1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

EKONOMİ

Almanya'nın ihracat ikilemi

Piyasalar ne zaman yeniden düze çıkacak? Krizin etkileri ne zaman tamamıyla ortadan kalkacak? Bunlar son dönemde uzmanların bulmak için en fazla can attıkları soruların başında geliyor.

default

İhracat geçtiğimiz yıllarda Alman konjonktürünün belkemiğini oluşturuyordu. İki haneli büyüme rakamlarına alışık olan sektör, küresel mali krizle birlikte ağır bir darbe aldı. Dünya çapında mallara talebin azalmasıyla, Alman ihracatı trajik bir düşüş yaşadı. Almanya'yanın en büyük artısı dezavantaja dönüştü, ihracat ve sanayiye dayalı ekonomik sistemin gelecek için işlerliği sorgulanmaya başladı.

Alman Ekonomik Araştırma Enstitüsü Direktörü Michael Hüther, ihracata dayalı ekonomik sistemin küreselleşme döneminde de kâr edebileceği görüşünde. Alman ekonomisinin ihracata bağımlılık nedeniyle kaygan bir zeminde bulunduğu yönündeki görüşlere katılan Hüther, ancak istisnaların da bulunduğuna dikkat çekiyor. Hüther, şu açıklamayı yapıyor: "İlk olarak kalkınmakta olan ülkelerdeki büyüme gücüne bakmak gerek. Bu ülkeler son on yılda Alman ihracat ekonomisi için büyük önem kazandı. Bu ülkelerde dünya ekonomisinin geneliyle kıyaslandığında ortalama iki kat daha güçlü bir büyüme dinamiği göze çarpıyor. Soru, bu ülkelerde varlığımızı sürdürüp sürdüremeyeceğimiz."

"İhracatta büyük öneme sahipler"

Hızla gelişen Polonya, Çin, Rusya, Çek Cumhuriyeti, Macaristan ve Türkiye gibi ülkeler Alman ihracatı için giderek artan bir öneme sahip. 2000-2007 yılları arasında Almanya'nın ihracatındaki artışın üçte biri gelişmekte olan ülkeler sayesinde yaşandı. Bu ülkelerin Alman ihracatındaki payı bu yıllar arasında yüzde 18'den yüzde 25'e yükseldi. Bu, yaklaşık 130 milyar euroluk bir artışa karşılık geliyor.

Alman Ekonomik Araştırma Enstitüsü Direktörü Hüther; Çin, Rusya ve Polonya'nın Alman ihracatında aynı sanayi ülkeleri Fransa ve Hollanda gibi yüzde 6'lık payları olduğuna dikkat çekiyor.

Hüther, gelişmekte olan ülkelerde büyümenin süreceği ve bu ülkelerin krizden daha çabuk çıkacağı görüşünde. Uluslararası Para Fonu IMF'nin tahminlerine göre gelişmekte olan ülkelerde bu yıl ortalama yüzde 5'lik ekonomik büyüme kaydedilecek. Hüther, bu ülkelerin sanayileşme sürecinde makine, tesisler ve nakliye araçlarına ihtiyaç duyduğuna dikkat çekerek, Alman ihracat sanayisinin bu durumdan yararlanabileceğini vurguluyor.

"Latin Amerika'ya ihracat azaldı"

Ancak bir yanda fırsatlar doğarken, diğer yanda ticaret önündeki engeller başarıları frenleyebiliyor. Alman Ekonomik Araştırma Enstitüsü Direktörü Hüther, Latin Amerika örneğini veriyor ve Brezilya, Meksika ve Arjantin'e yapılan ihracatın 2000 yılına oranla azaldığına işaret ediyor. Hüther'e göre bu azalmanın nedeni Dünya Ticaret Örgütü'nün Doha turu müzakerelerinden yıllardır sonuç alınamaması: "Bu, Doha Turu müzakerelerinde gerçek ilerlemeler kaydedilememesinin bedelini bize bir kez daha gösteriyor. AB'nin B stratejisini fark etmekte yaşadığı zorluk da bunda rol oynadı. Diğer ülkeler her yerde çoktan ikili anlaşmalara imza attı. Ama tabii ki bu da zor. Çünkü ikili anlaşmalar imzalamaya rıza gösterirseniz, asıl çözüm, yani A stratejisi için verilen çabaları zayıflatmış olursunuz. Bu bir ikilem... Bu nedenle Doha müzakerelerinin bütün imkanlarımızı kullanarak bir sonuca ulaştırılması bizim için büyük önem taşıyor."

Ancak Alman hükümetinin bu konuda yalnız başına harekete geçmesi zor. Bu nedenle federal hükümet kriz döneminde Alman ihracatçıları kredi kefaletleriyle destekleyerek, güçlü bir şekilde büyüyen, ancak riskli olan dış piyasalara erişimi kolaylaştırmaya çalışıyor. Hükümetin ihracat kredi kefaletlerinin tutarı 2009'da bir önceki yıla göre yüzde 8'lik artışla 22 milyon 400 bin euroyu bularak rekor kırmıştı.


© Deutsche Welle Türkçe


Sabine Kinkartz / Çeviri: Banu Ertek


Editör: Beklan Kulaksızoğlu