1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

ALMANYA

Almanya'nın 'kanunsuz hâkimler'i

Bazı göçmenler Alman hukuk devletine paralel bir adalet sistemi mi oluşturuyor? Uzmanlar, böyle bir sistemin olduğunu kabul etse de, arabulucular aracılığı ile işleyen bu sistemin yaygın olmadığı görüşündeler.

Almanya'da yaşayan bazı Müslümanların, aralarındaki anlaşmazlıkları çözmek için Alman mahkemeleri yerine güvendikleri arabuluculara başvurduğu biliniyor. Bu durum Alman hukuk devleti açısından bir tehlike oluşturuyor mu? Hrıstiyan Birlik Partileri (CDU/CSU) Alman Meclis Grubu tarafından  düzenlenen bir sempozyumda, bu soruya yanıt arandı.

İslamî paralel adalet


Almanya'da bu konuya ilk dikkat çekenlerden biri Alman gazeteci Joachim Wagner oldu. Wagner, bazı Müslüman grupların “biz sorunu kendi aramızda çözeriz” mantığıyla, paralel bir adalet sistemi oluşturduğunu öne sürüyor. Bu sistemin nasıl işlediğini “Kanunsuz Hâkimler” (Richter ohne Gesetz) adlı kitabında anlatan Wagner, mirastan ailevî sorunlara, adam yaralamaya kadar farklı anlaşmazlıkların arabulucular tarafından çözüldüğünü dile getiriyor. Bremen, Berlin ve Essen kentlerinde konuyla ilgili araştırma yapan Wagner, "İslamî paralel adalet" olarak adlandırdığı bu sistemin beş hedefi olduğunu söylüyor: “Polisi mümkün olduğunca anlaşmazlıkların dışında tutmak, devletin yargılama yetkisini kabul etmemek, suç işleyen kişiler ve mağdur olanlar arasında yargıya başvurmadan adalet sağlamak, ekonomik çıkarları korumak ve kan davasını engellemek." Wagner, ekonomik çıkarlarla "uyuşturucu ve insan ticareti ile oyun salonları ve kahvelerin kiralanmasında, belirli bir bölge için verilen mücadelenin" kast edildiğini belirtiyor.

Wagner, örneğin polise verilen ifadelerin mahkemede değiştirildiğini, böylelikle de suç işleyenlerin ceza almadığına dikkat çekiyor. Wagner, İslamî paralel adalet sistemine karşı mücadele çağrısında bulunuyor.

"Paralel adaletin" İslam ile bağlantısı

Ancak, konuyla ilgili bilimsel bir araştırma yapılmadığı için arabuluculuk sisteminin ne kadar yaygın olduğu bilinmiyor. Berlin Tiergarten Sulh Mahkemesi Başkan Yardımcısı Peter Scholz, başkentte bu tür arabuluculuk olaylarıyla çok az karşılaşıldığını belirtiyor. İslamî paralel adalet sistemi kavramına karşı çıkan Scholz, arabuluculuğun İslamiyet ile pek ilgisi olmadığına, bunun Kürt veya Arap ailelerin aşiret yapısından kaynakladığını dile getiriyor. "Göçmenler arasında arabuluculuk yaptığı bilinen kişiler arasında İslam'ı kullananlar veya davranışlarına neden olarak gösterenler olabilir" diyen Scholz, "ancak bunun İslamî bir olgu olmadığını, burada İslamî kuralları uygulamanın veya şeriatın söz konusu olmadığını" vurguluyor.

Scholz, Alman hukuk devletinin sınırları dahilinde, Müslüman göçmenlerin aralarındaki sorunları kendi yöntemleri ile çözebileceğini savunuyor. 


Berlin'de Türk ve Arapların yoğun olarak yaşadığı Neukölln semtinde bulunan Arap-Alman Merkezi adlı dernekte çalışan Nadir Halil ise arabulucular konusunda uyarıda bulunuyor. "Arabulucu olarak nitelenen bu kişiler, ellerindeki kartvizitlerle kentin çeşitli yerlerinde faaliyette bulunuyor, kendilerini vatandaş ile hukuk sistemi arasında bağlantı kuruyor gibi gösteriyor, polis ve hâkimleri tanıdıklarını iddia ederek, insanları kandırıyorlar" diyen Halil, arabulucuların İslam ile ilgisinin olmadığını, ama İslamî kuralları uyguluyormuş gibi davrandıklarını söylüyor. Bu konudaki gözlemlerini anlatan Halil, arabulucuların kim daha çok öderse veya taraflardan hangisi güçlü ise o tarafın dediğini yaptığını ifade ediyor. Halil, arabuluculara karşı mücadele edilmesi gerektiğini vurguluyor.

Arabuluculara şartlı yeşil ışık

Alman hükümeti de ülkedeki hukuk sistemine paralel olarak gördüğü bu sisteme karşı nasıl bir tavır izlenmesi gerektiğini tartışıyor. Almanya Adalet Bakanlığı bünyesinde İslam hukukuna ilişkin bir bölümün oluşturulması planlanıyor.

Hrıstiyan Birlik Partileri Uyum Görevlisi Michael Frieser de hukuk devleti sınırları içinde kaldığı sürece, anlaşmazlıkların çözümünde arabulucuların kabul edilebileceği görüşünde. Hrıstiyan Birlik, ancak ceza hukuku alanına giren olaylarda, arabuluculuğa karşı çıkıyor. 

Frieser, göçmenlerin uyumu açısından bakıldığında da Alman hukuk sistemine paralel bir düzeninin kabul edilemeyeceğini vurguluyor. "Uyum, ancak uyum sağlanması istenen sisteme güven duyulduğu zaman başarıya ulaşabilir. Yanlış olan, devletimizi kabul etmeyen paralel bir sistemi kabul etmek uyum sürecinin önünde engel oluşturur” diyen Frieser, göçmenleri anlaşmazlıkların çözümünde "arabulucuların aracılığına zorlayan" sistemle mücadele edeceklerini belirtiyor.

© Deutsche Welle Türkçe

Haber: Jülide Danışman / Berlin

Editör: Murat Çelikkafa

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız