1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Almanya’nın ’sol geçmiş’le imtihanı

20 yılı aşkın süredir cezaevinde bulunan Kızıl Ordu Fraksiyonu'nun üyerinden Brigittie Mohnhaupt’un 'cezasını tamamladığı' gerekçesiyle tahliye edilmesinin gündeme gelmesi, Almanya'da tartışma yarattı. Kamuoyu ikiye bölünmüş durumda.

Dört örgüt lideri hücrelerinde ölü olarak bulununca öldürüldüler iddiası ortaya atıldı.

Dört örgüt lideri hücrelerinde ölü olarak bulununca "öldürüldüler" iddiası ortaya atıldı.

1970’li yıllarda sansasyon yaratan eylemlere imza atan Almanya’nın en bilindik sol örgütü Kızıl Ordu Fraksiyonu (RAF) üyelerinden bazıları cezaevlerinde cezalarını doldurmaya devam ediyor. “Kızıl Ordu örgütünün ikinci kuşak lideri” olarak bilinen Brigitte Mohnhaupt bu mahkumlardan biri. Şimdi, beş kez ömür boyu hapse mahkum edilen 57 yaşındaki Brigitte Mohnhaupt’un “cezasını tamamladığı" gerekçesiyle tahliye edilmesi gündemde.

Güvenlik güçlerinin uzun yıllar aradığı Brigitte Mohnhaupt, 11 Aralık 1982’de yakalandı. Brigitte Mohnhaupt, yaklaşık üç yıl süren yargılama sonunda, 1985 Nisan’ında mahkum oldu. Sanık, aralarında Federal Başsavcı Siegfried Buback, İşverenler Birliği Başkanı Hans-Martin Schleyer ve Dresdner Bank Yönetim Kurulu Başkanı Jürgen Ponto’nun öldürülmesinin de bulunduğu pek çok saldırı ve eylemden sorumlu görüldü ve beş kez ömür boyu artı 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Toplum güvenliği için tehdit mi?

Almanya Federal Savcılığı, Brigitte Mohnhaupt’un hapiste geçirdiği sürenin bu yılın 26 Mart’ta 24 yılını doldurduğunun dikkate alınarak sanığın tahliye edilmesi için Baden Würtemberg Eyalet Yüksek Mahkemesi Başkanlığı’na yazı yazdı. Savcı Hemberger, Brigitte Mohnhaupt’un ömür boyu hapis cezasının affedilerek, Mart ayı sonundan itibaren salıverilmesi talebinde bulunduğunu açıkladı.

Alman Ceza İnfaz Yasası, bu tür durumlarda “mahkumun toplumun güvenliği açısından bir tehlike meydana getirmemesini” belirleyici kabul ediyor. Kızıl Ordu’nun liderlerinden Brigitte Mohnhaupt, cezaevinde uzun yıllar “ıslah olmaz” olarak değerlendirildi.

Ancak mahkumun halen bulunduğu Bavyera’daki Aichach Cezaevi Müdürlüğü tarafından hazırlanan son resmi değerlendirmelerde, “Brigitte Mohnhaupt’un artık toplum için bir tehdit oluşturmadığı” vurgulandı.

Kurbanların aileleri af istemiyor

90’lı yıllarda Kızıl Ordu davası sanıklarına yönelik af kampanyasıyla bilinen, dönemin Federal Adalet Bakanı Klaus Kinkel, Brigitte Mohnhaupt’un 24 yıl hapis yatarak hatasının bedelini ödediğini, artık kendisine yeni bir fırsat tanınması gerektiğini söyledi. Dışişleri Bakanlığı görevinde de bulunan Kinkel, Mohnhaupt ile birlikte halen cezaevindeki Kızıl Ordu Fraksiyonu davası mahkumlarından Christian Klar’ın da affedilmesi gerektiğini savundu: “İşledikleri korkunç hataların bedelini ağır şekilde ödeyen bu insanları affetmek hem yasal, hem de bu insanların artık ileri bir yaşta olduğu düşünüldüğünde toplumsal vicdan bakımından da önem taşıyor. Alman hukuk mevzuatı, pişmanlık sergileyen ve tehlike arz etmeyen bir kişinin affedilmesini öngörür.”

Kızıl Ordu Fraksiyonu’nun öldürdüğü kişilerin aileleri ise affa sıcak bakmıyor. Almanya İşverenler Birliği eski Başkanı Hans-Martin Schleyer’in küçük oğlu Jörg, Brigitte Mohnhaupt’un cezaevinde şiddetin çözüm olmadığını kabul ettiğini bildiğini, ancak Mohnhaupt’un geçmişteki eylemlerinin ailelerini tahrip ettiğini söyledi.

68 kuşağı

Baader-Meinhof çetesi olarak da anılan Kızıl Ordu Fraksiyonu, 1968 Nisan ayında Andreas Baader ve Gudrun Ensslin isimli iki üniversite öğrencisinin, Vietnam savaşını protesto amacıyla Frankfurt’ta bir alış veriş mağazasının yakması olayından doğdu. Olaya karışan Andreas Baader ve Gudrun Ensslin, yakalanarak konuldukları cezaevinden gazeteci Ulrike Meinhof’un giriştiği bir eylemle kurtulmayı başardı.

1972 yılında RAF’ın ilk kuşak liderleri tutuklandı. Ancak Kızıl Ordu Fraksiyonu’nun eylemleri sürdü; özellikle 1977 yılında Alman Sonbaharı olarak bilinen eylemler dizisini gerçekleştirdi. Örgüt, 30’dan fazla kişinin ölümüne, pek çok kişinin de yaralanmasına yol açtı. Alman devletini emperyalist ve faşist olmakla itham eden örgüt, uluslararası devrim hareketi ile dayanışma adı altında özellikle Arap ve Filistinli militanlarla ortak eylemlere girişti.

Şüpheli intiharlar

1976’da Ulrike Meinhof hücresinde ölü olarak bulundu. Meinhof’un “intihar ettiği” açıklandı. 1977 yılında RAF üyeleri Alman Lufthansa hava yolu şirketine ait bir yolcu uçağını kaçırarak uçağı Somali’nin başkenti Mogadişu’ya indirtti. Güvenlik güçlerinin uçağı düzenlediği operasyonda dört eylemciden üçü öldürüldü, uçaktaki yolcular ise zarar görmedi.

Ama işin en ilginç tarafı ’kurtarma operasyonu’nundan sadece birkaç saat sonra, RAF’in birinci kuşak lider kadrosundan Andreas Baader, Gudrun Ensslin ve Jan-Carl Raspe’nin hücrelerinde ’ölü olarak bulunmaları’ydı. Resmi makamlar üç örgüt mensubunun intihar ettiğini söyleserler de, öldürüldüklerine dair iddialar haha varlığını koruyor.

RAF, cinayetlerin de kapsayan eylemlerini 1998 yılına kadar sürdürdü. Bu tarihte RAF basın yayın organlarına “örgütün dağıldığını” duyaran bir açıklama gönderdi. Tutuklanan toplam 26 örgüt mensubundan dördü hala cezaevinde.
  • Tarih 23.01.2007
  • Hazırlayan Gundula Geuther/DW, Ajanslar
  • Yazdır Bu sayfayı yazdır
  • Kısa link http://p.dw.com/p/AZX3
  • Tarih 23.01.2007
  • Hazırlayan Gundula Geuther/DW, Ajanslar
  • Yazdır Bu sayfayı yazdır
  • Kısa link http://p.dw.com/p/AZX3

DW TÜRKÇE'Yİ TAKİP EDİN