1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

AVRUPA

Bağış’tan Almanya’ya imtiyazlı ortaklık önerisi

DW’den Değer Akal'ın sorularını yanıtlayan Türkiye’nin AB başmüzakerecisi Egemen Bağış, imtiyazlı otaklığın AB ile Türkiye arasında değil, ancak Almanya ile Türkiye arasında olabileceğini söyledi.

default

Türkiye'nin AB başmüzakerecisi Egemen Bağış

DW: Almanya’da ilk Türk kökenli bakan Aygül Özkan’ın yemin ederek Aşağı Saksonya Eyaleti’nde göreve başlamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

BAĞIŞ: Bence çok önemli bir gelişmedir. Oraya Türk olduğu kadar başarılı olduğu için dinamik olduğu için, güçlü olduğu için ve sorunları çözebilecek birikime sahip olduğu için getirilmiştir. Soydaşı olarak kendisiyle gurur duyabilirim. Ama ben sonuçta başka bir ülkenin bakanıyım, o başka bir ülkenin bakanı. Kendisine başarılar diliyorum. İnşallah kendisi iyi bir rol model olur. İyi bir ilham kaynağı olur. Ve Almanya’daki diğer gençlerimizin de entegrasyon sürecinde, onlar için çok önemli bir sembol haline gelir.

“Katolik evlilikleri n bile ucu açık

DW: Türkiye’nin AB müzakere sürecinde önemli bir ağırlığı olan Almanya Başbakanı Angela Merkel kısa bir süre önce Türkiye’yi ziyaret etti. Türkiye’nin AB tam üyeliğine soğuk bakan ve imtiyazlı ortaklıktan yana tavır alan Merkel’ın tutumunda bir değişiklik oldu mu?

BAĞIŞ: İki gün kendisiyle vakit geçirme ve sohbet etme imkanımız oldu. Ve kendisinin daha önce dile getirdiği ayrıcalıklı ortaklığın aslında Türk-Alman ikili ilişkileri için geçerli olacağı konusunda hemfikir olduk. Çünkü ayrıcalıklı ortaklık ancak Türkiye ile Almanya arasında olabilir. Üç milyon vatandaşınızın yaşadığı en çok ticaretiniz olduğu turist sayısının arttığı bir ülkeyle diğerlerinden farklı diğerlerinden ayrıcalıklı bir işbirliğiniz bir ortaklığınız söz konusu olabilir. Ama AB sürecinde olamayacağını o da zannediyorum idrak etti bu ziyaretinde. Tabi ki her müzakerenin ucu açıktır. Bugün Katolik evliliklerin bile ucu açık artık. O yüzden bu sürecin devamında karşılıklı çıkarlar gözeterek önemli noktalara gelinebileceğini hep beraber gördük.

DW: Türkiye’nin üyelik müzakereleri özellikle Kıbrıs sorunu nedeniyle adeta çıkmaza girmiş durumda. Müzakerelerin tamamıyla durması ihtimali yüksek görünüyor. Endişeli misiniz?

BAĞIŞ: Bugüne kadar her sene bu yıl sonuna kadar 'Kıbrıs’ta bir şey olmazsa Türkiye'nin süreci bitecektir' sözünü çok duydum. Bugüne kadar da bitmedi. Eğer AB üyesi ülkeler müzakereleri durdurma kararı alırlarsa bu onların bileceği bir iştir. Avrupa’nın hatta Amerika’nın bankaları patır patır iflas edip dökülürken Türkiye’nin tek bir bankası zarar dahi etmemiştir. Türkiye’nin özel sektörü, devleti ve ekonomik yapısı güçlüdür. Eğer bu konuda nazlanması gereken bir ülke olursa bu Türkiye olur.

Kıbrıs’ta atılabilecek adımlar

DW: Türkiye'nin müzakerelerin fiilen ve teknik anlamda durması halinde Gümrük Birliği'ni gözden geçirmesi ya da ortak politika alanlarında değişikliğe gitmesi söz konusu olur mu?

BAĞIŞ: AB Komisyonu, Avrupa Parlamentosu’na Lizbon Antlaşması’nın gereği olarak Kuzey Kıbrıs ile doğrudan ticaretin başlamasına yönelik tüzüğün kabulüne ilişkin bir başvuruda bulundu. Avrupa Parlamentosu’nun alacağı bir kararla eğer KKTC, AB ülkeleriyle aynen Tayvan ile olduğu gibi doğrudan ticarete başlayabilirse ve izolasyonlar kalkarsa o zaman Türkiye’nin Ankara Protokolü’nü Güney Kıbrıs’a da uygulaması söz konusu olacak. Bu da sekiz faslın önündeki engeli otomatikman kaldıracak.

DW: Ancak müzakereleri engelleyen başka ülkeler de var. Onların tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

BAĞIŞ: Avrupa’da birtakım liderlerin söylemlerinde değişiklik görüyoruz. Sayın Merkel, Sayın Sarkozy artık ayrıcalıklı ortaklık lafını ağzına almıyorlar. O yüzden ben süreçten umutluyum. Türkiye’nin AB’ye getireceği katkı çok daha fazladır. Türkiye AB’ye yük olmaya değil yük almaya geliyor.

Avrupa ekonomisinde kriz ve Türkiye

DW: Bu arada Avrupa ekonomisi sancılı bir süreçten geçiyor. Genişleme gündemden düşmüş gibi görünüyor. Böyle bir süreçte Birliğin Türkiye’nin üyelik perspektifini muhafaza edebilmesi ne kadar mümkün?

BAĞIŞ: Ekonomik olarak AB’nin kendi kendine yetebilmesi de çok gerçekçi değil, Avrupalılar haftada 75 saat çalışmaya hazır değilse. Yepyeni birtakım doğal kaynaklar bulma konusunda çok büyük umutlara sahip değilse AB’nin tek çaresi genişlemektir. Avrupa’nın uzun vadede Türkiye’ye de Ukrayna’ya da hatta belki Rusya’ya da ihtiyacı olacaktır. Bir düşünün 800-900 milyonluk insanın yaşadığı bir alanda serbest ticaret ve dolaşımın olduğunu. İşte o zaman Avrupa gerçekten küresel bir güç haline gelebilir, başka güçlerle yarışabilir. Yoksa AB sadece sosyal bir kulüp olur. Bundan sonra üyeler kendi ekonomik çıkarları için daha sınırlı riskler alırlar başkaların ekonomik çıkarları için ise hiç risk almazlar. Yunanistan sürecinde yaşanan da aslında buydu. Tüm bu dayanışma sürecinin daha mantıklı bir platforma oturması insanlık beklentisinin doğal bir sonucu olacaktır.

DW: Bir çok Avrupalı düşünür, Birliğin vizyon eksikliği nedeniyle asla bir küresel güç olamayacağı görüşünde. Size göre Türkiye buna nasıl bir katkı sağlayabilir?

BAĞIŞ: Avrupa’nın birtakım sorunları yok değil var. İşte Euro, enerji, yaşlanan bir iş gücü sorunu var ve tüm bu sorunların çözümünde aslında Türkiye kilit bir ülke. Türkiye’nin ortalama yaşı 28. Avrupa’nın ihtiyaç duyduğu enerji kaynaklarının yüzde 70’i Türkiye’nin ya doğusunda ya kuzeyinde ya da güneyinde. Türkiye dünyanın 16’ıncı en büyük ekonomisi ve Avrupa’nın altıncı en büyük ekonomisi. Hem Medeniyetler İttifakı'na eş başkanlık yapan hem bölgede huzur için çok ciddi arabuluculuk yapan farklı ülkeleri bir çatı altında uzlaşmaya yönlendiren bir arabulucu bir ülke. Türkiye aynı zamanda İslam Konferansı Örgütü’nün genel sekreterliğini üstlenmiş bir ülke NATO’nun ikinci en büyük Avrupa’nın ise en büyük ve en güçlü ordusuna sahip. Bütün bu özellikleriyle değerlendirildiği zaman AB’nin Türkiye’ye olan ihtiyacı en az Türkiye’nin AB’ye olan ihtiyacı kadardır.

Anayasa’da reform tartışması

DW: Bu arada Türkiye’de Anayasa reformu mecliste muhalefet partileriyle hükümetiniz arasında ciddi bir gerilime yol açmış durumda. Uzun bir süre neredeyse oybirliği ile yapılan reformlarda uzlaşma zeminin kaybedilmiş olunması toplumsal ayrışma açısından tehlikeli değil mi? Muhalefet ile neden uzlaşma zemini bulamıyorsunuz?

BAĞIŞ: Söze gelince hepsi reformcu oluyor, ancak eyleme gelince parlamentoda tartışmaya gelince istediğimiz kadar destek göremiyoruz. Ama sonuçta halk destekliyor. İşte bu Anayasa sürecinde de biz halka güveniyoruz. Gerekirse referanduma gideriz. Milletin vekiliyle bir iş yapamıyorsanız milletin aslıyla yaparsınız.

DW: Kürt açılımı konusunda da toplum kutuplaşmış görünüyor. DTP’nin eski başkanı Ahmet Türk’e yumruklu saldırının ardından Samsun’da iki polisin saldırıda hayatını kaybetmesi ardından da Enerji Bakanı’na saldırı şiddet yönelimini ortaya koyuyor. Bu gelişmeler sizi endişelendiriyor mu?

Bağış: Şimdi bu algılama karşılıklı empati döneminde normal olarak şiddet içeren eylemlere gerek kalmaz. Şiddetle kazanç sağlayanların gelir kapıları kapanır. Bundan rahatsız olan rantı kesilen grupların, bu süreci negatif etkilemek için sürece zarar vermek için birtakım çabaları olacaktır ama bütün bunlara da göğüs germek durumundayız.”

Türkiye’de basın özgürlüğü

DW: Yine Türkiye’de de artan oranda basın ve ifade özgürlü konusunda yaşanan sıkıntılar gündeme getiriliyor? Hükümet bu konuda dile getirilen endişeleri gidermeye çalışıyor mu?

Bağış: Benim şu ifadem sınırlandırılmıştır diyebilecek bir tek Allah'ın kulu da yoktur. Ama birtakım suç çetelerine bulaşmış demokratik yollarla seçilmiş bir iktidarı gayri demokratik bir süreçle güç kullanarak indirmeye kalkışmış bu iş için çeteler kurmuş,insanları örgütlemiş ve silahlandırmış kişiler, hangi meslek grubuna ait olursa olsun yargılanırlar, eğer suçlu bulunurlarsa cezalandırılırlar. Aynı şekilde vergiyle ilgili olarak da birtakım firmaların birtakım suçları tespit edilirse cezalarını alırlar. Bu süreçte de bu firmaların muhatabı Maliye Bakanlığı'dır. Maliye Bakanlığı ile uzlaşamazlarsa yüce Türk yargısıdır.

© Deutsche Welle Türkçe

Söyleşi: Değer Akal / Ankara

Editör: Murat Çelikkafa

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız