1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

YAŞAM

Araplar petrol sonrası döneme hazırlanıyor

Petrol yıllar boyu Arap dünyasının zenginlik kaynağı oldu. Petrol ihraç eden ülkelerin yanı sıra petrolü olmayan bölge ülkeleri de "kara altın"dan dolaylı fayda sağladı. Ancak fosil enerji devri yavaş yavaş kapanıyor.

default

Ham petrol üretiminin Arap ülkeleri açısından yüksek bir bedeli var. Petrol üretiminin çevreye verdiği zararı gidermek için yapılan harcamalar her yıl gittikçe artıyor. Son verilere göre, bu rakam yılda 95 milyar Amerikan Doları'na ulaşmış durumda. Bu da tüm Arap ülkelerinin gayri safi yurtiçi hasılasının yüzde 5'ine denk düşüyor. Yemen Çevre Koruma Örgütü’nden Murad Ahmed El Fakıh, petrol üretimi ve satışı sürecinde çevrenin korumasına fazla önem verilmediğinden şikayetçi:

“Arap ülkelerinin başka seçeneği yok. Burada söz konusu olan, Arap ülkelerinin çevre dostu bir ekonomik yapıya geçmeyi isteyip istememeleri değil. Zira bunu yapmaya zaten mecburlar! Bizim bir yandan bir yandan acilen ekonomik büyümeye diğer yandan da çevreyi korumaya ihtiyacımız var.”

"Yeşil ekonomi" devri

Arap Çevre ve Kalkınma Forumu’nun (AFED) bu yılki raporu "yeşil ekonomi"ye odaklanıyor. Farklı Arap ülkelerinden çeşitli organizasyonları ve çevre uzmanlarını bir araya getiren bir sivil toplum kuruluşu olan Forum, raporunda hayli düşündürücü sonuçlara yer veriyor.

Prof. İbrahim Abdülcelil

Prof. İbrahim Abdülcelil


Raporda, Arap ekonomilerinde köklü dönüşümler yaşanmadığı sürece önümüzdeki yıllarda ortaya çıkması muhtemel sorunların üstesinden gelinemeyeceğine işaret ediliyor. Aksi takdirde Arap dünyasında yoksulluk, işsizlik ve çevreye verilen zararın artacağı uyarısı yapılıyor.

Hatalı politikaların uygulandığı alanlardan biri olarak da enerji sektörü gösteriliyor. Kişi başına düşen karbondioksit emisyonu açısından Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt ve Bahreyn'in tam anlamıyla birer “karbondioksit şampiyonu” oldukları belirtiliyor. Bahreyn’deki Manama Üniversitesi'nin Çevre Yönetimi Bölümü profesörlerinden İbrahim Abdülcelil, bunun enerji tasarrufu için gereken desteğin verilmemesinden kaynaklandığını belirtiyor:

“Devlet, elektrik fiyatlarını önemli ölçüde sübvanse ediyor. Örneğin Suudi Arabistan elektrik bedelinin yüzde 79’una teşvik veriyor. Bu, tüketicinin harcadığı elektriğin sadece yüzde 20’sinin masrafını karşıladığı anlamına geliyor. Ama tabii devlet teşviklerinin azaltılması, siyasi açıdan pek istenmeyen bir karar. Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerindeki sanayi işletmeleri de yoğun bir enerji kullanımı ile çalışan ünitelerden oluşuyor. Yani çevre konusunda henüz bir bilinçlenme süreci yaşanmıyor.”

Rami Şerbini

Rami Şerbini


Geri dönüşüme dikkat

Raporda atıklar konusunda da Arap ülkelerinin öğreneceği çok şey olduğuna dikkat çekiliyor. Arap ülkelerindeki atıkların yüzde 80’i yeniden kullanılabilecekken, ancak bunun sadece yüzde 5'inden geri dönüşüm sağlandığı belirtiliyor. Kahire Üniversitesi’nden atık uzmanı Rami Şerbini, Arap ülkelerinde bu konudaki gecikmenin en az 20 yıl içinde telafi edilebileceği görüşünde:

“Benim taleplerim öncelikle bu konu ile fazla ilgilenmeyen yasa yapıcılara yönelik. Burada ilk adım, yüksek masraflı ve geri dönüşüm süreci olan ürünlerden vergi almaktır. Geri dönüşüme uygun paketlemeden de vergi alınması gerekir. Hem üretici hem de tüketici bu konuda yükümlü kılınmalıdır. Buna paralel olarak atıklar ve geri kazanım konusunda insanlar bilgilendirilmelidir. Geri dönüşüm sürecinde, örneğin organik gübre elde edilmesi gibi, uygun fiyatlı teknolojiler kullanmak mümkün. Fakat bu tür uygulamalar ne yazık ki henüz yoğun bir biçimde hayata geçirilmiyor.”   

© Deutsche Welle Türkçe

Mona Naggar / Çeviri: Çelik Akpınar

Editör: Hülya Köylü

Önerdiğimiz linkler

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız