1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Arafat'ın Filistin mücadelesi

1929'da Kahire'de doğan Yaser Arafat, Filistin mücadelesinin simgesiydi. Yaşamı Filistin mücadelesiyle özdeşleşen Arafat, bağımsız bir Filistin devleti kurmak için yıllarca çabalarını sürdürdü. Arafat, son üç yıldır Ramallah'taki karargahında kuşatma altındaydı...

Filistin lideri Yaser Arafat, 29 Ekim'den bu yana Paris yakınlarındaki bir askeri hastanede tedavi altıdaydı...

Filistin lideri Yaser Arafat, 29 Ekim'den bu yana Paris yakınlarındaki bir askeri hastanede tedavi altıdaydı...

1929’da Mısır'da dünyaya gelen Yaser Arafat’ın asıl ismi Muhammed’di. Çoban, tüccar ya da Pakistanlı işadamı kılığında İsrail topraklarına baskınlar düzenlediği dönemde ise "Ebu Ammar" kod adını kullanıyordu. 1994'te, Nobel Barış Ödülü'nü alırken, artık ”Filistin lideri Yaser Arafat” olarak tanıyordu.

Arafat, Kahire Üniversitesi’ndeki öğrenimi sırasında Filistinli Öğrenciler Birliği'nin liderliğine seçildi. O dönemde uluslararası toplantılarda Filistin sorununun sözcülüğünü yapmaya başlayan Arafat, mezun olduktan kısa bir süre sonra Kuveyt'te inşaat mühendisi olarak çalıştı.

1958'de El Fetih örgütünü kuran Yaser Arafat, İsrail topraklarına düzenlediği vur-kaç eylemlerine bizzat katıldı. 1967’deki Arap - İsrail Savaşı'ndan sonra ise bir efsane haline gelmiş, Mısır lideri Cemal Abdül Nasır’ın desteğini almaya başlamıştı. Hatta Nasır, Arafat’ı Mısır heyetinin bir üyesi olarak Sovyetler Birliği'ne bile götürmüştü.

Bütün örgütler FKÖ çatısı altında toplandı

Arafat, çok geçmeden bütün Filistin örgütlerini çatısı altında toplayan Filistin Kurtuluş Örgütü'nün başına geçti. İzlediği politikada iki önemli prensibi benimsedi. Bu prensiplerden ilki Filistin hareketini, herhangi bir Arap ülkesinin denetimi altına sokmamaktı. Bu nedenle, Suriye Devlet Başkanı Hafız Esad'la, yıldızları bir türlü barışmadı. İkinci önemli ilkesi ise Komünistlerden, radikal İslamcılara dek farklı görüşteki Filistinli grupları biraraya toplamaktı. Bu prensibi çiğnememek adına radikal grupların disiplisiz davranışlarına göz yummakla eleştirildi.

Filistinli grupların bu disiplinsizliği, Ürdün'de iç kargaşaya yol açtı. Ürdün güvenlik güçleri ile Filistin örgütleri arasında yaşanan kanlı çatışmalar, tarihe "kara Eylül" olarak geçti. Bunun üzerine Filistin Kurtuluş Örgütü, Ürdün'den Lübnan'a taşındı. Ama bu gelişme, Lübnan'daki etnik dengeleri bozdu. Ülkede patlak veren iç savaş yıllarca sürdü. İsrail’in, bu kargaşadan yararlanarak Lübnan'ı işgal etmesi üzerine Arafat, Lübnan’dan kaçmak zorunda kaldı. Yeni hamisi, Tunus olmuştu.

Birinci İntifada

Filistin hareketi, 1987'de, sokağa döküldü. Birinci İntifada sürerken 1988'de Filistin Devleti'nin kurulduğunu ilan etti. İsrail'in, "güvenlik içinde var olma hakkını tanıdıklarını" söylemesi ise Amerikan yönetiminin Filistin Kurtuluş Örgütü'nü, Ortadoğu sorununun taraflarından biri olarak tanımasına yol açtı.

1991’daki 1. Körfez Savaşı’ndan sonra Ortadoğu'da dengeler değişti ve Beyaz Saray'yın zoruyla, Ortadoğu barışı için görüşmeler başladı. 1993’de Yaser Arafat ile dönemin İsrail Başbakanı İzak Rabin arasında imzalanan Oslo Anlaşamsı ile, bölgede 2000 yılına kadar sürecek barış süreci başladı ve iki lider Nobel Barış Ödülü'ne layık görüldüler.

Şaron’un El Aksa’yı ziyareti

2000 yılında İsrail’de o zamanlar muhalefette bulunan Ariel Şaron’un Müslümanlar tarafından kutsal El Aksa’yı ziyaret etmesi ise II. İntifada’nın başlamasına neden oldu. Bu süreçte, ilk Filistin yönetimi içindeki yetki krizi nedeniyle başbakanlığa getirilen Mahmud Abbas istifa etti, şimdiki Başbakan Ahmet Kurey ile yaşanan benzre bir kriz ise atlatılabildi.

Ancak kanıtlanamasa da yolsuzluk söylentileri, Filistin yönetimine olan güveni sarstı. Arafat’ın acil durumda görevlerini devredeceği 3 kişilik bir komite kurduğu haberleri ise henüz doğrulanmadı. Filistin yasalarına göre, Arafat’ın ölümü sonrasında Özerk Yönetimi’nin başkanlığı görevini, geçici bir süre için Filistin Yasama Konseyi’nin başkanı devralıyor ve ardından 60 gün içinde erken seçim yapılması gerekiyor.

DW TÜRKÇE'Yİ TAKİP EDİN