1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Almanya'da insan hakları 160 yaşında

Alman halkına temel hak ve özgürlükler sağlayan belge bundan tam 160 yıl önce 27 Aralık 1848'de kabul edildi. Belge, bugün geçerli olan temel hakların özünü oluşturuyor.

İnsan hakları bildirisinin kabul edilmesi, Berlin'de düzenlenen törenlerle kutlandı

İnsan hakları bildirisinin kabul edilmesi, Berlin'de düzenlenen törenlerle kutlandı

"Birey özgürlüğü ihlal edilemez" ilkesi Federal Almanya Cumhuriyeti Anayasası'nın ikinci maddesinde yer alıyor. Bu ilke, Almanya'da yaşayan her birey için geçerli. Alman Anayasası'nda temel hak ve özgürlükleri koruma altına alan bu maddenin geçmişi ise eskilere dayanıyor. Dünyada Fransız devriminin estirdiği rüzgarının etkisiyle o dönemlerde Almanya'da da hak ve özgürlüklerin temeli atılmıştı. Almanya'da temel hak ve özgürlükler, 27 Aralık 1948 yılında bir belge üzerinde oluşturuldu, ardından ise günümüz Almanyası'nın anayasasına girdi. O dönemde kabul edilen belge, Alman anayasa tarihinin bir mihenk taşı olarak görülüyor.

Zor bir süreç yaşandı

Almanya'da anayasa ile güvence altına alınan temel hak ve özgürlükler bugün demokrasinin vazgeçilmez bir parçası olarak görülse de, bundan tam 160 yıl önce bu hakları talep edenlerin verdiği mücadele zorlu ve kanlı oldu. Bireyin özgürlüğü, kanun önünde herkesin eşit muamele görmesi, düşünce ve inanç özgürlüğü gibi temel hak ve özgürlükler, ilk olarak 27 Aralık 1848 yılında, Frankfurt'ta toplanan Kurucu Meclis tarafından onaylandı. Dokuz ana maddeden oluşan belgenin resmi kabulü ise anlaşmazlıklar yüzünden bir yıl sarktı. Frankfurt'taki Max Plank Enstitüsü Avrupa Hukuku Tarih Bölümü Başkanı Profesör Michael Stolleis, halk ayaklanmalarının yoğunlaştığı 1848 yılında benimsenen temel hak ve özgürlükler belgesinden önce de bireysel hakların Kuzey ve Güney eyaletlerde varolduğunu ancak bunların yasal güvence altında olmadıklarına dikkat çekiyor. Stolleis, "Vatandaş, temel hak ve özgürlükler yasasından önce de Alman Konfederasyonu'nda hak sahibiydi ve bunları talep edebiliyordu ancak bu haklar anayasanın monarşiden bağımsız hazırlanması yüzünden yaptırım gücüne sahip değildi ve kralın kararları yasalardan önce geliyordu. Yani sansür, bazı kişi ve kurumlara tanınan bireysel, siyasi ve ekonomik ayrıcalıklar yaşanan keyfi bir durum hakimdi" diye konuşuyor.

Fransız Devrimi'nin etkisi

Monarşinin bu gücünü kırmak isteyen yeni Kurucu Meclis, Fransız Devrimi'nin etkisiyle Avrupa'da yaşanan yenilik rüzgarlarından faydalanmak, temel haklar ve özgürlükleri bir an önce hazırlamak istiyordu. 27 Aralık 1848'de Frankfurt'taki Aziz Paul Kilisesi'nde toplanan Kurucu Meclis, Alman halkının "Temel Hak ve Özgürlükler Belgesi"ni onayladı. Kan bağından gelen bütün hak ve özgürlükleri geçersiz ilan etti ve "Yasalar önünde bütün Almanlar eşittir" prensibi benimsendi.

"Her Alman, düşüncesini yazılı, sözlü ve görsel olarak sergilemekte göstermekte özgürdür" maddesi kabul edildi. Ayrıca "Basın - yayın özgürlüğü hiç bir koşulda kısıtlanamaz" ilkesi vurgulandı. Frankfurt'taki "Aziz Paul Kilisesi'nde yapıldığı için bu kilisenin adıyla anılan düzenleme, Almanya Konfederasyonu üyelerinden Prusya ve Avusturya'nın ayak diremesi sonucu ancak 28 Mart 1849'da kabul edildi. Hukuk profesörü Michael Stolleis, bugün geçerli olan Alman anayasasını eline alan herkesin, 1848'de onaylanan "Aziz Paul Kilisesi Anayasası" ile benzerliğini fark edeceğini söylüyor. "Özü aynı" diyen Stolleis şöyle devam ediyor:

"Gösteri özgürlüğü, düşünce özgürlüğü, basın yayın özgürlüğü, mülk edinme, mirastan yararlanma, özgürce meslek seçebilme, serbest dolaşım hakkı gibi düzenlemeler kökeninde aynı. Temel hak ve özgürlükler yasası ile de bütün bu hak ve özgürlükler kayıtsız şartsız yasal geçerlilik kazandı. Öncesinde bunlar yasa koyucunun sunduğu bir hizmet gibiydi."

Temel ve hak ve özgürlüklerin çerçevesi

Ancak değişen dünya ile birlikte temel hak ve özgürlüklerin sınırları genişliyor. Bu nedenle Almanya'da kökeni 1848'e dayanan hak ve özgürlüklerle ilgili düzenleme, günümüze dek büyük değişimden geçti ve şimdi bu konuda evrensel kurallar geçerli. Ortaya çıkan yeni sorunlarla birlikte günümüzde varolan yasal düzenlemeler de temel hak ve özgürlükleri kimi zaman korumaya yetmiyor. Almanya'da her yıl yaklaşık 5000 kişinin, anayasa ile güvence altında olan temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiği iddiası ile mahkemeye başvurması, bunun bir göstergesi.

DW TÜRKÇE'Yİ TAKİP EDİN