1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Arap ülkelerinde "İslami feminizm" akımı

Kadın hareketlerinin ikiye bölündüğü Arap ülkelerinde İslami feminizm yükselişte. Fazla elit olmakla eleştirilen laik kadın örgütleri ise giderek zayıflıyor. Kadınlar, İslami feminizmin yükselişini Beyrut’ta tartıştı.

default

Arap ülkelerinde kadın hareketleri ikiye bölünmüş durumda

Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta geçtiğimiz günlerde Avrupa, Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkeleri ile ABD’den 40’ın üzerinde kadının biraraya geldiği toplantıda, Arap ülkelerinde İslami feminizmin yükselişiyle, dışlanan laik kadın hareketi tartışıldı.

Toplantının çıkış noktası ise Arap dünyasının feministleri büyük bir ikilem içinde olması. Mısır, Suriye veya Lübnan gibi ülkelerdeki laik kadın hareketleri yok olmaya yüz tuttu. İslami hareketin destekçileri bu örgütleri, Batı taklitçisi ve fazla elit olmakla eleştiriyor. Bu nedenle laik kadınların kendilerine yandaş bulma şansı günden güne azalıyor. Bu durum da yeni bir feminist akımın güçlenmesine yol açtı: İslami feminizm.

Kahire Üniversitesi'nde İngiliz Dili ve Edebiyatı profesörü olan Omaima Ebu Bekir de bu akımın temsilcilerinden. Ebu Bekir, İslami feminizmi şu sözlerle tarif ediyor: "Sürdürdüğüm feminist bir çalışma. Neden İslami? Çünkü İslami kaynaklara dayanıyor. Feminizmin tek bir çeşidi yok. Dini, marksist, liberal veya radikal versiyonları da mevcut. Hepsinin bir arada var olabilmesi çok sevindirici bir durum. O halde neden bir İslami feminizm de olmasın?"

Die ersten Kandidatinen für die saudische Handwerkskammer

Arap ülkelerindeki yeni akım: İslami feminizm

Laik Araplar akıma mesafeli

Toplantıya katılan birçok laik Arap kadın bu akıma mesafeli yaklaşıyor. Zira onlar için İslam'ın farklı anlamları var. Başörtüsü takmaya zorlanmaları ya da erkekler tarafından kendilerine ne yapmaları ve nasıl yaşamaları gerektiğinin söylenmesi gibi.

Tunus'taki Manuba Üniversitesi'nde toplumsal cinsiyet çalışmaları alanında ders veren Amal Grami'ye göre, İslami feminizm akımının ortaya çıkmasının ve kendine birçok destekçi bulmasının nedeni; İslam'ın siyasette güçlenmesi ve İslami hareketin toplumda giderek daha fazla taraftar bulması. Grami, "Kadın konusu dini bir çerçevede tartışıldığında İslami görüşü savunanların ünlü 'İslam her şeyin çözümüdür' sloganı gelip baş köşeye oturuyor sanırım. Yani çözüm İslam'da ve İslami kurumlarda aranıyor. Tüm siyasi, sosyal ve ekonomik faktörler ise göz ardı ediliyor" açıklamasını yapıyor.

Endişeler uygulamayla ilgili

Zaina Zaatari de her ne kadar İslami feminizm ile ilgili çalışmaları ilginç bulsa da, İslami gelenekler açısından uygulamayla ilgili bazı endişeleri olduğunu söylüyor. Zaatari, "Feminizm güç dengelerinin değiştirilmesi anlamına geliyor. Feminizmin İslami biçimi buna hazır mı? İslami gelenekleri değiştirmeye hazırlar mı? İnanç deyince tam olarak ne anladıklarını da merak ediyorum. Tanrı ile insan arasındaki kişisel ilişkiyi mi anlıyorlar? Yoksa inanç, diğer insanların gündelik yaşantısını da etkileyerek, onlara neyin kabul edilebilir, neyin ise yasak olduğunu da söylemeli mi" diyor.

Siyaset bilimci Mürvet Hatim ise İslami feminizmi, İslami politikanın bir stratejisinden ziyade, İslam kültüründeki kadının yerinin tam olarak anlaşılması için bir olanak sayıyor.

Hatim’in görüşleri şöyle: “İslami feminizm, kültürel kadın mirasını ortaya çıkarmak için sürdürülen bir çabadır. Yüzyıllardır ilk defa inançlı kadınlar söz alarak, İslami tarihteki ve İslam dinindeki haklarını talep ediyorlar. Bu alanlar daha önce tamamen erkeklerin egemenliğindeydi ve kadınları susturma amacıyla kullanılıyordu. Laik ve dindar kadınlar arasındaki tartışmada önemli olan ortak görüşte birleşmek değil. Bence önemli olan diyaloğu koparmamak ve her iki tarafın da diğerini susturmaya çalışmamasıdır."

Mona Naggar/ Çeviri: Banu Ertek

Editör: Ahmet Günaltay