1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Arap Dünyası'nda değişen dengeler

Arap Baharı ile Kuzey Afrika ve Ortadoğu'da tüm dengeler değişmeye başladı. Yıllardır iktidarda olan hükümetler devrildi veya sallantıdalar. Uzun süreli ortaklıklar tarihe karıştı. Bölgede yeni ittifaklar kurulmakta.

default

Suudi Arabistan Kralı Abdullah’ın daveti ilk bakışta epey çelişkili görünüyordu. Abdullah’ın Mayıs ayında Fas ve Ürdün'ü Körfez İşbirliği Konseyi’ne üye olmaya davet etmesi, birçok gözlemci tarafından çılgınca bir fikir olarak değerlendirilirken, bazıları ise bunu Arap Dünyası’nda yeni bir düzenin işaretlerinden biri olarak yorumladı. Zira son aylarda otoriter rejimle yönetilen Arap cumhuriyetlerinin çoğu sallanırken, Bahreyn dışındaki sekiz Arap monarşisi dikkat çekici oranda istikrarlı seyrediyor.

Tek adam diktaları dökülüyor

Tunus, Mısır ve Libya’da yıllardır iktidarda olan devlet başkanları devrilirken, Yemen ve Suriye’de de ufukta rejim değişikliği var. Bonn Üniversitesi’nde görev yapan Suriyeli filozof Sadık El Azim, “Suriye’de rejimin daha ne kadar dayanabileceğini kestirmek güç, ancak işi bitti denilebilir. Esad rejimi tüm olanlardan sonra eski günlere dönemez.” şeklinde konuşuyor.

Arap Baharı ile 1950’li ve 60’lı yıllardan bu yana Arap Dünyası’na damgasını vuran ve cumhuriyet süsü verilen tek adam diktaları da tarihe kavuşuyor. Suriye örneğinde olduğu gibi, devlet başkanlarının oğullarını halefleri olarak gösterip, bir çeşit hanedan kurmaya çalıştıkları ülkelerde, protestocuların tepkisi daha da yüksek oldu.

NO FLASH Bashar Assad

Yaz aylarından bu yana Suudiler ve müttefikleri giderek artan oranda Suriye’ye karşı cephe alıyor

Eski müttefikler

Cumhuriyet ile yönetilen ülkelerdeki rejim değişiklikleri tüm bölgeyi etkiliyor. Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek’in devrilmesi ile Suudi Arabistan en yakın müttefiklerinden birini kaybetti. Suudi Arabistan ile birlikte Arap Dünyası’nın Batı yanlısı iki Sünni lider ülkesinden biri olan Mısır, 1990’dan bu yana Suudi Arabistan ile aynı taraftaydı ve hem Saddam Hüseyin liderliğindeki Irak’ın, hem de Suriye ile Lübnan’daki Hizbullah ve Filistin’deki Hamas’ın oluşturduğu İran taraftarı cephenin karşısında duruyordu.

Mısır’ın Batı standartlarına göre liberal bir demokrasiye kavuşup kavuşmayacağı, ne yöne gideceği meçhul. Arap Dünyası’nda liderlik iddiası olan Suudi Arabistan da bu yüzden yeni müttefik arayışında.

Monarşilerin ittifakı

Suudi Arabistan, Kuveyt, Katar, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri ve Umman yaklaşık 30 yıldır Körfez İşbirliği Konseyi’ni oluşturuyor. Nispeten muhafazakâr Sünni petrol monarşilerinin bir araya geldiği bu konsey, Arap Dünyası’ndaki cumhuriyetlerin sarsılmasıyla daha da ağırlık kazandı. Bir süre öncesine kadar örneğin İsrail ile Filistinliler arasında arabulucu rolünü Mısır üstlenirken, şimdi Suudi Arabistan ve Katar siyasi ağırlıklarını koyuyorlar.

Ausschreitungen in Ägypten

Mısır'daki ayaklanmalar Mübarek rejiminin devrilmesine yol açtı

Suudî girişimler

Suudi Arabistan'daki kraliyet ailesi, Mübarek’in devrilmesinin ardından önce kendi rejimini güvence altına aldı. Sosyal hayır hamleleri, ılımlı reformlar ve kadınlara seçme hakkı verileceği yönünde vaatlerin yanı sıra, muhalif güçlere yönelik tehditler sayesinde toplumsal huzursuzluğun Suudi Arabistan’a sıçraması şimdilik engellendi. Bahreyn'e müdahale ederek de ülkedeki kraliyet ailesine destek olundu. Ayrıca Körfez İşbirliği Konseyi’nin sübvansiyonları sayesinde Umman Sultanlığı’ndaki protesto hareketi de frenlendi ve Körfez ülkelerindeki istikrar korundu.

Monarşiler Libya’da da muhalif güçlere askerî, malî ve siyasi yardım yaparak Muammer Kaddafi rejiminin sona ermesine destek oldular. Yaz aylarından bu yana Suudiler ve müttefikleri giderek artan oranda Suriye’ye karşı cephe alıyor. Hedef, Suriye’de Alevilerin iktidarını sona erdirerek, yönetimin Sünnilerin eline geçmesini sağlamak ve Şam’ın İran ile ittifakını bozmak.

Sistemlerin rekabeti

Bazı gözlemciler, monarşiler ile cumhuriyetler arasında 1950’li ve 60’lı yıllarda Mısır Devlet Başkanı Cemal Abdülnasır döneminde yaşanan soğuk savaşın benzerinin gündeme gelebileceğini belirtiyorlar. Gerçekten de Mısır, iç siyasi çalkantılar durulduktan sonra tekrar liderlik iddiasını dile getirebilir. Bu da eski müttefik Suudi Arabistan ile arayı açabilir. Riyad yönetimi de şimdiden nüfuz bölgesini genişletmek için nispeten daha yoksul olan Ürdün ve Fas monarşilerini Körfez İşbirliği Konseyi’ne üye olmaya davet etti.

İktidar kavgası

Bu denklemlerde Irak’ın ne gibi bir rol oynayacağı ise meçhul. Saddam Hüseyin’in devrilmesinin ardından Irak hâlâ İran ile Suudi Arabistan arasında yerini bulmaya çalışıyor. Riyad’daki muhafazakâr Sünni monarşi de, Tahran'daki Şii molla rejimi de Körfez’de lider ülke olma ve bölgedeki petrol rezervlerini denetleme yarışında.

© Deutsche Welle Türkçe

Anne Allmeling / Çeviri: Aydın Üstünel

Editör: Çelik Akpınar

Önerdiğimiz linkler

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız

DW TÜRKÇE'Yİ TAKİP EDİN