Barış sürecinin ′Lice′ ile imtihanı | DÜNYA | DW | 10.06.2014
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Barış sürecinin 'Lice' ile imtihanı

Diyarbakır’ın Lice ilçesinde kalekollara karşı başlayan gösteriler sonucunda iki kişinin ölümü çözüm sürecinde güven krizine neden oldu. Diyarbakır’da ise halk, “90’lı yıllara geri dönmek istemiyoruz” diyor.

Türkiye'de 30 yıllk çatışma döneminin ardından devlet ile PKK arasında Ocak 2013'te başlayan barış süreci, zorlu bir viraja girdi. Diyarbakır'ın Lice ilçesinde inşa edilecek kalekolları protesto etmek amacıyla Mayıs sonunda başlayan gösteriler, 7 Haziran'da 2 kişinin güvenlik güçleri tarafından öldürülmesi ile bölgedeki birçok kente sıçradı. 8 Haziran'da Diyarbakır'ın Bağlar ilçesindeki 2.Hava Kuvvet Komutanlığı içindeki bir Türk bayrağının göstericiler tarafından indirilmesi ise ülkenin batısında milliyetçi tepkilere neden oldu.

Olağanüstü hal döneminin yaşandığı 90'lı yılları anımsatan kepenk kapatma ve sokak eylemleri ile askeri önlemlere sahne olan ve Kürt siyasetinin “kalesi” sayılan Diyarbakır'da ise halk, faili meçhul cinayetler ve baskı ile hafızalara yer eden yıllara dönmekten endişeli. Kentin ileri gelenleri de sokaktaki vatandaş da “çözüm süreci” olarak adlandırılan çatışmasızlık ortamının devam etmesi gerektiğini vurgularken, hükümeti barış ortamının tesisi için kalıcı ve somut adımlar atmaya çağırıyor.

Gerilim tırmanıyor

Lice'deki ölümlerin hemen ardından Halkların Demokratik Partisi (HDP) heyeti, PKK'nin İmralı Cezaevi'ndeki lideri Abdullah Öcalan ile görüştü. İtidal çağrısı yapan Öcalan, “Demokratik çözüm umudu, kalıcı barış sağlanana kadar korunmalı” açıklaması yaptı. Ancak hem PKK tarafından hem de hükümetten sert açıklamalar gelmeye devam ediyor. PKK Yürütme Konseyi Üyesi Duran Kalkan, HDP ve BDP'nin kendilerini temsil etmediğinin altını çizerek, “Hükümete güvenimiz yok. Artık Öcalan ile doğrudan görüşmek istiyoruz” dedi. Başbakan Erdoğan da partisinin grup toplantısında bayrak indirme olayına değindi ve "O garnizonun içine girip de bayrağı indireni, indirip gereğini yapacaksın. Yapmıyorsan sorumlusun. Herhalde ben Ankara'dan gelip de o bayrağı indireni, ben indiremeyeceğim" diyerek, olay sonrasında “serinkanlı davrandık” açıklaması yapan Türk Silahlı Kuvvetleri'ni eleştirdi.

"Bayrak olayı provokasyon"


Haftalık olağan grup toplantısını Lice'de gerçekleştiren HDP'nin Eşbaşkanı Sabahat Tuncel ise, “Bayrak indirme olayının provakasyon olduğunu düşünüyoruz” diye konuştu. Barış sürecine rağmen hükümetin bölgede 341 kalekol inşaatı ihalesi düzenlediğine ve 102 kalekolun faaliyete geçtiğine dikkat çeken Tuncel, “Biz hükümetten halkı ikna edecek bir açıklama ve pratik adımlar bekliyoruz” açıklaması yaptı. Hükümet, Lice'deki ölümlerden bir gün önce Diyarbakır'da Kürt sorununun barışçıl çözümünün tartışıldığı bir çalıştay düzenlemiş ancak Kürt siyasetçiler tarafından “tek sesli” olmakla eleştirilmişti.

"Toplumun sürece güveni zedelendi"

Lice olayları ve sonrasında yaşananları Deutsche Welle Türkçe Servisi'ne değerlendiren Dicle Üniversitesi Öğretim Üyesi Vahap Coşkun, çözüm süreci başladığından beri taraflar arasındaki en ciddi güven krizinin yaşandığını söylüyor. “Akil Adamlar Grubu”nda da yer alan Coşkun, “Dünyanın her yerinde bu tür süreçler provokasyonlara sahne olur. Bunları aşabilmek için taraflar sürecin ilerlemesi konusunda irade göstermeli” diyor. Son yaşananlardan ders çıkarılması halinde barış sürecinin ivme kazanabileceğini de dile getiren Coşkun, “Ancak hem doğuda hem batıda sürece olan toplum desteğinin kaybolması halinde olumsuz gelişmeler artabilir. PKK'nın bölgede kontrolü ele geçirdiğine yönelik verdiği resim de devletin barış yolunda somut adımlar atmaması da her iki kamuoyunu ayrı ayrı şüpheye itiyor” diye konuşuyor. Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Daimi Meclis Üyesi işadamı Baki Karadeniz ise olumsuzluklara rağmen Kürtlerin de devletin de 90'lı yıllardaki gibi davranmadığının altını çiziyor. Gerilim siyasetinin bölge iş dünyasını da tedirgin ettiğine vurgu yapan Karadeniz, “90'lardaki inkar ve imha politikalarına dönüleceğini düşünmüyorum. Umudumuzu korumak istiyoruz. Topyekün demokratikleşme, bu sorunun çözülmesindeki yegane unsur olacaktır” diyor.

20 yıllık Lice davası bu hafta görülecek

Lice'de Ekim 1993'te 18 kişinin öldürülmesi ile sonuçlanan olayları “Hawara Lice (Lice'nin Feryadı)” adıyla belgeselleştiren gazeteci Veysi Polat, söz konusu ölümlerden sorumlu tutulan dönemin Jandarma Alay Komutanı Eşref Hatipoğlu ve Üsteğmen Tünay Yanardağ'ın 13 Haziran'da hakim karşısına çıkacağına dikkat çekiyor. Buna karşın bölgede yaşayan Kürtlerin 90'lardaki uygulamalara geri dönmekten endişe ettiğini vurgulayan Polat, “O dönemlerden beri ilk kez Diyarbakır ve çevresinde alınan askeri önlemler insanları korkutuyor. Hem devlet hem de örgüt tarafından sürecin daha sağduyulu yönetilmesi bekleniyor” diyor. Lice'deki ölümlerin ardından Öcalan'ın yaptığı açıklamaların bazı BDP çevrelerinde “yetersiz” bulunduğuna da dikkat çeken Polat, “BDP'nin internetteki forum sayfalarında Öcalan'ın sözlerine ilişkin rahatsızlıklar dile getiriliyor. Bu da bölge açısından bir ilk” diye konuşuyor.

"90'lara dönmek istemiyoruz"

Diyarbakır'ın Yenişehir bölgesinde esnaflık yapan 43 yaşındaki Alaaddin Kılıç ise, 30 yıl boyunca devlet tarafından “düşük yoğunluklu savaş” olarak tanımlanan çatışma ortamında yaşayan Kürtlerin “barışın tadını aldığını” ve bundan vazgeçmeyeceğini söylüyor. Kılıç'ın sözleri, sokaktaki insanların Lice olaylarına bakışını da özetliyor: “Tarafların bu süreci çok daha ciddiye almasını bekliyoruz. Bir daha 90'lı yıllara geri dönmek istemiyoruz.”

© Deutsche Welle Türkçe

Aram Ekin Duran / Diyarbakır