1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Avrupa Birliği çıkmazda

AB yönetimi bir yön arayışında görünüyor, dev AB tankerinin nereye götürüleceği konusunda kimsenin net bir fikre sahip olmadığı izlenimi hakim. 16-17 Haziran’daki AB liderler zirvesi de bu durumda birşey değiştirecek gibi görünmüyor. AB’nin içinde bulunduğu durumla ilgili DW Brüksel temsilcisi Bernd Riegert’in yorumu:

“AB dışişleri bakanları toplantısından da kayda değer bir sonuç çıkmamasının ardından 16-17 Haziran’daki zirvenin Birlik’i çaresizliğe sürükleyeceği belli olmaya başladı. Zirvede devlet ve hükümet başkanlarının, krizden çıkış yolunu gösterecek bir uzlaşmaya varması umut ediliyordu. Maalesef, dışişleri bakanları da zirveye hazırlık toplantısında ne anayasa konusunda somut perspektifler, ne de bütçe konusunda uzlaşma zemini hazırlayabildi.

Avrupalı liderlerin bu sorunlar yumağını çözebilme şansı kalmadı. Aralarında iç siyasette ağır darbe yemiş liderlerin de bulunduğu gözönüne alındığında sorunun çözümünde fazla hareket alanı da kalmıyor. Almanya Başbakanı Gerhard Schröder koltuğunda eğreti oturuyor, üzerinde erken seçim baskısı var. Fransa ve Hollanda liderleri iç siyasette güç kaybına uğradı. İngiltere ve İtalya başbakanları da iç politikada Avrupa’nın yüksek çıkarları için taviz verebilecek durumda değiller.

Zirvenin şimdiden hazırlanmaya başlayan sonuç bildirgesine bakıldığında tüm liderlerin Avrupa Anayasası’nın içeriğindeki hedeflere bağlı kalmak istediği görülüyor. Ama bu hedeflere nasıl ulaşılacağı adeta bir bilmece. Anayasa oylamasını her ülkenin istediği gibi yapması gündemde. Metin ise değiştirilemeyecek. Bu da Anayasa’nın şu anki haliyle çoktan öldüğü anlamına geliyor.

AB politikacıları seçmeni anayasayı reddetmeye götüren nedenleri endişeyle bir kenara not ettiler. Gelecekte istihdamın nasıl artırılabileceği ya da yeni üyelerin ne hızla Birlik’e alınabileceği gibi soruların yanıtları ise verilemedi. Avrupalı politikacıların aklına gelen tek reçete, rafa kaldırmak ya da daha hoş bir ifadeyle: AB’nin bir düşünme dönemine ihtiyacı olduğu.

Avrupalı liderler düşünmeye ise ancak sonbaharda, muhtemelen olağanüstü bir zirve düzenleyerek başlayacak. AB yolculuğunun nereye gittiği konusunda açık bir işaret vermeden seçmenlerini yaz tatiline yollayacaklar. Bu çok yetersiz. Yüzyılın projesi denilen Avrupa Anayasası bu şekilde kurtarılamaz. AB’nin hedefi ve anlamı konusunda kapsamlı bir tartışmaya acilen ihtiyaç var. Hükümetlerin bu konuda kaçamak davranmaya meylettikleri açıkça görülüyor.

Muhtemelen 2007-2013 bütçesi ile ilgili tartışmalar da ertelenecek. Bu konudaki anlaşmazlığın bir yılı aşkın bir süredir devam ettiği düşünülürse erteleme, ancak idari zayıflığın göstergesi olacaktır.

AB üye adayı Türkiye’nin de işi daha zor olacak. Türkiye’nin Ekim ayında tüm koşulları gerçekten yerine getirmiş olup olmadığına bir değil, iki kez bakılacak. Bunu Avrupalı diplomatlar dile getirmeye başladı. Avusturya ise müzakereleri ertelemek istediğini saklamıyor. Almanya’da sonbaharda yapılacak bir erken seçimde Hristiyan Demokrat Angela Merkel’in Başbakan olması durumunda Avusturya yanında güçlü bir müttefik bulmuş olacak. Ve AB’nin genişleme rotası yeniden gözden geçirilecek.

Anayasa krizi çerçevesinde sadece entegrasyonun derinliği değil, AB’nin coğrafi sınırları da tartışılmak ve belirlenmek zorunda. Ancak AB liderleri bu konuda da şimdiye kadar kaçamak davranmayı tercih etti.”

  • Tarih 14.06.2005
  • Hazırlayan Bernd Riegert / DW
  • Yazdır Bu sayfayı yazdır
  • Kısa link http://p.dw.com/p/AZw4
  • Tarih 14.06.2005
  • Hazırlayan Bernd Riegert / DW
  • Yazdır Bu sayfayı yazdır
  • Kısa link http://p.dw.com/p/AZw4

DW TÜRKÇE'Yİ TAKİP EDİN