1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Avrupa Anasayası'nın kısa tarihi...

AB’nin Nice Zirvesi’nde başlayan yapısal tartışmalar ve bir yıl sonra yapılan Leaken Zirvesi’nde oluşturulan Avrupa Konvansiyonu, birliğin yapılanmasında köklü değişikler öngören Avrupa Anayasası’nın temellerini atmıştı. Avrupa Anayasası’nın nasıl oluşturulduğunu DW’den Klaus Dahmann yazdı...

Avrupa Anayasası'yla ilgili kararın Brüksel'deki zirvede alınması umut ediliyor

Avrupa Anayasası'yla ilgili kararın Brüksel'deki zirvede alınması umut ediliyor

Fransa’nın dönem başkanlığında Nice’de toplanan AB devlet ve hükümet başkanları beş gün boyunca gece gündüz, genişleme sonrası Birliğin hareket yeteneğini arttıracak düzenlemeler, kotalarla boğuşmuşlardı. Müzakere maratonunun sonunda tüm liderler gibi Almanya Başbakanı da bitkin düşmüştü. 11 Aralık 2000 günü Schröder kendisine mikrofonu uzatan gazetecilere şöyle diyordu: ”Çetin bir çalışma oldu. Bu zirveyi başka türlü tanımlamak mümkün değil.”

Siyasi gözlemcilerin şark pazarına benzettikleri Nice Zirvesi’ndeki pazarlıklarda liderler pek çok noktada uzlaşabilmiş, ama can alıcı bazı önemli alanlar bu pazarlığın dışında bırakılmıştı. Devlet ve hükümet başkanlarının parlak sözleri, çıplak gerçeği örtmeye yetmemişti. Yapısal reformlarda söz hakkı sadece hükümetlere bırakıldığında ulusal çıkarlar ağır basıyordu.

Peki ne yapmak gerekti? Nice Antlaşması’nda iyileştirilmesi gereken pek çok madde vardı. Avrupa Birliği’nin, sadece hukukçuların değil vatandaşların da anlayabileceği gerçek bir anayasaya gereksinimi olduğu talepleri birbirini izlemeye başladı. Nice’den bir yıl sonra Belçika’nın Laeken kentinde düzenlenen zirvede, liderler artık bu yönde bir adım atmanın kaçınılmaz olduğunu kavramıştı.

Avrupa Konvansiyonu oluşturuldu

Laeken Zirvesi’nde Birliğin eski üyelerinin yanı sıra 13 aday ülkeden hükümet ve ulusal parlamentolarının, Avrupa Parlamentosu ve AB Komisyonu’nun temsil edileceği bir Avrupa Konvansiyonu’nun kurulmasına karar verildi. Fransa’nın eski cumhurbaşkanlarından Giscard d’Estaing’in başkan seçildiği Konvansiyon 2002 Şubat ayı sonunda ilk oturumda biraraya geldi. Törenlerle başlayan açılış oturumunda Konvansiyon Başkanı d’Estaing şöyle diyordu:

”Çoğu kez bir Avrupa rüyası görmeye gerek olmadığı iddia edilir. Sadece ekonomiye hizmet eden, karmaşık ve saydamlıktan uzak bir Birlikle yetinebileceğimiz ileri sürülür. Biz bu iddialara kulaklarımızı kapatalım ve Avrupa rüyası görmeye devam edelim.”

İlk aylarını Başkan D’Estaing’nin oturumlarda fazla otoriter davrandığı ve temsilcilerin sesine kulak vermediği tartışmaları ile geçiren Konvansiyon, anayasa taslağı üzerinde gerçek anlamda çalışmaya 2003 yılı başında başladı. Hararetli tartışmaların ardından kabul edilen anayasa taslağı Haziran ayı sonundaki Selanik Zirvesi’ne yetiştirildi.

Ve tartışmalar başladı

Anayasa taslağı, yılın başından itibaren Konvansiyon’da omuz omuza veren Almanya ve Fransa’nın, ‘Avrupa Dışişleri Bakanlığı’ oluşturulmasından Bakanlar Konseyi’ndeki nitelikli oylamalar ve oy ağırlığına, pek çok talebine yanıt veriyordu. Ama Konvansiyon’nun hazırladığı anayasa taslağına karşı cephe oluşturulması fazla sürmedi.

Ekim ayında anayasa taslağının hükümetlerarası konferansın önüne konmasıyla birlikte bu cepheleşmeler daha da belirginleşti. Almanya ve Fransa anayasa taslağında değişiklik yapılmasını reddediyordu. Polonya ve İspanya, taslağın öngördüğü çoğunluk kararlarının aleyhlerine olduğunda ısrarlıydılar.

Bazı Katolik üyeler, anayasada Avrupa’nın Hristiyan değerlerine atıfta bulunulmasını istiyorlardı. Sonuçta değişiklik talepleri dağ gibi büyüdü. Ve Brüksel’de buluşan devlet ve hükümet başkanlarının uzlaşması imkansız hale geldi. Başta Almanya büyük üyelerin anayasa zirvesine yaklaşımları çok net: ”Bu yıl kötü bir sonuç almaktansa hiç sonuç almamamız daha evladır.”