1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

AVRUPA

Avrupa Parlamentosu’nda Türkiye tartışması

Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye Raportörü Hollandalı Hristiyan Demokrat Ria Oomen-Ruijten, AB reformları kapsamında Türkiye'den ''taahhüt değil, uygulama beklediklerini'' söyledi.

default

Ria Oomen-Ruijten tarafından kaleme alınan taslak Türkiye raporu, AP Dış İlişkiler Komitesi'nde tartışıldı.


Raportör Oomen-Ruijten raporunu hazırlarken AB'nin güvenilirliğini korumaya çalıştığını anlatarak, ''Eleştirel ve objektif bir rapor olduğunu düşünüyorum'' dedi.


Türkiye'de AK parti hükümetinin ikinci kez seçim kazanırken halktan ''açık bir yetki aldığını ve Türkiye'yi modernleştirme sözü verdiğini'' hatırlatan Oomen-Ruijten, hükümetin siyasi reformlar yapmadan bu taahhüdünü yerine getiremeyeceğine dikkat çekti.


Hükümetin'' 3 yıldır yavaşlattığı reformları ilerletme konusunda açık bir sinyal vermesinin AB kadar Türkiye'nin de çıkarına olduğuna'' değinen Oomen-Ruijten, ''Türkiye'den taahhüt değil, uygulama bekliyoruz'' diye konuştu.


Oomen-Ruijten, AB sürecinde en zor kısmın siyasi reformlar olduğunu belirterek,hükümetin daha önce duyurduğu anayasa reformunu sahiplenmesini istedi.


“Kürt meselesinde siyasi insiyatif alınmalı”

Türkiye'den son dönemdeki parti kapatma davalarını göz önüne alarak siyasi partiler kanunu değiştirmesini beklediklerini söyleyen ve ''internet sitelerinin sık sık yasaklanmasının AB'ye aday bir ülkeye yakışmadığını'' ileri süren Oomen-Ruijten, Kürt meselesinde de siyasi insiyatif alınmasını vurguladı.


Oomen-Ruijten, ''terör örgütü PKK'nın eylemlerini onaylamamız mümkün değil ama sadece silah kullanılarak bu sorun çözülmez'' şeklinde konuştu.


Raportör Ria Oomen-Ruijten, Türkiye'nin Suriye-İsrail dolaylı görüşmelerinde, Kafkasların istikrarında ve diğer bölgesel konularda yapıcı dış politikasını övdü.


''Türkiye'nin bizim için çok önemli bir ortak olduğu konusunda geniş bir fikir birliği var'' diyen Oomen-Ruijten, modern ve müreffeh Türkiye'nin AB kadar Türk halkının da çıkarına olduğuna işaret etti.


AP Sosyalist Grup Başkan Yardımcısı Hannes Swoboda, Türkiye raporunu dengeli bulsa da bazı eleştirileri olduğunu belirterek şunları söyledi: ''Eğer müzakerelerin sonunda ne olacağı konusunda açık bir cevap veremiyorsak Türkiye'den bir talepte bulunmak zor. Bazı AB üyeleri (Türkiye'nin üyeliğine) karşı çıktıklarını söylüyorlar. Bazı fasılalar hazır olmasına rağmen bazı ülkelerin engellemesi nedeniyle müzakerelere açılamıyor.''

Swoboda: Fasılların açılması keyfi olarak engelleniyor

Swoboda, ülkelerin keyfi olarak birçok faslın müzakerelere açılmasını engellediğini belirterek, bunun Türkiye'deki reform sürecini de olumsuz etkilediği uyarısında bulundu.


Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı Joost Lagendijk ise raporda Ergenekon'un üzerine gidilmesi ve tüm uzantılarının ortaya çıkarılması vurgusuna katıldığını fakat yargılanmadan kimseyi suçlamamak gerektiğini söyledi.


Raporda Türkiye ile müzakerelerin ''ucu açık karakterine'' yer verildiğini, ancak aynı AB kararındaki ''müzakerelerin ortak hedefinin üyelik olduğu'' ifadesine değinilmediğini hatırlatan Lagendijk, ''Eğer buna illa değineceksiniz ifadenin hepsini koyun, yarısını atmayın'' önerisinde bulundu.


AP Üyesi Vural Öger, raporu genelde dengeli bulsa da ''dilini onaylamadığını'' belirterek, ''üzüntü duymak ve endişelenmek'' kelimelerinin defalarca kullanılmasının Türk halkını rencide edeceği uyarısında bulundu.


Öger, Türkiye'nin İspanya ile birlikte üstlendiği Medeniyetler İttifakı girişimine ve Türkiye'nin stratejik önemine raporda yer verilmesini istedi.


Türkiye raporu görüşmesinde birçok üye, Türkiye ile müzakerelerin bazı ülkelerce keyfi şekilde yavaşlatılmasından yakınırken, eski AP Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Alman Hristiyan Demokrat Elmar Brok, Türkiye ile müzakerelerin başlatılmasına ''hayır'' oyu vermesine rağmen ''bugün kesilmesini istemediğini'' itiraf etti.


Brok, stratejik açıdan Türkiye'nin bugün AB için Soğuk savaş döneminden daha önemli olduğunu söyledi.


Eleştirileri cevaplandıran raportör Oomen-Ruijten, ''Türkiye'ye karşı sağlam, sert ve dürüst'' davrandığında ısrar ederek, raporuna çok fazla değişiklik önergesi verilmemesini istedi.

Türkiye raporu taslağı


AP Türkiye Raportörü Oomen-Ruijten tarafından kaleme alınan Türkiye raporu taslağında, ''Ergenekon'' sanıklarının yargılanmaya başlanmasından memnuniyet duyulduğu belirtilerek, ''örgütün devlet kurumlarına sızan uzantılarının bütünüyle ortaya çıkarılması için soruşturmanın sürdürülmesi'' çağrısı yapılıyor.


Taslak belgede, Türkiye'nin AB reformlarında son 3 yıldır devam eden yavaşlamadan endişe duyulduğu belirtilerek, Türk hükümetinden ''2005 yılında taahhüt ettiği reform sürecine devam konusunda siyasi iradesini ispatlaması'' isteniyor.


Türk toplumunda ve önde gelen siyasi partiler arasında süren kutuplaşmanın 2008 yılında daha da derinleştiği savunulan raporda, bunun siyasi kurumların işleyişini ve reform sürecinde ilerlemeyi olumsuz etkilediği kaydediliyor.


Siyasi parti liderlerine ''ciddi şekilde diyalog aramaları ve uzlaşma ruhu içinde Türkiye'nin modernleşmesi gündemi üzerinde uzlaşmaları'' çağrısı yapılan taslak raporda, reformların ''hukukun üstünlüğüne dayalı, insan haklarına ve temel özgürlüklere bağlı, istikrarlı, demokratik, çoğulcu ve müreffeh bir toplum'' hedefine yönelik olması gereği vurgulanıyor.


Taslak raporda, ''Daha önceki kapsamlı Anayasa reformu çabalarının başörtüsü tartışmasıyla sonuçlanmasından ve toplumun daha fazla kutuplaşmasına yol açmasından üzüntü duyuyoruz. Temel özgürlükler ve insan haklarının korunmasını merkeze alacak yeni ve sivil anayasa çalışmalarına yeniden başlaması için hükümete çağrı yapıyoruz'' deniliyor.


Yeni anayasa çalışmalarına ''etnik ve dini azınlıklar dahil sivil toplumun ve siyasi partilerin de katkı yapması'' talep edilen taslak belgede, AK Parti ve DTP hakkında açılmış olan kapatma davalarıyla ilgili şu ifadelere yer veriliyor: ''2008 yılında TBMM'deki iki partinin kapatılması istemiyle açılan davalardan endişe ediyoruz. Siyasi partiler kanununun öncelikli olarak değiştirilerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları ve Avrupa Konseyi'nin Venedik Komisyonu önerilerine bütünüyle uyumlu hale getirilmesi gerektiğini vurguluyoruz.''


Belgede, ''Ordu üzerinde tam sistematik sivil gözetim sağlanması konusunda ilerleme kaydedilememesinden'' ve ''TBMM'nin ordu ve savunma politikasını denetlemesinin güçlendirilememesinden'' kaygı duyulduğu ifade ediliyor.


''Yargı mensuplarının siyasi tartışmalara müdahil olmamasını güvence altına alarak yargının tarafsızlığını ve mesleki yetkinliğini güçlendirecek sistematik çabalara acil ihtiyaç duyulduğu'' vurgulanan belgede, hükümetin yargıda reform çabalarını sürdürmesinin önemine işaret ediliyor.


Taslak raporda ''Ergenekon suç örgütü sanıklarının yargılanmaya başlamasından memnuniyet duyuyoruz. Örgütün devlet kurumlarına sızan uzantılarının bütünüyle ortaya çıkarılması için yetkilileri soruşturmayı sürdürmeye teşvik ediyoruz. Sanıklara muameleyle ilgili (olumsuz) haberlerden endişe duyuyor, Türk makamlarından sanıklara adil yargılanma hakkı sunmalarını ve hukukun üstünlüğü ilkelerine sıkıca bağlı kalmalarını istiyoruz'' deniliyor.


Taslak belgede, PKK ve diğer terör örgütlerinin Türkiye topraklarındaki terör eylemleri kınanarak, ''terörle mücadelesinde Türkiye ile dayanışma içinde olunduğu'' tekrar ediliyor.


Terör örgütü PKK'nın ''derhal ve ön koşulsuz'' silah bırakması istenilen raporda, Irak'ın kuzeyindeki bölgesel yönetim dahil Türkiye ile Irak makamları arasında geliştirilen diyalog ve işbirliğinin memnuniyetle karşılandığı belirtiliyor.


Irak makamlarının Türkiye ile işbirliğini yoğunlaştırarak, topraklarından komşu ülkelere terör saldırısı yapılmamasını güvence altına almaları talep edilen belgede, Türkiye'nin de sınır ötesi askeri operasyonlarında ''Irak'ın toprak bütünlüğüne, insan haklarına ve hukukun üstünlüğüne saygı göstererek sivillerin zarar görmemesini garanti altına alması'' isteniyor.

''Terörle arana mesafe koy'' çağrısı

Taslak raporda, ''Demokratik Toplum Partisi ve tüm seçilmiş üyeleri PKK ve terör eylemleriyle aralarına açıkça mesafe koymalıdır. Tüm siyasi partiler, Türk devletinin istikrarı, refahı ve bütünlüğünü güçlendirecek bir çözüme katkı yapmalıdır'' deniliyor.


Belgede hükümete ''Kürt meselesinin nihai çözümü için öncelikli olarak siyasi inisiyatif göstermesi'' çağrısı yapılarak, bu yöndeki girişimin ''Kürt kökenli vatandaşlar için ekonomik ve sosyal fırsatlar sunarak devlet ve özel okullarında Kürtçe öğrenmeyi gerçekten mümkün kılacak ve Kürtçe yayına izin verecek şekilde kültürel hakları somut şekilde iyileştirmesinin'' beklendiği dile getiriliyor.


Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Ermenistan ziyaretinin memnuniyetle karşılandığı ifade edilen raporda, bu girişimin iki ülkenin ilişkilerini normalleştirmesine gerçek katkı sunacağı umudu dile getiriliyor.


1915 olaylarına ilişkin Ermeni tezlerine yer verilmeyen belgede Türkiye'nin ''sınırı yeniden açarak Ermenistan ile ekonomik ve siyasi ilişkileri bütünüyle tesis etmesi'' talep ediliyor.

Raporda, bu kapsamda Türk ve Ermeni hükümetlerine yapılan çağrıda, ''bugüne ve geçmişe saygı göstererek, geçmiş olayların açıklıkla ve samimi olarak tartışılmasına izin vererek uzlaşma sürecinin başlatılması ve AB Komisyonu'nun bu sürece katkı yapması'' isteniyor.


Dış İlişkiler Komitesi'nde 16 Aralık'a kadar değişiklik önergelerinin verilebileceği rapor, AP genel kurulunda Mart ayında oylanacak.