1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

AVRUPA

Bağış: Türkiye’ye AB engeli sonsuza kadar sürmeyecek

AB ilerleme raporu ve Almanya seçimleri, Türkiye’yi Avrupa’da yeniden gündeme taşıdı. Kayhan Karaca’nın sorularını yanıtlayan Başmüzakereci Egemen Bağış, ilgi çekici açıklamalarda bulundu.

default

Türk hükümeti bir yandan Avrupa Birliği içinde Türkiye'nin üyelik perspektifini pazarlamaya çalışırken bir yandan da son birkaç yılda Avrupa Birliği sürecine olan inancını yitirmeye başlayan Türk halkını sürece yeniden ısındırmaya çalışıyor.

Bu konuda Ankara'nın başrol oyuncusu devlet bakanı ve başmüzakereci Egemen Bağış. Bağış, Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Konseyi'nde temaslarda bulunmak için gittiği Strasbourg'da, Türkiye'nin Avrupa Birliği sürecinin Ankara'dan görünümü, katılım müzakerelerindeki son durum, gelecek haftaların kaçınılmaz konusu olan Kıbrıs ve Fransa ile ilişkilerdeki yeni dönem hakkında Deutsche Welle'nin sorularını yanıtladı.


Devlet bakanı ve başmüzakereci Egemen Bağış

Devlet bakanı ve başmüzakereci Egemen Bağış



Egemen Bağış, her şeyden önce, Türkiye'de muhalefet partileri ve medyanın Avrupa Birliği sürecine olan ilgisizliğinden şikâyetçi. Bağış'a göre, Türk halkının Avrupa Birliği'nden soğumasının başlıca etkeni medya:

“AB konusunda hükümet sıkıntıya düştüğü zaman haber olur. Her şey yolunda giderken bunun haberlik bir değeri yoktur, yaklaşımı sergiliyorlar. Biz de diyoruz ki, bakın Türkiye'de bu kadar gelişme oluyor, siz medya olarak AB sürecinde atılan bu adımları ön plana çıkarmazsanız yarın medyanın yaşadığı bir sıkıntıda bile AB'nin tepkisinin hiç etki vermemesini de anlayışla karşılamanız gerekir çünkü Türk milletini AB sürecinden soğutan da medyamız oldu.”

Biz reformlarımızı yapalım

Bağış, Avrupa Birliği ile 35 başlık altında yürütülmekte olan katılım müzakerelerinde siyasi engeller olduğunu gizlemiyor:

“Şu anda 18 faslımızın üzerinde bir şekilde siyasi engel var. Bunların 8'i Kıbrıs Ankara anlaşmasından dolayı, 5'i Fransa'dan dolayı, 2-3 tanesi Almanya ve Avusturya'nın koyduğu engellerden dolayı. Bir kısmı Konsey'in, Komisyon'un tavsiyeleri çerçevesinde bize açılış kriterlerini belirtmemiş olmasından dolayı.”

Türkiye'nin “Bay Avrupa”sı, buna karşılık, üyelik sürecinin fasıllara endekslenmemesi gerektiğini savunuyor:

“Biz bu süreci fasıllara endekslersek, o zaman sırtımızdaki davulun tokmağını gidip Brüksel'e teslim etmiş oluruz. Bizim düşüncemiz, madem davul sırtımızda tokmak da bizde olmalı. Biz kendi reformlarımızı yapalım, onlar fasılları açsa da açmasa da… Biz reformlarımızı yapalım, süreci kararlılıkla devam ettirelim. Onun neticesinde ne olur, fasıllar otomatikman kendiliğinden açılır zaten. Siyasi engellerin hiçbiri sonsuza kadar sürmeyecek.”

“AB Kıbrıs 'ta Rum-Türk ayrımı yap masın

Kıbrıs sorunu ve özellikle de Kuzey Kıbrıs'la doğrudan ticaret, Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinde gelecek haftaların en çok konuşulacak konusu olacak. Egemen Bağış'a göre, doğrudan ticaretin gerçekleşmesi halinde Ankara'nın da Kıbrıslı Rumlara limanları açması kolaylaşacak.

“Eğer Kıbrıslı Rumlar KKTC'nin portakalını, Hellim peynirini alıp değerlendirebiliyorlarsa, bunu diğer 26 AB üyesi ülkenin de yapması en doğal haklarıdır. Bunu yapmaları karşılığında da Türkiye'nin limanları açması çok daha kolaylaşacaktır. Biz diyoruz ki, serbest ticaret olsun, gümrük birliği içerisinde engeller kalmasın, ama bunun içerisinde AB üyesi ülkelerin Kıbrıs'la da ne Rum kesimiyle ne Türk kesimiyle hiçbir ayrım yapmadan direkt ticareti sağlansın.”

Bağış, buna karşılık Ankara'nın Kıbrıs'tan asker çekmek gibi jestlere hazır olmadığı sinyali de veriyor

“Kimileri şimdi Türkiye'nin Ada'dan asker çekmesini dillendiriyorlar. Peki, Yunanistan'ın Ada'daki askerlerine ne diyeceğiz? İngiltere'nin Ada'daki askerlerine ne diyeceğiz? İngiltere oradaki üslerini kapamayı düşünüyor mu ki Türkiye'nin askerlerini çekmesi gibi bir beklenti dillendiriliyor.”

Fransa ile kazan-kazan uzlaşması

Egemen Bağış, Türkiye-Fransa ilişkilerinin normalleşmesi ve Sarkozy yönetiminin Ankara'ya Avrupa Birliği cephesinde daha az engel olması için en fazla uğraş veren Türk siyasilerin başında geliyor. Fransa'nın Avrupa İşleri bakanı Pierre Lellouche ile bu konuda bir çalışma grubu da oluşturan Bağış, Sarkozy ekibini ikna etmeye başladıklarına da inanıyor:

“Fransa bizi gerçekten rahatsız eden, hakaret olarak kabul ettiğimiz ayrıcalıklı ortaklık teklifini bir kez daha dillendirmeme konusunda bir irade ortaya koydu. Ve zannediyorum artık Türkiye'nin müzakere sürecinin desteklenmesi konusunda Fransa'nın ortaya koyduğu bir tavır var. Son derece zeki ve kazan-kazan formülü üzerine kurulmuş bir yaklaşım. Ben bunları daha sağduyulu, daha mantıklı, daha geleceğe yönelik, hassasiyetleri önemseyen bir yaklaşım olarak değerlendiriyorum.”

“Türkiye'nin AB sürecini dünya izliyor”

Bağış, Türkiye'nin üyelik sürecinin tüm dünya tarafından izlendiğine de işaret etmekte:

“Ben müzakere masasına oturduğum zaman sadece 70 milyon Türkün değil, aynı zamanda 1,5 milyarlık İslam aleminin mesuliyetini omuzlarımda hissediyorum. Kendini bir şekilde Batıdan izole edilmiş hisseden, kendini Batı değerlerinden, Batı zenginliğinden, Batı refahından soyutlanmış hisseden 3-4 milyarlık insanlık aleminin mesuliyetini hissediyorum. Çünkü bugün Afrika'da da, Hindistan'da da, Çin'de de kendini bir şekilde Avrupa'dan soyutlanmış, kendi sorunlarıyla baş başa bırakılmış hisseden milyarlarca insan var. Onlar da Türkiye'nin AB sürecini yakından izliyorlar. Çünkü onlar da Türkiye'nin onlar için bir köprü olabileceğinin farkındalar.”


Haber: Kayhan Karaca / Deutsche Welle – Strasbourg


Editör: Nihat Halıcı