1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Bağcı: İsrail'de siyasi dengeler değişebilir

Uluslararası gözlemciler, Şaron sonrasında İsrail iç politikasında ve Ortadoğu barış sürecinde neler olabileceğini tartışıyor. Şaron'un devre dışı kalmasının hem İsrailliler hem de Filistinliler açısından olumsuz bir gelişme olacağına dikkat çeken Prof.Dr. Hüseyin Bağcı, DW'den Nihat Halıcı'nın sorularını yanıtladı...

İsrail Başbakanı Ariel Şaron'un sağlık durumunun ciddiyeti, Şaron’un ölümü halinde İsrail ve Ortadoğu’yu ilgilendiren muhtemel senaryoların tartışılmasına neden oluyor. DW Türkçe Servisi’nin konuyla ilgili sorularını yanıtlayan, Ortadoğu Teknik Üniversitesi Avrupa Çalışmaları Merkezi’nden Prof. Dr. Hüseyin Bağcı, Şaron’un çözüm yanlısı tutumuna karşı çıkan muhafazakarların Şaron’un politikalarında geri adım atılmasını sağlayabileceğini söyledi. Prof. Bağcı, Şaron’un son dört yıldır izlediği siyasetin göreceli olarak İsrail - Filistin arasında bir barış ortamı sağladığına işaret ederek yeni hükümetin Filistinliler’e karşı daha negatif bir politika izleyebileceğini kaydetti. Prof. Bağcı, sorularımızı şöyle yanıtladı:

DW: Sayın Bağcı, İsrail'de 28 Mart ayında yapılacak genel seçim öncesi kamuoyu yoklamaları, Ariel Şaron'un kurduğu Kadima adlı partinin ilk sırada yer alacağını gösteriyordu. İsrail siyasi sistemi bir anlamda Şaron’un kişiliğine bağlı. Şaron’un İsrail siyaset sahnesinden eksilmesi, iç siyasete nasıl yansır?

Bağcı: Şaron’un şu an içinde bulunduğu sağlık durumu, siyasal anlamda seçimlerin de karışmasını beraberinde getirecek önemli bir kayıp olarak değerlendirmeli. Ama sonuç itibariyle İsrail, demokratik bir sistem ve demokratik sistemlerde siyasal liderler her zaman çıkar. O nedenle Şaron sistemin tek belirleyicisi değildir. Ama İsrail’deki yapılanma içerisinde, özellikle çözüme bu derece yaklaşıldığı bir dönemde Şaron’un devre dışı kalması hem İsrailliler hem de Filistinliler açısından olumlu bir gelişme değil.

DW: Şaron, Ortadoğu siyasetinin en önemli aktörlerinden. İran ve Suriye ile devam eden gerginlik ve militan Filistin örgütleriyle çatışmalar göz önünde tutultuduğunda, bölgenin bir kargaşaya sürüklenme ihtimali var mı?

Bağcı: Ortadoğu bölgesi zaten sürekli bir kargaşa içerisinde, ama bu kargaşanın özellikle Şaron’un siyaset dışı kalmasından sonra daha da artacağını beklemek gerekir. Doğrudur, son zamanlarda İran Devlet Başkanı Ahmedinecad’ın açıklamaları, aslında Şaron’un iç politikada güçlenmesini beraberinde getirmişti. Ancak onun devre dışı kalması, İran’ın işine gelecek gibi gözüküyor. Suriye ile ilişkilerde şu anda büyük bir sorun gözükmüyor. Sorun, Filistinliler’in radikal gruplarının kontrol edilememesi, Filistin Başkanı Mahmud Abbas’ın radikal grupları kontrol edemeyişi… Radikal gruplar yeniden güç kazanmaya ve ortalığı karıştırmaya başladı. Şaron’un devre dışı kalması bu satranç oyununda çok önemli bir eksiklik. Diğer taraftan şunu da görmek lazım: İsrail’in güvenlik endişeleri, iktidarda kim olursa olsun bir devlet politikası olduğu için fark etmeyecektir. Yani bu Perez olabilir, bir başkası veya Şaron olabilir. İsrail’in birincil sorumluluğu kendi güvenliğini sağlamak. O konuda da bir taviz vereceklerini düşünmüyorum. Ahmedinecad’a verilen reaksiyonlarda da bu çok açık ve net bir şekilde ortaya çıkıyor ama Şaron tabii devre dışı kalacaksa eğer İsrail’de bir sonraki hükümetin takip edeceği politika belki bugüne kadar takip edilen politikadan daha farklı olabilir. Negatif anlamda söylüyorum. Yalnız Şaron’un şu anda birdenbire hastalanması ve büyük bir olasılıkla seçimlere giremeyecek olması tabii ki bütün siyasi dengeleri değiştiren bir gelişme olacaktır.

DW: Ariel Şaron, zaman zaman karşısına muhafazakarları alarak Filistin özerk yönetimine yeni ödünler verilmesini sağladı. Şaron sonrası Ortadoğu barış sürecinde neler yaşanabilir?

Bağcı: Şaron’un son dört yıl içerisinde radikal bir politikadan çözüme yönelik politikaya dönüşümü çok ilginç bir süreç oldu İsrail - Filistin çatışmasında. Gelinen noktada elbette nihai bir çözüme ulaşılmış değil. Ancak göreceli olarak İsrail - Filistin arasında bir barış ortamı sağlandı. Yatırımlar yapılmaya, uluslararası konjonktürün de yapısıyla Filistinliler’in lehine bir durum ortaya çıkmaya başlamıştı. Şaron bunu çok iyi okuyarak geçen eylül-ekim aylarında bölgenin boşaltılması politikaları radikalleri karşısına almasını sağladı ama Şaron bunu yaparken gerek Ortadoğu ülkelerine gerekse tüm dünyaya biz çözümden yanayız mesajını başarılı bir şekilde verdi. Bu politikanın da devam etmesini istiyordu. Şimdi bir aksama oldu, trafik kazası gibi görmek lazım bu rahatsızlığı. Bundan sonra önümüzdeki seçimde muhafazakarlar eğer ağırlıklı olarak parlamentoya gelirlerse tabii ki Şaron’un politikalarından bir geri adım beklenebilir. Ama onu bilemiyoruz. Yalnız Şaron’un bugüne kadar getirmiş olduğu politika radikalden işbirliğine bir eğilim gösterdiği için zaten Şaron başarılı oldu ve tek başına seçimlere girme cesareti gösterdi. Başka türlü böyle bir siyasal cesareti göstermesi çok zordu.

  • Tarih 05.01.2006
  • Hazırlayan Nihat Halıcı / DW
  • Yazdır Bu sayfayı yazdır
  • Kısa link http://p.dw.com/p/AaGO
  • Tarih 05.01.2006
  • Hazırlayan Nihat Halıcı / DW
  • Yazdır Bu sayfayı yazdır
  • Kısa link http://p.dw.com/p/AaGO