1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

EKONOMİ

Bankalar itibar peşinde

Tüm dünyayı etkisi altına alan mali krizde itibar kaybına uğrayan bankalar, krizin geride kalmaya başlamasıyla birlikte kaybettikleri itibarlarını geri kazanmaya çalışıyor.

default

“Bir kamuoyu araştırmasına göre, biz bankacıların imajı halkın gözünde en alt sıralarda yer alıyor. Bizden sonra uyuşturucu tacirleri ile hayat kadınları geliyor.” Almanya’nın Frankfurt kentinde düzenlenen panele katılan bir bankacı, mali krizden sonra branşın içinde bulunduğu durumu bu sözlerle özetliyor. Frankfurt Üniversitesi'nde bankacılık ve finans uzmanı olan Reinhard Schmidt de küresel mali krizin ardından bankalara karşı güvenin zayıfladığını belirtiyor. Schmidt, “Bence bu çok da haksız sayılmaz, çünkü risk alırken sınırı aştılar ve kimi bankalar gerçekten de arkasında durulması mümkün olmayan işler yaptılar. Lehman Brothers’ın menkul kıymetlerinin satışı gibi utanç verici olaylar haricinde, kendilerine başka şekilde de büyük zarar verdiler" diyor.

Özeleştiri yapanlar var

Eskinin yatırım şimdinin mevduat bankası Goldman Sachs’ın Yönetim Kurulu Başkanı Lloyd Blankfein’ın “yeryüzünde tanrı eseri inşa ettikleri” şeklindeki açıklaması bankalara karşı güven krizine tuz biber ekmiş olsa da, branş içinde özeleştiri yapabilenler de var. Alman Borsası Denetim Kurulu Başkanı Manfred Genz şöyle konuşuyor: “Bu krizden çıkarılacak sonuç, mali sistemin ekonomiye hizmet işlevini anlamak ve kabul etmektir; finans sisteminin kendine yetebileceği, ekonominin merkezi ya da dünyanın hâkimi olduğuna inanmamaktır.”

Bol kazançlı günler geri geldi

Borsada kayıtlı birçok banka krizi geride bırakıp milyarlarca euroluk kâr edilen günlere geri dönmüş durumda. Alman Deutsche Bank, Fransız BNP Paribas ya da İngiliz Barclays gibi bankalar tartışmalı yatırım bankacılığı alanında yine büyük kazançlar elde ediyorlar. Uzman Reinbhard Schmidt, herşeye eskisi gibi devam edildiğini, ancak arada dersler de çıkarıldığını belirtiyor: “Bazı riskleri büyük oranda azattılar ve iç risk-kontrol sistemlerinde büyük değişiklikler yaptılar. Bunlar çoğu bankanın eskiden pek önem vermediği çok hayati konular. Bazı bankalarda meydana gelen değişiklikler dikkate değer.”

Önlemler tartışılıyor

Küresel mali krizin ardında bıraktığı en önemli tartışmalardan biri de mali piyasaların daha sıkı denetimi ve düzenlenmesine ilişkin alınması gereken önlemler. ABD Başkanı Barack Obama, büyük bankaların faaliyet kapsamını sınırlandırma ve yüksek riskli işlemleri yasaklama planını açıklamıştı. Avrupa’da da Basel Bankacılık Denetim Komitesi, Basel III adı verilen bir düzenleme hazırladı. Bu düzenleme, bankaların gelecekte krizlere karşı daha dayanıklı hale getirilmesini ve risk faktörlerinin azaltılmasını öngörüyor. Aynı zamanda mali işlemler vergisi, bankalardan kesinti yapılarak bunun bir güvence fonuna kaydırılması, daha sıkı mali denetim ve üst düzey yöneticilerin ikramiyelerinin sınırlandırılması da tartışılan önlemler arasında. Reinhard Schmidt ise bankaların geleneksel rolüne geri dönmesinin önemine dikkat çekiyor: “Bankaların çok başına buyruk hale gelmemesine ve geleneksel vazifelerinden, yani ekonomiye kredi sağlama işlevinden uzaklaşmamasına dikkat etmek siyasetin işidir. Buna çok dikkat etmek gerekiyor. Sektörde pekçok şey oluyor. Bankaların normal işlevlerine geri dönüp dönmediği konusunda ise kıta Avrupası ile bazı Anglosakson bankaları arasında büyük farklar görüyorum. Anglosakson bankaları arasında normal işleyişe geri dönme eğilimi var gibi görünüyor…”


© Deutsche Welle Türkçe

Mischa Ehrhardt / Çeviri: Başak Özay

Editör: Beklan Kulaksızoğlu

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız