1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Arafat 75 yaşında

Filistin lideri Yaser Arafat bugün 75. doğum gününü kutluyor. Bağımsız bir Filistin devleti uğruna mücadelesi genç bir öğrenciyken başlayan Arafat’ın en büyük düşü, Kudüs’ün bu devletin başkenti olması. Ancak Filistinli lider son yıllarda yaşamının en zor dönemini geçiriyor. Bir yandan İsrail ablukası, diğer yandan da halkının kendi etrafındaki yöneticilerden artık bıkmış olması, Arafat’ı yalnızlığa itiyor.

Arafat'ın yeğenini Gazze istihbarat sorumlusu yapması, Filistinliler'in protestolarına neden olmuştu.

Arafat'ın yeğenini Gazze istihbarat sorumlusu yapması, Filistinliler'in protestolarına neden olmuştu.

Aslında Yaser Arafat’ın tam olarak hangi gün doğduğu bilinmiyor. 4 Ağustos, Arafat’ın bundan beş yıl kendi doğum gününü ilk kez kutlattığı gün. Doğum yılı ve yeri ise belli. 1929 yılında Mısır’ın başkenti Kahire’de, Rahman Abdülrauf Arafat el Kudva el Hüseyni adıyla dünyaya geldiği biliniyor. Ama yine kendisi, doğum yerini Kudüs olarak göstermeyi tercih ediyor.

Genç Arafat, Mısır’da yetişti ve Kahire’de inşaat mühendisliği okudu. Bu dönemde, o zaman Mısır’ın denetimindeki Gazze Şeridi’nde öğrenci lideri oldu. 1956 yılında Mısır ordusunda subay olarak İsrail’e karşı savaşan Yaser Arafat, daha sonra Kuveyt’te çalıştı.

Siyasi faaliyetlerine ara vermedi

Siyasi faaliyeti ise hiç durmadan sürdü. Gazze’ya döndükten sonra El Fetih örgütünü kurdu ve 1969 yılında Filistin Kurtuluş Örgütü’nün liderliğine seçildi. Kara Eylül olaylarından sonra Amman yönetimi kendisini ve mücadele arkadaşlarını sınırdışı edene kadar İsrail’e karşı mücadelesini önce Ürdün’den, sonra da Lübnan’ın başkenti Beyrut’tan yürüttü.

Tunus'a kaçış

1982 yılında İsrail ordusu Beyrut’un göbeğine kadar ilerleyince çareyi bu kez de Tunus’a kaçmakta buldu Arafat. Ancak bunu yine de büyük bir ahlaki zafere dönüştürmeyi başardı. O dönemde İsrail’in Lübnan harekatını yöneten bugünkü İsrail Başbakanı Ariel Şaron da bunun farkında. Bugün Şaron, kendi deyimiyle, o zaman Arafat’ı öldürtmemiş olduğundan pişmanlık duyuyor.

Yaser Arafat ise, Tunus’ta başarılarının doruğuna çıktı. 1988 yılında, işgal altındaki bölgelerde ilk intifadanın devam ettiği günlerde, bağımsız bir Filistin devleti ilan etti. Bir süre sonra İsrail’in o dönemdeki Başbakanı İzak Rabin’le bir barış anlaşması imzaladı ve Filistin’e geri dönmeyi başardı. Bu tarihi uzlaşma, 1994 yılında Arafat’a Nobel barış ödülünü getirdi.

Barış umutları suya düşüyor

Fakat bu uzun sürmedi. Rabin’in, fanatik bir Yahudi tarafından öldürülmesinin ardından, tüm barış umutları suya düştü. Arafat mücadelesini, işgal altındaki topraklarda oluşturulan Filistin Özerk Yönetimi lideri olarak sürdürdü. 1996 yılında Filistinliler'in yüzde 90’ının oylarıyla Başkanlık görevine de seçildi.

Fakat 2000 yılında Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Bill Clinton’ın tüm ısrarlarına rağmen İsrail’le yeni bir uzlaşma sağlanmasına ramak kala, görüşmeleri sonuçsuz bırakınca, işler tersine döndü. Bugün Arafat, İsrail ordusunun üç yıl önce büyük kısmını yerle bir ettiği Devlet Başkanlığı Sarayı’ndaki çalışma odasında hemen hemen hapis hayatı yaşıyor. İsrail yönetimi kendisiyle görüşmeyi reddediyor, Amerika Birleşik Devletleri onu Ortadoğu sorununun önemli bir unsuru kabul ediyor. Batı Avrupalı politikacılar da kendisinden uzak durmayı tercih ediyor.

Halkın tepkisini çekiyor

Bunlar yetmiyormuş gibi, Filistin lideri Arafat artık kendi halkının tepkisini de çekmeye başladı. Bundan iki hafta önce Filistinliler yoksulluk ve yolsuzluklara ”hayır” diyerek sokaklara taştı. Arafat ancak uzun pazarlıklarla durumu denetim altına almayı başardı. Bir dönem yakın çalışma arkadaşı olanlar, Arafat’ın tüm yaşamı boyunca başkanlığı bırakmak istemediği kuşkusunu taşıyor.

DW TÜRKÇE'Yİ TAKİP EDİN