1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

ALMANYA

Ameliyatla bakirelik tartışılıyor

Almanya'da kadınlara danışmanlık hizmeti veren kuruluşlara kızlık zarını diktirmek için başvuruda bulunan göçmenlerin sayısında artış gözleniyor. Kadın hakları savunucuları halkın bu konuda aydınlatılmasını istiyor.

default

Almanya’da pazar akşamları en çok seyredilen televizyon programı, Türkçeye ”Olay Yeri” olarak çevrilebilecek ”Tatort” adlı polisiye dizi sayesinde tabu olan bir konu gündeme geldi: Kızlık zarının dikilmesi. Pazar akşamı yayınlanan bölümde evlenmek üzere olan genç bir kadın, ailenin namusunu düşünerek, bakire olmadığını saklamak için kızlık zarını diktirmek istiyor ve bekâret zarını dikmeyi reddeden tıp öğrencisi ablasını öldürüyordu. Bu hayali bir hikâye olsa da kadın hakları savunucuları yaşanan bir gerçeğe işaret ederek, bekâretin ve dolayısıyla kızlık zarının hala önemsendiğine dikkati çekiyorlar. Bekâret muhafazakâr Müslüman toplumlarda olduğu kadar Yahudiler ve hatta bazı Hristiyanlar için de önem taşıyor. Ancak bakire olmamasına rağmen, kızlık zarını diktirmek isteyen genç kadınların çoğunu göçmen kökenli Müslümanlar oluşturuyor.

Kızlık zarını diktirmek isteyenler artıyor

Aile planlaması ve cinsellik konusunda danışmanlık hizmeti veren Pro Familia adlı derneğin Berlin şubesinde jinekolog olarak görev yapan Doktor Jutta Pliefke, kızlık zarının diktirmek için kendilerine başvuranların sayısının arttığını belirtiyor. Pliefke gözlemlerini "bu sadece bizim değil, diğer danışma merkezlerinin de gözlemlediği bir durum, bu yöndeki başvurularda artış söz konusu. Büyük olasılıkla internet ortamında chat yapanlar, kızlık zarının dikilmesi konusunda bilgi alışverişi yapıyorlar ve sonra da bize başvuruyorlar" sözleriyle aktarıyor.

Kızlar zor durumda

Doktor Pliefke, kaç kişinin kızlık zarını diktirmek üzere başvuruda bulunduğuna ilişkin kesin sayı vermenin mümkün olmadığını belirtiyor. Pliefke, bu konuda danışmak isteyen genç kızların kendilerini zor durumda hissettiğine işaret ediyor. Kızların bir bölümünün uzun süren ilişkilerde cinselliği serbestçe yaşadığını belirten Pliefke, çoğunlukla evlenmeden kısa bir süre önce, evlendikleri zaman bakire olduklarını kanıtlamak zorunda olduklarını fark ettiklerini kaydediyor. Pliefke, "bazı durumlarda ise kızlar cinsel şiddete uğramış, hatta bunu aile içinde yaşamış olabiliyorlar. Ve kızlık zarı yırtılmış olabileceği için de çok korkuyorlar" diyor.

Kadın hakları savunucuları ikilemde

Pro Familia derneği ve diğer danışma merkezleri kızlık zarının dikilmesine temelde karşı çıkıyorlar. Ancak bakire olmadığı için ailenin namusunu lekelediği gerekçesiyle, şiddet veya öldürülme tehditi ile karşı karşıya olan kızlara bu konuda yardımcı oluyorlar. Merkezi Tübingen’de olan Terre des Femmes kadın hakları derneği uzmanlarından Sibylle Schreiber, bunun jinekologlar arasında bir tabu olduğunu, bu nedenle kaç doktorun, ne kadar sıklıkla bu operasyonu yaptığına ilişkin sayı bulunmadığını belirtiyor.

"Bu son çare"

Schreiber, kızlık zarının dikilmesinin başvurulacak son çare olduğunu vurgulayarak, sözlerini "bize göre bu sadece kritik durumlarda başvurulabilecek bir yöntem, çünkü genç kızların hayatının korunması gerekiyor, ancak böyle durumlarda bu operasyon yapılabilir. Fakat biz bunun normal bir operasyon gibi görünmesine kesinlikle karşı çıkıyoruz. Çünkü bu ”bakirelik mitini” destekliyor. Çok önemli bir nokta da ki bunun halk arasında çok fazla bilinmediği görülüyor; kızların çoğunda (ilk ilişki sonrasında) kanama görülmüyor" şeklinde sürdürüyor.

Halkın aydınlatılması şart

Siyblle Schreiber kızlık zarı hakkında genç kızları ve ailelerini bilgilendirmek için kamuoyu çalışmaları yürüttüklerini dile getirerek, bu konuda diğer kuruluşların desteğinin önemine dikkat çekiyor. "Göçmenlere ait sivil toplum örgütleri ile dini derneklerin, kadınların cinsellik konusunda kendi seçimlerini özgürce yapmasını destekleyerek, bunun temel insan hakları arasında olduğunu söylemeleri bizi çok memnun ederdi" diyen Schreiber, böylelikle ”bakirelik miti"nin yıkılabileceğini ve genç kızların kendi özgür iradeleri ile ne yapacaklarına, kiminle evleneceklerine ve cinsel ilişki kuracaklarına karar verebileceklerini vurguluyor.