1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Avrupa Türkiye'ye kartlarını açık oynamalı

DW Brüksel muhabirlerinden Christoph Hasselbach, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Brüksel gezisini ve AB içinde Türkiye'nin üyeliğine muhalefetin nedenlerini yorumluyor:

Christoph Hasselbach

Christoph Hasselbach

Türkiye Başbakanı Erdoğan'ın hayal kırıklığı giderek artıyor. Büyük hedefi olan AB üyeliği yolunda bir dizi reform yaptı. Diğer yandan Rusya ve Ukrayna arasındaki doğalgaz krizinde de alternatif transit rota olarak Türkiye'nin enerji politikaları alanında önemi daha da arttı. Peki tüm bunlar AB tam üyeliği yolunu açmak için yeterli değil mi? Müzakere başlıkları bir bir açılıyor ve süreç yavaş da olsa işliyor. Ama Erdoğan ve Türkler'in çoğu AB'nin, Türkiye'nin tam üyeliğini istemediğini hissediyor.

Almanya Başbakanı Angela Merkel gibi politikacılar bunu açıkça söylüyor. Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso'nun nev-i şahsına münhasır bir şekilde 'Türkiye'nin üyeliği için Avrupa kamuoyunun desteğini kazanmak gerektiğini' söylemesi de aslında farklı bir anlama gelmiyor. Çünkü Avrupa'da vatandaşların çoğunluğu Türkiye'nin üyeliğine ya kuşkulu bakıyor ya da tamamen reddediyor. Bu düşüncelerin değişebileceğine dair herhangi bir işaret de yok.

Nedeni, Türkiye'nin daha yapması gereken reformlar ya da AB üyesi Kıbrıs'a yönelik tavrı değil. Engel, çok daha temelde, derinlerde yatıyor.

AB'nin köklü ülkelerinde yaşayan pek çok kişi, 2004 yılında on yeni ülkeyi kapsayan genişlemeyle birlikte AB'nin artık sınıra geldiği görüşünde. Aynı zamanda AB işlerliğini koryabilmek için iç reformlara ihtiyaç duyuyor.

Ama bu da Türkiye'nin üyeliğine muhalefeti açıklamaya tek başına yeterli değil. Asıl neden, Türkiye'nin kültürel olarak AB'ye uymadığı hissi. Bunda İslam'ın payı var. Ama Türkiye küçük bir ülke olsaydı olaylar farklı bir görünüm kazanırdı. Sözkonusu olan, İslam ve Türkiye'nin büyüklüğüyle bağlantılı olarak ortaya çıkabilecek siyasi ve kültürel etkiler.

Türkiye'nin nüfusu şu an 70 milyondan fazla. Genç nüfusu ile demografik olarak Almanya'yı geçmesi uzun sürmeyecek. AB'ye girmesi durumunda Türkiye Birlik'in en kalabalık nüfusa sahip ülkesi olacak ve ağırlığıyla AB politikalarını büyük ölçüde etkileyebilecek. Ayrıca Türkiye'nin laik kalacağını kim garanti edebilir ki? Daha şimdiden bariz bir şekilde radikal İslamcı eğilimler görülüyor.

Tüm bunlar biraraya geldiğinde, Türkiye'nin AB'ye daha sıkı bağlarla bağlanması gerekliliği ortaya çıksa da tam üyeliği karşı bir tablo ortaya koyuyor. Aksi yönde bir girişimi, Avrupa halklarının çoğunluğu karşı olmasına rağmen kabul ettirmeye çalışmak sadece anlamsız değil, aynı zamanda tehlikelidir de. Ancak Avrupalı politikacılar, Türkiye'ye karşı kartları açık oyna cesaretini göstermelidir. Yoksa onyıllar boyunca göstermelik müzakereler yürütmek, hayalkırıklığını daha da artıracaktır.