1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

YAŞAM

Altın Ayı ilk kez İran'a gitti

Almanya’nın başkenti Berlin’de bu yıl 61’nci kez düzenlenen Uluslararası Film Festivali’nde ödüller dün gece sahiplerini buldu. Berlinale'yi başından sonuna kadar takip eden Aydın Üstünel’in izlenimleri...

default

Berlinale, her zaman siyasi içeriği ağır basan bir festival oldu, bu yıl da festivalden, İran rejimine gayet açık bir siyasi mesaj gönderildi. Festivalin jüri heyetinde yer alması planlanan, ancak kısa bir süre önce İran'da hapis cezasına çarptırılan yönetmen Cafer Penahi ile dayanışma amacıyla, Berlinale'de iranlı sanatçının beş filmi gösterildi. Ayrıca Berlin'e gelen birçok sinemacı da, her fırsatta Penahi ile dayanışma içinde olduklarını dile getirdi. Ödül töreninde konuşan festival direktörü Dieter Kosslick, Berlinale’nin desteğini tekrarladı:

„Jüri başkanı Isabella Rossellini, açılışta Penahi’nin gönderdiği mektubu okumuştu. O mektubun son cümlesi şöyleydi: ‚artık birşey söylemeyeceğim’. Ortak bir arkadaşımız aracılığıyla Penahi’nin açılış töreninde kendisine gösterilen destekten, ertesi gün kırmızı halıda yapılan gösteriden haberi olduğunu öğrendik. Penahi, arkadaşına, başlangıçta kendini çok yalnız hissettiğini, ama olanları duyunca, dünyada bu ailenin bir ferdi olan hiçbir sanatçının yalnız olmadığını anladığını ve bu aileye mensup olmaktan çok mutlu olduğunu söylemiş. O burada değil, ama biz onun yanındayız. Belki çok birşey yapamadık, ama yaptıklarımız onun için çok şey ifade ediyordu. Kendisini can-ı gönülden selamlıyoruz buradan.“

Penahi gelemese bile İran Sineması, Berlinale'de kendini gösterdi. Oynadığı günden itibaren, en büyük favori olan ve günümüz İran toplumunda kadın-erkek ilişkileri, sınıf farkı, adalet ve şeref konularını işleyen Aşgar Ferhadi imzalı „Nadir ve Simin, Bir Ayrılık“, festivalde bugüne kadar benzeri görülmemiş bir başarıya imza attı. İki yıl önce de “Elly Hakkında” filmiyle Berlin'den Gümüş Ayı'yla dönen Ferhadi, jüri başkanı Rossellini’nin, Altın Ayı’nın bu yılki sahibini açıklamasının ardından şaşkınlığını dile getirdi:

„Gerçekten hiç tahmin etmiyordum bu ödülü kazanacağımı. İlk gelişimden sonra, sahneye bu kadar çabuk döneceğimi de düşünmedim. Hikaye anlatmayı öğrendiğim ülkeme, sabırlı insanlarıma teşekkür ederim. Ayrıca Cafer Penahi’nin de sorunlarının çözüleceğini ve kendisinin gelecek yıl buraya gelebileceğini umuyorum. Tüm ekibime ve Dieter Kosslick’e teşekkürler.“

Aşgar Ferhadi imzalı „Nadir ve Simin, Bir Ayrılık“, festivalde bugüne kadar benzeri görülmemiş bir başarıya imza attı

Aşgar Ferhadi imzalı „Nadir ve Simin, Bir Ayrılık“, festivalde bugüne kadar benzeri görülmemiş bir başarıya imza attı



„Nadir ve Simin, Bir Ayrılık“ ödüle doymadı

Altın Ayı’yı ilk kez İran’a götüren „Nadir ve Simin, Bir Ayrılık“ Berlinale’de sadece bununla yetinmedi. Ferhadi imzalı yapımın oyuncuları da jüri tarafından ödüllendirildi. Filmin kadın oyuncu ekibi toplu olarak en iyi kadın oyuncu dalındaki Gümüş Ayı’yı alırken, aktörler de en iyi erkek oyuncu ödülüne layık görüldü.

Jüri, en iyi yönetmen ödülünde ise, tercihini bir Alman sinemacıdan yana kullandı. Ulrich Köhler, Kamerun’da kalkınma yardımı çalışmaları yapan bir kişinin dramını konu eden „Uyku Hastalığı“ adlı filmi ile basın gösteriminde ıslıklanmıştı.

Béla Tarr imzalı „Torino Atı“na Jüri Büyük Ödülü verildi

Béla Tarr imzalı „Torino Atı“na Jüri Büyük Ödülü verildi



En iyi ikinci filme verilen Jüri Büyük Ödülü Macar usta Béla Tarr'ın yönettiği „Torino Atı“nın oldu. Ancak bunun son filmi olduğunu açıklayan Tarr, ödülü almak için geldiği sahneden tek bir kelime söylemeden indi.

Festivalin ilk 25 yılında direktörlüğünü yapan Alfred Bauer’in adına konan ve sinema sanatına yeni perspektifler sunan bir yapıma verilen ödül, Almanya’ya gitti. Daha önce belgesellerle adından söz ettiren Andres Veiel, ülkede 1960’lı yıllardaki terör dalgasından bir sayfa anlatan “Wer wenn nicht wir” – ”Biz Değilsek Kim” ile ödüle uzandı. En iyi senaryo dalında Gümüş Ayı, "The Forgiveness Of Blood” ile Joshua Marston ve Andamion Murataj’a giderken, yarışma bölümündeki bir „mükemmel sanatsal performans"a verilen Gümüş Ayı ödülü ise aynı filmden iki isme paylaştırıldı. Meksika-Fransa-Polonya-Almanya yapımı „El Premio“ – „Ödül“, sinematografi ve yapım tasarımı ile iki Gümüş Ayı aldı.

„Bizim Büyük Çaresizliğimiz“e ödül yok

61. Uluslararası Berlin Film Festivali’nin yarışma bölümünde gösterilen Seyfi Teoman filmi „Bizim Büyük Çaresizliğimiz“ ise Berlinale’de ödül alamadı.

Festivaldeki en iyi ilk yönetmenlik denemesine verilen ödül ise ABD yapımı „On the İce“ adlı filmin oldu. Andrew Okpeaha MacLean imzalı film, Alaska’da yılın büyük bölümünde buzlar altında kalan 5 bin nüfuslu bir kasabadan bir gerilim hikayesi.

„El Premio“ – „Ödül“, sinematografi ve yapım tasarımı ile iki Gümüş Ayı aldı

„El Premio“ – „Ödül“, sinematografi ve yapım tasarımı ile iki Gümüş Ayı aldı



Kısa metrajlılar

Festivalin “Berlinale Shorts” adlı kısa metrajlı film yarışmasında Altın Ayı, Güney Koreli kardeşler Park Chan-wook ve Park Chan-kyong imzalı “Paranmanjang” adlı yapıma verildi. Gümüş Ayı da Güney Kore’ye gitti ve Yang Hyo-joo „Pu-Seo-Jin Bam“ ile ödül sahibi oldu. Türkiye’den kısa metrajlı yarışmasına katılan ve Kürtçe çekilmiş olan Arin İnan Arslan imzalı „Pera Berbangê“ ise yarışmadan eli boş dönüyor. „Pera Berbangé“ köyleri boşaltıldığı için şehre yerleşmek zorunda kalan ve burada hayatta kalma mücadelesi veren Kürtlerin hikayesi.

Bağımsız jürilerin ödülleri

Uluslararası jürinin yanısıra Berlinale'de çok sayıda farklı jüri de ödül dağıttı. Yarışma bölümünün en iyi filmi olarak „Nadir ve Simin, Bir Ayrılık"ı seçen Ekümenik Jüri, tercihini Panorama'da Michal Aviad imzalı „Lo Roim Alaich", Forum'da ise Stéphane Lafleur'ün „En terrains connus" adlı filminden yana kullandı. Uluslararası Sinema Eleştirmenleri Federasyonu (FIPRESCI) jürisi ise Béla Tarr'dan „Torino Atı" (yarışma), Angelo Cianci’den „Dernier étage gauche gauche" (Panorama) ve Zeze Takahisa'dan „Heaven's Story" (Forum) filmlerini övgüye değer buldu. Alman Sinema İşletmecileri’nin ödülü de, „Wer wenn nicht wir“ adlı Alman filmine gitti.

Eşcinsel sinemanın en önemli ödülleri

Dünyanın en prestijli eşcinsel film ödülleri olarak kabul gören ve Berlinale’nin tüm bölümlerinden yapımlara verilen Teddy Ödülleri de sahiplerini buldu. En iyi film olarak Marco Berger imzalı Arjantin yapımı „Ausente“ ödüle layık görüldü. Film, bir öğrencinin öğretmenine şantajını konu ediyor. Teddy Jüri Ödülü ise Fransız yönetmen Céline Sciamma’nın çektiği „Tomboy“a verildi. „Tomboy“ erkek çocuğuna benzediği için, yeni tanıştığı bir kıza karşı erkek çocuk rolü oynayan 10 yaşında bir kızın hikayesi. En iyi belgesel dalında ise Teddy, "The Ballad of Genesis and Lady Jaye” adlı eseri ile yönetmen Marie Losier’in oldu. Film, geçirdikleri ameliyatlarla giderek birbirine benzeyen bir çiftin aşk hikayesi. En iyi kısa metrajlı film ödülünü ise Barbara Hammer ve Gina Carducci imzalı „Generations“ ile yine Barbara Hammer imzalı "Maya Deren's Sink” paylaştı.

Marco Berger imzalı Arjantin yapımı „Ausente“ye Teddy Ödülü verildi

Marco Berger imzalı Arjantin yapımı „Ausente“ye Teddy Ödülü verildi




Halk ödülleri

Panorama bölümünde dağıtılan izleyici ödülleri ise iki dalda veriliyor. Kurgusal film ve belgesel film. Bu ödüllerden ilkini alan Icíar Bollaín imzalı İspanya-Fransa-Meksika ortak yapımı „También La Lluvia“ („Yağmur Bile“), bir film içinde film ve Bolivya'daki su savaşını sahne olarak kullanıp, ülkedeki Kızılderili halkın Kristof Kolomb'un gelişinden bu yana nasıl sömürüldüğünü konu ediyor. Alman Britta Wauer’in çektiği „Im Himmel, Unter der Erde. Der Jüdische Friedhof Weißensee“ adlı belgesel, Berlin’in kuzeyinde, 86 futbol sahası büyüklüğünde ve UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası olarak kabul edilen Yahudi mezarlığının hikayesi.

Forum bölümünde verilen Caligari Film Ödülü’nün bu yılki sahibi ise "The Ballad of Genesis and Lady Jaye” oldu. Alman Sineması’nda Perspektifler bölümünün ödülü olarak kabul gören ve, bugüne kadar Fransa ile Almanya’dan gençlerin oluşturduğu, artık her yıl üçüncü bir ülkenin de dahil edilmesini öngören uygulama ile bu yıl Bosna-Hersek’ten gençlerin de katıldığı jüri tarafından verilen ödül, Alman yönetmen Dirk Lütter imzalı “Die Ausbildung” adlı filme verildi. Yapım, meslek eğitimi gören 20 yaşında bir gencin, yeniden yapılanma süreci içinde bulunan işletmede farklı talepler arasında ezilmesini beyazperdeye aktarıyor.

Çeçenistan'daki huzursuzluk

Uluslararası Af Örgütü’nün Berlinale’de verdiği ödül ise Mantas Kvedaravicius imzalı Finlandiya-Litvanya ortak yapımı “Barzakh” adlı belgesele gitti. Adını, eski bir Sufi inanışına göre, Çeçence yaşam ile ölüm arasındaki mekana verilen isimden alan “Barzakh”, Çeçenistan’da hakim olan siyasi ve sosyal belirsizlik ve tedirginliği gözler önüne seriyor.


© Deutsche Welle Türkçe


Aydın Üstünel, DW Berlin


Editör: Nihat Halıcı

Önerdiğimiz linkler

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız