1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Avrupa'da türban...

Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac’ın önerisiyle Fransa’da türbanı da içine alan dini simgelerin okullarda yasaklanması için bir yasa tasarısı hazırlanırken, diğer Avrupa ülkelerinde türban konusu siyasi tartışmalara yol açmıyor...

Birçok Avrupa ülkesinde türban yasağı bulunmuyor

Birçok Avrupa ülkesinde türban yasağı bulunmuyor

Birçok etnik grubun birarada yaşadığı İngiltere’de hoşgörüye büyük önem verilse de türban tartışmaları yok değil. Örneğin geçen sonbaharda Peterborough’da Müslüman kız öğrencilerin gri renkte başörtüsü taktığı bir okulda bir öğretmen, 15 yaşındaki öğrencisinden başörtüsünü çıkarmasını talep ettiği için mahkemeye çıkarıldı.

Seksenli yıllarda da İngiltere’de çok sayıda Müslüman‘ın yaşadığı Bradford’da bir okul müdürü, tamamen laik bir okul sistemi için mücadele vermiş, ancak gelen tepkiler yüzünden geri adım atmak zorunda kalmıştı. Bu sayılan örnekler, birer istisna. Çünkü İngiltere’de ne hükümet tarafından, ne de kamuoyunda başörtüsünün yasaklanması konusunda herhangi bir hareket gözlenmiyor.

Dini simge olarak nitelendirilen kıyafetlerin okulda giyilmesi, 1983 yılında okulda türban takmak için mahkemeye giden Hintli bir genç kıza yeşil ışık yakılması ile yasal bir çerçeveye de oturtuldu. Ayrıca etnik gruplara kamu hizmetinde görev yapmayı cazip kılmak için türban isteyen İngiliz polis memurlarının resmi üniformalarına entegre ediliyor. Okullarda da müdürün belirlediği kıyafet yönetmeliği doğrultusunda, türban üniformanın bir parçası olarak kabul ediliyor.

Fransa’da yasa taslağı hazır

Fransa’da ise özellikle öğretmenler, türbanlı kız öğrencilerin sayısının artması nedeniyle konuya yasal bir çerçeve oluşturulmasını talep edenlerin başında geliyordu. Chirac’ın göze batan her türlü dini simgenin okullarda yasaklanması yönündeki planları, bu adımla Fransa Cumhuriyeti’nin değerlerinin ayakta tutulacağını savunan muhafazakar eğitimciler tarafından destekleniyor.

Bazı öğretmenler de bu kararla uzun vadede toplumun ikiye bölünebileceğine tehlikesine dikkat çekiyor. Siyasi alanda ise iktidarda bulunan muhafazakarlar, din ve devlet işlerinin kesinlikle ayrılmasını savundukları için Chirac’ın çizgisine destek veriyor, Sosyalistler ve Liberaller ise daha esnek bir uygulamadan yana.

Avusturya’da türban tartışması hiç olmadı

Avusturya’da ise türban hiçbir zaman tartışma konusu olmadı. Ancak bunun ardında, şimdiye kadar hiçbir Müslüman kadın öğretmenin, resmi makamlara türban dayatmaması yatıyor olabilir. Ülkede din ve devlet işleri tam olarak ayrılmış değil. Ama İslam dini Hristiyanlık gibi, resmi bir statüye sahip. İslam din dersleri, okullardaki din derslerine gayet kapsamlı bir şekilde entegre olmuş durumda. Müslüman kadın din öğretmenleri, gayet normal bir şekilde başörtüsü ile ders veriyor.

Hollanda’da çarşaf yasak

Hollanda’da Müslüman kız öğrencilerin türban takmasına prensipte bir engel yok. Ancak tüm yüzü örten çarşaflar, öğrenci ve öğretmenler arasındaki iletişimi engelleyeceği için yasak. Hollanda Adalet Bakanlığı sözcüsünün verdiği bilgiye göre, avukat, yargıç, doktor ve kamu hizmetinde çalışan kadınların türban takması da yasak. Öğretmenlerin okulda türbanla ile ders verip veremeyeceği yönündeki karar ise her okul yönetiminin kendisine kalmış.

İspanya ’da bu konuda yasa yok

İspanya’da okulda türban takılmasına izin veren veya yasak koyan bir yasa mevcut değil. Adalet Bakanlığı’ndan verilen bilgiye göre, hükümetin bu konuda herhangi bir yasal düzenleme yapma planı da bulunmuyor. Yetkililer, böyle bir düzenlemenin, vatandaşlara din özgürlüğü tanıyan anayasa ile çelişebileceğine dikkat çekiyor. Devlet tarafından yasal bir çerçeve oluşturulmadığı için de her okul yönetimi, dini simgelere karşı takınılacak tavır konusunda kendi karar veriyor.

Kamu okulları laik, ancak birçok bölgede, sınıflara haç asılmasına izin veriliyor. Çoğunluğu Katolik Kilisesi’nin yönetimi altında olan ve İspanya’daki öğrencilerin yarısına yakınının eğitim gördüğü özel okullar da ise tartışmasız dini bir karakter hakim. Bu önceliğin ardında, Madrid hükümetinin 70’li yıllarda Vatikan ile imzaladığı ve kiliseye, devlet ile olan ilişkilerinde öncelik tanıyan, örneğin din derslerinin kapsamını kendi başına belirleme hakkı veren bir anlaşma yatıyor.

DW TÜRKÇE'Yİ TAKİP EDİN