1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

ALMANYA

Bakanlar fikir birliği sağlayamadı

Almanya eyalet içişleri bakanları toplantısında, gençler arasında suç işleme oranlarına yönelik istatistiklerde göçmenlerin uyruğunun da kayıtlara alınmasına yönelik öneri tartışma yarattı. Karar eyaletlere bırakıldı.

Federal İçişleri Bakanı Wolfgang Schäuble'nin eyalet içişleri bakanları dönemsel toplantılarında oy hakkı bulunmuyor

Federal İçişleri Bakanı Wolfgang Schäuble'nin eyalet içişleri bakanları dönemsel toplantılarında oy hakkı bulunmuyor

Almanya'da eyaletlerin içişleri bakanlarının iki günlük konferansı bugün sona erdi. Dönem başkanlığını Brandenburg Eyaleti'nin İçişleri Bakanı Hristiyan Birlik üyesi Jörg Schönbohm'un yaptığı konferansta öne çıkan üç konu vardı. Bunlardan birincisi Scientology Tarikatı'nın yasaklanıp yasaklanmaması, ikincisi aşırı sağcı Alman Nasyonal Demokrat Parti NPD'ye partiler kanununa göre verilen devlet yardımının kesilip kesilmeyeceği ve son olarak da emniyet birimlerinin şüphe üzerine vatandaşların bilgisayarlarını kontrol etmesini, telefonlarını dinlemesi ya da evlerini gözetlenmesini mümkün kılan yeni emniyet yasası. Bütün bunların dışında bir madde daha vardı ki, o diğerleri kadar öne çıkmasa da önümüzdeki dönem yoğun tartışmalara neden olacak bir gelişmeyi içeriyor. Buna göre gençler arasında suç işleme oranlarına yönelik istatistiklerde göçmenlerin uyruğunun da kayıtlara alınması. Bu konuda kesin bir karar vermek istemeyen içişleri bakanları, takdir yetkisini eyalet yönetimlerine bıraktı.

Bakanlar anlaşamadı

İçişleri bakanları, iki gün süren tartışmalar sonrasında basının karşısına çıktıklarında pek de rahatlamış görünmüyorlardı. Muhafazakar Hristiyan Birlik Partileri tarafından yönetilen eyaletlerin bakanları ile Sosyal Demokrat'ların idaresindeki eyaletlerin arasındaki tartışmalı bir çok konu netliğe kavuşmadı. Az çok netlik kazanan tek alan 2011 yılında gerçekleşecek yeni nüfus sayımı oldu. Nüfus sayımının masraflarının saptanması için görev dağılımı yapılırken, giderlerin % 90'ının eyaletler tarafından karşılanması kararı bakanların canını sıktı. Buna bugün sonuçlanan bütçe görüşmelerinde Almanya'nın 2009 yılında öngörülenin neredeyse iki katı borçlanacağı haberi de tuz biber ekti.

İstatistikler konusunda özellikle göçmenleri ilgilendiren bir diğer gelişme de suç işleyen gençlere ilişkin kayıtlara uyruğun da geçmesi tartışması oldu. Bakanlar, bu konuda takdiri eyalet yönetimlerine bırakıyor. Ancak verilerin eyaletler arası bir karşılaştırmayı mümkün kılacak şekilde olması gerektiğine de dikkat çekiliyor. İçişleri bakanları konferansına katılan Hristiyan birlik üyesi Hamburg Eyaleti İçişleri Senatörü Christoph Ahlhaus, göçmen kökenli olup olmamanın istatistiklerde dikkate alınacağına vurgu yaptı. Suç işleme oranı ve sebeplerine ilişkin araştırmaları ile tanınan uzman, Aşağı Saksonya Eyaleti eski içişleri bakanı Prof. Christian Pfeiffer bunun elma ile armutu karşılaştırmak anlamına geleceğini söyledi.

"Suç işleyen gençlerin uyruğunu kayıtlara not düşme kararı alacak olan eyaletler bundan fayda göreceklerini düşünüyorlarsa yanılıyorlar, çünkü yaptığımız araştırmalar bize etnik kökenin suç işlemede belirleyici olmadığını gösterdi” diyen Pfeiffer, “Örneğin aile içi şiddete maruz kalmayan, maddi durumu iyi bir aileden gelen ve diğer hayat koşulları da iyi olan bir Türk göçmen çocuğun suç işleme konusundaki durumu Alman yaşıtından farklı değil. Ama gerçek de şu ki göçmen çocukları yeteneklerinden bağımsız olarak daha kötü okullara gidiyorlar, daha fakir hanelerde büyüyorlar ya da aile içi şiddet görüyorlar. Bu nedenle istatistikler yaparak doğru bilgilere ulaşılabileceği tamamen bir ilüzyon." değerlendirmesinde bulundu.

İstatistiklerin gerçeği yansıtmadığı iddia ediliyor

Prof. Pfeiffer, ayrıca polise ya da emniyet birimlerine bütün suçların yansımadığını, bu nedenle de etnik kayıt tutmanın getirisinin olmayacağını vurguladı. " Genç göçmenlerin işlediği suçların polise daha fazla yansıdığını görüyoruz. Aynı durumdaki Alman gençleri hakkında şikayetçi olma oranı daha az.” açıklamasını getiren Prof. Pfeiffer sözlerini şöyle sürdürdü: “Bunu somut olarak da kanıtlayabiliriz. Eğer iki Alman genci, diyelim ki Max ve Moritz kavga ediyor. Bunun polis kayıtlarına, istatisklere geçme ihtimali düşük. Eğer Max Mehmet adlı bir gencin saldırısına uğruyorsa bunun polise intikal etme ihtimali daha yüksek. Yine iki göçmen arasındaki kavga polise yansımazken Mehmet, İgor'un saldırısına uğradığında polise başvurulması ihtimali fazla. Bu nedenle somut önlemler almak için istatistikler yeterli değil, gerçeği yansıtmıyor. Ben bilinmeyen alanların ve sosyal koşulların araştırılmasını mümkün kılan güvenli ve durumu mesafeli değerlendiren incelemelerden yanayım."

“Gençlerin sosyal koşulları incelenmeli”

Alman Aile Bakanlığı için araştırma da yapan psikolog Hacı Halil Uslucan da uyruğun istatistiklere alınması yerine sosyal koşulların incelenmesinden yana. Uslucan, istatistiklerin suç işleyen göçmen gençlerin toplumdan dışlanması sonucunu doğurabileceğinden endişe ediyor. Psikolog Uslucan, " Uyruk gençlerin elinde olan birşey değil. Eğer gençler arasındaki şiddeti azaltmak istiyorsak, yani uyruğu genç değiştirecek durumda değil. Bir de bu çocuklara grup olarak yapılacak baskı da artar. Bireysel değil, birşartlar göz önünde bulundurulmayıp, daha fazla bireyden öte olan şartların gözönüne çıkması, yeni değişmeyi de sağlamıyor. Ama daha fazla çocukların yaşadığı şartlar göz önüne alınırsa fazl o şartlar değiştirilebilir. O anlamda psikolojik açıdan pek sağlıklı bulmuyorum bu ayrımı." diye konuştu.

DW TÜRKÇE'Yİ TAKİP EDİN