yanı sıra ekonomi haberlerinde de zorluk yaşanabiliyor. Özellikle de firmalar tazminat ister veya ilân ve reklam vermeyi durdurursa, bu durum finansal zorluklara yol açabiliyor. Hans Leyendecker, büyük bankaların iletişim uzmanlarını ve avukatlarını doğrudan genel yayın yönetmeninin bürosuna gönderdiğine dikkat çekiyor.

Alman Gazeteciler Birliği’nden Hendrik Zörner, siyasetçilerin gelişmelerin arka yüzü hakkında bilgi verdiği toplantılardan dışlanma olasılığının Berlin’de görev yapan gazeteciler üzerinde baskı yarattığını belirtiyor. Zörner, basın özgürlüğü açısından diğer Avrupa ülkeleri ile kıyaslandığında Almanya’nın orta sıralarda yer aldığını söylüyor. İskandinav ülkelerinin daha açık olduğunu ve yapılan röportajların onay alınmadan yayınlandığını belirten Zörner, Fransa, İngiltere ve İtalya’nın ise basın özgürlüğü konusunda son sıralarda bulunduğunu ifade ediyor. Zörner, Almanya’da bir gazetecinin, bir siyasetçiyi yıllar boyunca takip ettiğini de sözlerine ekliyor.

Siyasetçiler ve medya seçkinleri arasındaki “dostluk”

2003 yılında Die Tageszeitung’da yayınlanan röportajı ile tartışma başlatan Jens König, bugün haftalık “Stern” dergisi için çalışıyor. Esas sorunun siyasetçiler ile medya seçkinleri arasındaki yakın ilişkiler olduğuna inanan König, Cumhurbaşkanı Wulff ile ilgili şöyle değerlendiriyor: “Bild gazetesi Wulff’u ilk başlarda destekledi. Wulff, gazeteye bazı fotoğrafları ve haberleri verdi ve böylelikle örneğin ilk eşinden boşandığı için zarar görmedi. Bu tarz bir dostluğun daha tehlikeli olduğunu düşünüyorum. Bence Wulff’un Diekmann’ı telefonla araması skandal değil. Esas skandal, Alman cumhurbaşkanın yapacağı bir telefon konuşması ile bir şeyleri değiştirebileceğine inanması. Bu da önde gelen siyasetçiler ile tanınmış gazeteci ve genel yayın yönetmenleri arasındaki sıkı ilişkilere dayanıyor.” Meslek örgütlerinin temsilcileri ile Die Tageszeitung, Stern, Hamburger Abendblatt ve Süddeutsche Zeitung editörleri, 2003 yılında yapılan röportajın karartılarak yayınlanmasının ardından iletişim uzmanlarının sayısının ve basılmadan önce her satır için verilen mücadelenin arttığı konusunda aynı görüşü paylaşıyor.

© Deutsche Welle Türkçe

Johanna Schmeller / Çeviri: Jülide Danışman

Editör: Ahmet Günaltay

Önerdiğimiz linkler